![]() |
| Canım İstanbul |
Boş zamana sahip olma ayrıcalığı can sıkıntısı denen illete çare bulmak zorunda bırakıyor bizi. Teknolojinin hızlı adımlarla ilerlediği bugünlerde boş zamanlar artıyor,elimizdekilerle oyalansak ta avunamıyoruz.
"Yaşam Bilgeliği Üzerine Aforizmalar" kitabından şöyle der ; boş zamana sahip ayrıcalıklı sınıf, onu anlamlı yaşayabilecek içsel birikime sahip değilse can sıkıntısı haline gelir. Tamam saygıdeğer filozof biz cahilliğimizden sıkılıyoruz, ama bir çıkış yolu söyle bari!
Üç grup hazdan bahseder filozof ; bedensel ihtiyaçları gidermekten alınan hazlar , doğa ve hareket ile (spor,dans hatta güreş , dövüş) alınan hazlar, ilgi alanı ve duyarlılık (edebiyat, sanat ,felsefe vb.) ile alınan hazlar.
Dışsal uyaranlar ortadan kalktığında kendi sınırlarımıza çekiliriz. Orada haz kaynağı bulamıyorsak,içsel boşluk bizi tekrar dış uyaran arayışına sürükler ve bu kısır döngü böylece devam eder.
Tahmin edersiniz ki filozof için, duyarlılıkları yoluyla haz duyan üçüncü grup en alası. Fakat bu istemekle edinilebilir mi? Tabi ki hayır, çünkü gerçek hazlar gerçek gereksinmelere dayanır diyor filozof. Popüler olduğu için yapılan sanatsal aktiviteler, entellektüel uğraşlar gerçek ihtiyaçlardan doğmamışsa sürdürülebilir değildir, can sıkıntısına çare olmaz. O zaman çare yine "kendini bil" noktasına geliyor.
İster içsel,ister dışsal odaklı olsun , kişi kendine gerekeni bildikçe , kendini bildikçe hayat güzel. Burada Mevlanayı anmadan geçmeyelim ; "Can, beden kafesinde sıkışmış bir kuş gibidir. Kafesi ne kadar süslersen süsle, kuşun canı hep uçmak, özgür olmak ister."
Sevgiler...

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder