3 Haziran 2026 Çarşamba

Aklın Rehberliği , Yoga ve Akış


Dün duşta, suyun sesini duymadığımı fark ettim. Müziğim açıksa daha keyifliyim belki ama zihnim yine de 'an'da değil. Esas işittiğim; en son okuduğum metnin zihniminde yankılanan sesleri. İş , aile ya da arkadaş ortamında olmam fark etmiyor. "An"ı çıplak , olduğu gibi algılamıyor, esasen okuduklarım ışığında yorumluyorum. Bedenen olduğum yer ile zihnen olduğum yer bambaşka. Bu ikilik , bir nevi körlük gibi.

Çok çeşitli mecralardan, çok farklı metinler okuyorum. Substack bültenleri, bloglar,kitap ve dergi. Her şeyden biraz. O an ilgimi ne çekiyorsa. Yapay zeka, yeni dünya düzeni ,felsefe, tasavvuf ,psikoloji ya da roman... Her okuma ayrı bir düşünce, neticede hep düşünme.

Peki asıl olan hangisi? Kendi sesim hangisi ? İlgi alanları ve okumalar da kişinin kendinden bir parçadır nihayetinde, fakat yine de bilgiye fazla dayanmak ,kendi sesini kısar mı insanın? 

Mesnevi dördüncü kitapta şöyle der : "Akıl, geceleri yol gösteren bir kandile benzer; fakat kandil, gündüzün parlak güneşi yanında ne işe yarar? Güneş doğunca kandile bakmak, körlüktür."

Mevlânâ aklı tamamen değersiz görmez; aksine onu karanlıkta(dünya) yolumuzu bulmamızı sağlayan kıymetli bir kandil olarak tanımlar. Aklın rehberliği şarttır ancak insanın aradığı şey "Hakikat" ise, o hakikate ulaşıldığında akla ihtiyaç kalmaz. 

Yoga felsefesinde akıl, hakikate giden yolda temizlenmesi ve en sonunda aşılması gereken bir araçtır. Tıpkı Mevlânâ'nın kandili gibi, görevini tamamladığında geride kalır.

Patanjali’nin Yoga Sutraları daha ikinci cümlesinde yogayı şöyle tanımlar: "Yoga, zihnin dalgalanmalarını durdurmaktır."Zihin, tıpkı Mevlânâ’nın kandili gibi, karanlık dünyayı algılamamız için bir araçtır. Ancak zihin hareketli olduğu sürece arkasındaki gerçek Güneş’i, yani saf bilinci göremeyiz.

Bir süredir sevgili hocam Defne Suman rehberliği ile yoga yapıyorum. Defne Hoca, yoganın ne fiziksel ne de ruhsal, esasen kimyasal olduğunu ve ustalaşmanın( akıcılığın) düşünmeyi aradan çıkartabildiğimizde mümkün olduğunu söylüyor. Benim en zorlandığım kısım da burası, asanaları o kadar düşünüyorum ki o sırada hislerin farkına varamıyorum.

Hayattaki akıcılık ile yogadaki akıcılık tamamen aynı şeyler olsa gerek. Düşünmeden bilmek,  akışta olmak ve hissetmek. 

O zaman bol güneşli günler diliyorum.

Sevgiler...



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder