9 Haziran 2026 Salı

Hoş Seda - 09.06.26

 


Bugün hava mükemmel ve ben bahçede nöbetçiyim. Yeşillenmiş okul bahçesindeki rüzgarın sesi ve pırıl gökyüzü öylesine mutluluk verici ki içim içime sığmıyor turlarken.

Doğanın kuru ve kasvetli , halinden yeşil ve neşeli haline geçme hızına bakıp umutlanıyorum. Ülkemizin ve dünyanın hali de kuru ve kasvetli ama tamiri mümkün, inanıyorum.


Dün Eylül'ün doğum günü kutlamasını yaptık. Benim kutlamaları çok seven papatyam, her yıl kalabalık bir grup ile evde kutlamak istediği ve de aylar önceden bu kutlamanın hayaliyle yaşadığı için, haftanın önemli olayıydı. Bu tarz organizasyonlarda iyi değilimdir. Hazırlık sürecinde strese girsem de gönlünü yapmaya çalışıyorum. 

11 çocuk 7 anne ile benim için zor bir organizasyonu sağ salim tamamlamanın huzuru içindeyim. Sevdiğim anneler grubuyla keyifli bir akşam geçirdik. Çocukların arkadaş seçimleri, benim de kafaca uyuştuğum kişiler oluyor. En azından benim tecrübelerim böyle oldu bu güne kadar. Umarım sonrası da böyle devam eder.


Haftanın diğer önemli olayı Manifest konseriydi. İzdahama kurban gitmeden tamamladık şükür. Yaptığım sporların mükafatını ,konser boyunca kızımı kucağımda taşıyabilerek alacağımı bilemezdim:)

Aynı şarkıları iki kez söyledikleri enteresan bir deneyimdi,ama onun yaşındayken biz de spice girlcüydük anlıyorum onu:) 

Temmuzda Kemalle Gorillaz var bir de, kalabalık içinde benden utanç duyan ve tanışmıyormuşuz gibi davranan bir oğlanla konsere gidiyorum. Solo ebeveynlik çetrefilleri...

21 günlük beslenme maratonunun ilk haftası bitti, aferin bana. Nefret etse de yapabilme kabiliyetimi işe koştum, dayan yüreğim.

Buenos Dias ,duolingo'da ispanyoca çalışıyorum, bana sitem edenlere duo'da eklendi ,kendinle challenge'n ne zaman bitecek be kadın.

Haziranda yapılması gerekenlerin bir kısmı bitti , geriye kalanlar seyirlik işler. Seyirlik demişken mubiye ne güzel şeyler geldi öyle.

Sevgiler...




3 Haziran 2026 Çarşamba

Aklın Rehberliği , Yoga ve Akış


Dün duşta, suyun sesini duymadığımı fark ettim. Müziğim açıksa daha keyifliyim belki ama zihnim yine de 'an'da değil. Esas işittiğim; en son okuduğum metnin zihnimde yankılanan sesleri. İş , aile ya da arkadaş ortamında olmam fark etmiyor. "An"ı çıplak , olduğu gibi algılamıyor, esasen okuduklarım ışığında yorumluyorum. Bedenen olduğum yer ile zihnen olduğum yer bambaşka. Bu ikilik , bir nevi körlük gibi.

Çok çeşitli mecralardan, çok farklı metinler okuyorum. Substack bültenleri, bloglar,kitap ve dergi. Her şeyden biraz. O an ilgimi ne çekiyorsa. Yapay zeka, yeni dünya düzeni ,felsefe, tasavvuf ,psikoloji ya da roman... Her okuma ayrı bir düşünce, neticede hep düşünme.

Peki asıl olan hangisi? Kendi sesim hangisi ? İlgi alanları ve okumalar da kişinin kendinden bir parçadır nihayetinde, fakat yine de bilgiye fazla dayanmak ,kendi sesini kısar mı insanın? 

