15 Ocak 2026 Perşembe

Cesaret 2 - Aynayı Kırmak


Yeni yollara çıkmak cesaret ister belki, ama konum değiştirmeden yapılan yolculuktan bahsedeceğim ben.

İnsan , çocukluktan itibaren görülme ihtiyacı olan sosyal bir varlık. İlk ayna annemizin ve/veya bakım veren yakın çevrenin gözüdür; orada sevilmeye değer olduğunu gören kişi , ben değerliyim kabulü ile başlar hayata.

Bizim kuşakta sevginin açıkça ifade edilmesi, çocuğa "gerekmedikçe" ilgi gösterilmesi pek yaygın değildi. Kendi ailemde de , etrafımda da bugün bizim doğru kabul ettiğimizden çok daha farklı bir ebeveynlik anlayışı vardı.

Çocukken doyurulmayan o görülme açlığının, yetişkinliğimizde hâlâ kendini hissettirmesi bir eksiklik değil;sadece şefkat bekleyen çok insani bir sızı. Giderilmemiş ihtiyaçların telafisi var mı? Ben olduğuna inananlardanım, zira kişisel gelişim sevdalısıyız:) 

Aynayı kırma cesareti rotayı başkalarından çekip kendi içine çevirebilmekte . Kuyuya bakan aslan hikayesindeki gibi...Bir düşman yok, dışarıda bir "taklitçi" yok, dışarıda bir "hasetçi" yok. Hepsi bizim iç dünyamızdaki bir parçanın dışarıya yansıyan gölgeleri. Aynayı kırıp o gölgelerle uğraşmayı bırakınca, geriye kalan sadece "ben" ,ve o "ben", her türlü onaydan daha değerli.

Sevgiler...



1 yorum:

  1. Bu bence sadece başlangıç. Evet zor ve kıymetli. En önemlisi gerekli. Ancak insan aynayı içine tutsa ve kendisine eksikliğini hissettiği her şeyi verse, bunun için çabalasa bile, günün sonunda bir anlamı olmayabilir. Hatta belki de bu yolculuğa en başından çıkmamalıydım, ben artık böyle düşünüyorum. Yolculuk insana huzur, mutluluk ve türevini vermeyebiliyor. Bana vermedi. Ve sanırım, bunu diyeceğimi hiç düşünmezdim, pişmanım. Çünkü yalnız hissettiriyor. Bu konular ele alması keyifli ama uygulaması tatsız konular bence.

    YanıtlaSil