Ana içeriğe atla

İnsan Doğası


İnsanın doğası kötü, iyi olmayı sonradan zorunluluk ya da kabullenme yoluyla öğreniyoruz. İyi olmaya zorlayan baskılar kimisi için inanç , kimi için toplumsal kabul kimisi için yasal yaptırımlar. Ama hepimiz doğuştan kötü olmaya meyilliyiz. Allah'ın insanlara verdiği en büyük imtihan bu kötülüğü yenmek sanıyorum.

Kemal ve Eylül'ü gözlemleyerek bu kanım daha da kuvvetlendi. İkisi de toplumsal birey değiller henüz(tam anlamıyla en azından). Onlar için ne istedikleri önemli, kabul görmek değil. Böylece  bir başka çocuğun ağlaması, canının yanması(karşılığında ceza görmeyecekse), üzülmesi zerre umurlarında değil. Tek dertleri kendi mutlulukları.
Hal böyle olunca çevremdeki bunca kötüler itaat etmeyen,cesur ve gerçek kişiler mi acaba? Yoksa ilkel benliği aşamamış gelişememiş kişiler mi? Sanırım ben ikinci pencereden bakıyorum.
Bazen iyiliğin korkaklıktan ileri geldiğinin farkına varıyorum.

İnsan sevdiklerinin kötü yönlerini yumuşatmaya ne kadar müsait, kendi şahsıma Kemal ve Eylül'ün her türlü defosunda iyi bir taraf bulduğum farkına varıyorum. Bu bakış açısı karşıdan çok sevimsiz, her türlü edepsizliği hoşgören aşırı yanlı ebeyn olmak istemiyorum. Ama sanki o yöne meyilim fazla gibi. Çocuğunu kayıtsız şartsız sevmekle her türlü yanlışını hoş görmek arasında ince bir çizgi var.
Annelik le ilgili yaşadığım kaygılardan biri de bu , dengeyi nasıl sağlarım emin olamamak. Eleştirmeden doğruyu göstermek, kendi sorumluluğunu taşımasını isterken yanında olduğumu bilmesi. Böyle bir rol modelim yok, olmak istediğim gibi bir ebeynlik anlayışıyla büyümedim. Sanırım herkes ailesinden daha iyi anne baba olacağını düşünür fakat .....gerisi nasıl gelir bilemiyorum, bu benim henüz başında olduğum bir yolculuk.

Bu da böyle bir yazı...

Yorumlar