Mesnevi dördüncü kitapta şöyle der : "Akıl, geceleri yol gösteren bir kandile benzer; fakat kandil, gündüzün parlak güneşi yanında ne işe yarar? Güneş doğunca kandile bakmak, körlüktür."

Mevlânâ aklı tamamen değersiz görmez; aksine onu karanlıkta(dünya) yolumuzu bulmamızı sağlayan kıymetli bir kandil olarak tanımlar. Aklın rehberliği şarttır ancak insanın aradığı şey "Hakikat" ise, o hakikate ulaşıldığında akla ihtiyaç kalmaz. 

Yoga felsefesinde akıl, hakikate giden yolda temizlenmesi ve en sonunda aşılması gereken bir araçtır. Tıpkı Mevlânâ'nın kandili gibi, görevini tamamladığında geride kalır.

Patanjali’nin Yoga Sutraları daha ikinci cümlesinde yogayı şöyle tanımlar: "Yoga, zihnin dalgalanmalarını durdurmaktır."Zihin, tıpkı Mevlânâ’nın kandili gibi, karanlık dünyayı algılamamız için bir araçtır. Ancak zihin hareketli olduğu sürece arkasındaki gerçek Güneş’i, yani saf bilinci göremeyiz.

Bir süredir sevgili hocam Defne Suman rehberliği ile yoga yapıyorum. Defne Hoca, yoganın ne fiziksel ne de ruhsal, esasen kimyasal olduğunu ve ustalaşmanın( akıcılığın) düşünmeyi aradan çıkartabildiğimizde mümkün olduğunu söylüyor. Benim en zorlandığım kısım da burası, asanaları o kadar düşünüyorum ki o sırada hislerin farkına varamıyorum.

Hayattaki akıcılık ile yogadaki akıcılık tamamen aynı şeyler olsa gerek. Düşünmeden bilmek,  akışta olmak ve hissetmek. 

O zaman bol güneşli günler diliyorum.

Sevgiler...



28 Mayıs 2026 Perşembe

Neden Yazıyoruz?


Sevgili radyo z' nin yazısı üstüne bir yazı bu, neden yazıyorum?

Bana kalırsa kendini ve dünyayı anlamlandırmanın yolu kelimelerse,  yazmak istiyor insan. Okuyorum anlıyorum, yazıyorum anlatıyorum. Okumadığım şeyleri iyi anlayamadığım gibi yazmadan da anlatamıyorum. Kime anlatıyorum? En çok kendime. 

Bu blogun ilk açılma sebebi kendi dijital günce tutmaktı, ileride çocuklar da okumak ister belki  diye düşündüm, sonra okunmak ta istedim. İlk günlüğümü ilkokulda yazmaya başladım, pembe kilitli defterimi uzun süre azimle yazdım ama sonra yok ettim. 

Burada biraz daha havadan sudan, defterime daha içsel yazıyorum. Güne yoga ve yazı ile başlamışsam zihnim berraklaşıyor, gün kolaylaşıyor. Öyle yapmadığım günler, zihnimde kelimeler değil sözler oluyor. Hep bir ağızdan konuşan kalabalık bir grup gibi. Birinde etkin , diğerinde edilginim gibi. Sahip olduklarımda edilgin olmayı hiç sevmem, başrolü kaptırmayı da. Huzursuzluk bundan olmalı.

Okuyanlar ve yazanlar ,kelimelerin gücüne inananır. Okunanların yaşananlardan, yazılanların söylenenlerden daha gerçek olduğuna.... 

Kahvemi alıp bilgisayar başına geçtiğimde ,arkadaşlarımla sohbete oturuyor gibi hissediyorum. Bendeki hissi öyle oluyor ki; çoğu buluşma grubumdan daha mutlu ayrılıyorum bilgisayar başından. 

O zaman iyi ki okuyor ve yazıyoruz. Sevgiler...

26 Mayıs 2026 Salı

Hoş Seda - 25.05.26

Suuçtu'ya gittik , kardeşim ve çocuklar. Bu yıl yağış çok , şelaleyi bir de böyle görelim istedim. Çok güzeldi , bir yanda gürül gürül su bir yanda cıvıl cıvıl kuşlar...


İlk kez yavru örümcekler gördüm, ağda annelerini bekliyorlardı. Severim örümcekleri, minisi çok tatlıydı.

Alejandro Zambra günleri yaşamaktayım, bazıları 2.kere olmak üzere tüm kitaplarını okuyor / dinliyorum. Storytel'de İbrahim Selim seslendirmiş, Zambra'nın muzip diline daha iyi gidecek bir ses düşünemiyorum.

Sihirli lambadan çıkan o tombul cinden , onun kadar sade ama eğlenceli yazmayı dilerdim.

Sadece biten nemlendirici için alışveriş yapacakken yanına serum tonik vs. şeyler ekleniverdi. Mağazada böyle değilken online'a geçince işler çığrından çıkıyor. Kendime not:mağazaya git.

Vermem gereken kilolara 2 daha eklendi, ama ne yaptım da oldu hiç bilmiyorum. Bana göre temiz besleniyorum fakat vücudum aynı fikirde değil. Suçu yaptığım ekmeklere kestim,8 aydır beslediğim mayayı buzluğa yolladım,gözler yaşlı...


Geç saatlere kadar puzzle yapıyorum, tutuldum çıkamıyorum. Çocuklarla yaparız diye başladığım şey başıma bela oldu.

Seinfeld izlemeye başladım yeniden, neşesi pek güzel geldi.

Yağmurlar dindi, Mubi'ye güzel şeyler geldi , önümüz tatil ,yaklaşan yorucu hiç bir şey yok. Daha ne olsun...

Sevgiler...





23 Mayıs 2026 Cumartesi

Sade ve Hafif: Kapsül Gardırop

Fotoğraf için tık

Tıklım tıklım dolu bir dolap size ne hissettiriyor? Bolluk ve bereket mi, yoksa gizli bir kaos ve sıkışmışlık hissi mi? Eğer cevabınız ikincisine daha yakınsa bu yazı size.
Bir zamanlar japonkedi diye enfes bir blog vardı, Ege Erim 'in yazdığı. İlk orada okumuştum bu fikri , o zamandan beri de kullanıyorum. Ege Erim'in sadeleşme ile ilgili çok güzel iki kitabı da var. Tavsiye ederim.
Minimalizm üzerine çokça okudum , az biraz yazdım. Sevdalısı olduğum bu akımın moda yönünü ele alacağım şimdi. Daha kişisel , az ve öz yazacağım ama ayrıntılı bilgi için fotoğrafı aldığım siteye buyurun.
Kapsül gardırop fikri , sezon için dolabımızdan 30-40 parça seçmeyi , diğer parçaları kaldırmayı salık verir. Hedef, giyim konusunda karar yorgunluğuna son vermek. 
Çünkü kapsül gardırop sadece bir düzenleme yöntemi değil; aslında bir zihin hafifletme pratiğidir. Bu pratik zamanla alışverişte verime, bütçede ferahlığa ve en önemlisi, sürekli tüketmek zorunda olduğumuza ikna eden yanılsamalardan sıyrılıp özgürleşmeye evriliyor.

Nasıl Yapılır?

Renk Paleti Belirlemek: Bu sezon nasıl görünmek istiyorsun? Seçtiğin parçalar birbiri ile kombinlenebilir olmalı. Pinterest güzel bir ilham kaynağı
Vücut Tipini ve Yaşam Tarzını Tanımak: Önünde nasıl bir 3 ay var?Bu sürede nasıl görünürsen iyi ve rahat hissedersin?
"Bir İçeri, Bir Dışarı" Kuralı: Tabi ki seçtiklerini değiştirebilirsin. Ama bir parça eklediysen bir parça çıkar. Dengeyi koru.

Bu yöntemin bana faydası zahmetsizce hep şık olduğumu hissetmem oldu. Dolabımda hep sevdiğim parçalar olunca ,alışveriş ihtiyacı hissetmiyorum. 
Henüz 30 parçaya inemesem de, bir kısım giysiyi asıp bir kısmını kaldırma yöntemini bir süredir uyguluyorum. Kıyafet sakladığım hurçlarda da sınırı aşmıyor, yeni alış veriş yaptıysam eskisini çıkartıyorum. 
Havaların yeni yeni ısındığı bu günlerde dolabı düzenlerken bir de böyle denemeye ne dersin? Göreceksiniz sandığınızdan daha eğlenceli.
Sevgiler...

12 Mayıs 2026 Salı

Farklı Bir Hırvatistan - Opatija - Volosko - Rijeka - Buzet

Sevgili eşimin gelmezsen hatırım kalır ısrarlarına dayanamayarak, iş gezisinde kendisine eşlik ettim:) En sevdiğim tatil türlerinden biri bu, hiç sorumluluğum yok , şirket çalışanı da olmadığım için herkes tarafından misafir olarak görülüyor , ağırlanıyorum:) 

Hırvatistan gezisine dahil etmeyeceğimiz bir lokasyondayız bu sefer, Opatija. Avusturya Macaristan İmparatorluğu zamanında safiye yeri olarak kurulmuş minik bir yerleşim. Yakınında Rijeka var,önemli bir liman kenti. Evler güzel, yollar güzel,her yer yemyeşil,daha ne olsun:)

Volosko

Opetija 

İki gün yağmur sonrası güneşti. Bahar yağmurları hele böyle güzel bir doğada hiç sorun değil.

Buzet

Otelden otobüslere doluşup Buzet'e trüf avına gittik. Köpeklerle trüf avına çıkıp bulmuş gibi yaptık. Manzara muhteşemdi, Toskana'ya çok benzettim coğrafyayı. Zaten trüf ,özellikle beyaz olanı yalnızca toskana ve bu bölgeye özelmiş.

Hamur bizim işimiz

Trüflü makarna workshopunda hamarat Türk Kadınını gururla temsil ettim.

Sezonu açtım

Güneş açınca çılgın Almanlar denize atladı, ben de onlar girdiyse ne kadar soğuk olabilir ki diyerek sezonu açtım. Cevap, çok soğuk olabilirmiş , hipotermiye hiç bu denli yaklaşmamıştım. Bozcaada yanında şerbet kalır o derece.

Buz tuttuğum güzel deniz

Manzaram şukela , yemekler enfesti. 4 gün bolca dinlendim, buralara bir daha gelmem belki ama keşke gelsem öyle tatlı bir yerdi.
Sevgiler...

4 Mayıs 2026 Pazartesi

Kendinle Dost Olmak - Wilhelm Schmid


"Kendini sev ve tabii ki satın al; çünkü sen buna değersin." zamanımızın sloganı olabilir. Ancak Wilhelm Schmid, bu yapay sevgi yerine kendimizle kuracağımız köklü bir dostluğu öneriyor. Filozofun öz ve duru bir dille özetlediği bu kitabı buraya not düşmek istedim. Kendimizle kuracağımız bağın pusulası şöyle:

1. Narsistik Sevgi Yerine Etik Dostluk

Narsistik sevgi, duygusal dalgalanmalara açıktır , kişi kendini sadece "başarılı" veya "güzel" bulduğunda sever. Dostluk "koşulsuz öz kabul" demektir,  kendinin gölge yanlarını bilip, onlarla birlikte kalabilme iradesidir. 

Kendiyle dost olan kişi günlük ruh hallerine,duygulara,o anki durumuna kendini seven kişiye göre daha az bağımlıdır. Bu ben anlarını toplam ben'iyle karıştırmaz.

Kendiyle dost olan dar egosunu geniş bir bene dönüştürmek ister. Bakışını genişletmek insanın hayatını zenginleştireceği için başkalarıyla da samimiyetle ilgilenebilir. 

2. Kendini Tanı

Delphi tapınağındaki "Kendini tanı" uyarısı, "potansiyelini keşfet" olarak yanlış anlaşılır. Schmid bunu  "İnsan olduğunu, yani sınırlı ve ölümlü olduğunu hatırla." Sen tanrı değilsin, yaratamazsın , ne kendini ne de başkasını..." şeklinde açıklar.

Kendini tanımak , kendin için iyi olanı bilmek , kendinle ve başkalarıyla ilgilenebilmektir.

  •     Kendini Tanımanın 7 Sorusu

    1. Hayatımdaki en önemli ilişkileri tanımlamak
    2. Şimdiye kadarki hayatının en önemli tecrübelerini tanımlamak
    3. Nereye,Niçin,Niye'yi tanımlamak
    4. Hayata yön veren değerleri tanımlamak
    5. Benliğimizle ilgili alışkanlıklarımızı tanımlamak
    6. Tecrübeleri iz bırakan yara,korku ve travmaları tanımlamak
    7. Kendim için güzeli tanımlamak

3. Kendini Dert Etmek

Schmid'e göre  "kendine özen gösterme" sadece maske yapmak veya tatile gitmek değil, bir varoluş disiplinidir.  Hayatı bir sanat eseri gibi işlemek için önce o eserin malzemesini (kendini) dert edinmek gerekir.  Öz-bakım, tükenmişliği önleyen ve sınırları belirleyen bir öz-düzenleme mekanizmasıdır.

Akıllı dertlenmek, yalnız benliğin kendisini değil, kendimizi algılayışımızda  anlamlı olan tüm bağlantılarımızı da içerir. Neye muktediriz? Neler iktidarım dışında?

4. Benliğin Duyusallığı

Schmid, bedeni ruhun yüzeyi olarak tanımlar ve aşırıya kaçmadan onunla ilgilenmeyi küçümsemez.Bedenin yorgunluğu, ağrısı veya dinginliği, ruhun dünyaya açılan kapısıdır. Bedenin sinyallerine sağırlaşan biri, kendi gerçekliğine yabancılaşır. Psikolojik sağlamlık , bedensel duyumları doğru okumakla başlar.

5.Benliğin Taşıdığı Ruh

Ruh , bedenin enerji santralidir. Kaynağı evrendir. Böyle bakınca, ruhun bakımı, enerjinin bakımıdır. İnsan hayatındaki enerji , duygular ile elde edilir. Onu nasıl kazanabileceğimize ve nerelere harcadığımıza dikkat etmemiz önemlidir. Schmid , duygu durumlarımızın yarattığı o "karnımızdaki hissin" doğruluğunu ve ona kulak vermeyi öğrenmemizi öğütler.

6. Benliğin Düşünceliliği

Düşünceler, duygular gibi enerji kaynağımızdır. Fakat duygulardan farklı olarak düşünceliliği mümkün kılar.  Kişi, içsel dürtüleri ile davranışları arasına bir "düşünce mesafesi" koyabildiğinde, kendi hayatının öznesi olur. Stoacılıktaki gibi  "yargıyı askıya alma",ya da psikolojideki "Bilinçli Farkındalık" (Mindfullness) gibi. 

Neşe, hayata rıza göstermenin temel ruh halidir ,sevinçliyken de hüzünlü zamanlarda da. Sükunet, her şeyin hep başka türlü olması isteğini bir kenara bırakmayı sağlayabilir. Rızamla alan açtığım düşünceler, kafa karışıklıklarının ardından ,kendiliğinden neşeli bir sükuneti temellendirecek cevapları bulur.

Wilhelm Schmid 10 yıl boyunca bir hastanede "felsefi danışman" olarak görev yapmış Alman bir felsefeci. Ağır hastalıklarla boğuşan hastalarla yaşadığı tecrübeler, onu felsefenin teorik kısmından çok ,varoluşsal ve "manevi" ihtiyaçlarına yöneltmiş. Kitapları ,bilgi ile bilgeliği güzel bir sentezi.

Sevgiler...