film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
film etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Kasım 2025 Perşembe

Bu Aralar - Sosyal İlişkiler -- 27.11.25

Bazen sosyal hayatım allak bullak olur, istemediğim durumlarda ve ortamlarda bulurum kendimi. Sözlerim , grup mesajlarım yanlış anlaşılır, hevesle beklediğim buluşmalar kötü geçer, bazen de hiç gerçekleşmez. Bu dönemlerde kırılgan hissederim, ama bu sebep mi sonuç mu bilemem. Eskiden ilk tepkim kabuğuma çekilmek olurdu, şimdi sakin kalıp geçmesini beklemeyi öğrendim. Olgunlaşmanın en temel öğretisi ; sakin kalmayı öğrenmek bana kalırsa. 

Yaşadığım bu tarz sıkıntıların, altyazıları okuyamamamdan kaynaklandığının farkındayım. Kadın grupları ; imalı konuşmaların , gizli ittifakların ve "ayıp olmasınların" dünyası. Beni en çok bunlar zorluyor. Söyleyeceğimi direkt söylediğim zaman, soğuk rüzgarlar esiyor. Bence açık olanı daha çok açıklamaya çalışırken buluyorum kendimi. Erkek arkadaşlarımla işler daha kolay. 

Öz eleştiri yapacak olursam , bazen etrafıma gösterdiğim dürüstlüğün kendime çevrilmesinden de kırılıyor olabilirim. Dalgalanma yaşamayan kadın yoktur, ah bu hormonlar.


Bu aralar Werner Herzog filmlerini izliyorum. Aile Saadeti'ni çok sevdim, Fitzgeraldoyu'da öyle. Yönetmen çok okuyan biri, film konularını genelde okuduklarından alıyor. Konular enterasan, bir o kadar da eğlenceli. Umarım tümünü bitirebilirim.


10 Mart 2025 Pazartesi

Kırmızı Kaplumbağa


Dün ailecek Kırmızı Kaplumbağa izledik, ben sevdim M pek sevmedi, çocukların da sevmediğini idaa etti ama onların beyanatı aksi yönde. Bazen benim seçkilerime sırf ben seçtim diye burun kıvırır, bazen ben de onunkilere. Birlikte çok uzun süre geçirince elbet çocukça cekişmeler kaçınılmaz.

Filmde ıssız adaya düşen birinin hayatını izledik, film bir erkeğin yaşamına gönderme de bulunuyor gibi geldi bana. Ev halkına bizi böyle bir adaya bıraksalar ve 1 yıl dayanabilirsek büyük bir para ödülü verseler kabul eder miydiniz dedim. Hepimiz evet dedik. O an mutlulukla farkettim ki biz dördümüz iyiyiz.

Umuyorum , diliyorum ki gelecekte de hep böyle birlikteyken mutlu olalım ve bir araya gelmeyi isteyelim. Pandemi dönemi de aynı bu hisler içinde güzel hatırladığım bir dönem benim. Ailemle kozamın içinde yaşadığım ve dünyayı dışarıda bıraktığım. Yaz kamplarında da keza aynı hisleri paylaştığımdan hep çok güzel hatıralar bırakıyor geride.

6 Mart 2025 Perşembe

Ramazan


Ramazan'ın kendine özgü hali başladı yine. Yemesem de olur biri olduğum için herkesin benim gibi sabrettiği ve ne yiyeceğim derdinin tek öğüne çekildiği bu ayı seviyorum. Hiç bir şey yapmadan ve bir şey kaçırdım derdine düşmeden geçirilecek 1 ay. Sadece davet hazırlamak , davetlere gitmekten ibaret.Ancak dışarıdan ümidi kesince evde huzur bulabilen biri olarak rahatım. Uykusuzluk derdi de olmasa çok güzel her şey.  Bol bol izliyorum, okuyorum.

1.Minari

Garip bir şekilde kadınla özdeşlik kurdum. İçimi karartmadı film, çabaların karşılıksız kalmayacağı sonu çok iyimserdi, benim iyimserliğime özdeş.

2.Stormskerry Maja

Buz gibi suda yüzdükleri sahneler hariç, pek etkileyici geldi film. Aland adaları hakkında bir sürü bilgi okudum, dünyanın zor yerlerindeki yaşamlara merakım çok, bu yönüyle hoşuma gitti.

3.Günbatımı 

Etkiledi beni , ben olsam ne yapardım diye çok düşündüm. Çok sevdim

4.Hatır

Aynı yönetmenin , cehenneme giden yollar mubi seçkisinden. Filmi sevdim ve etkilendim ama biraz da içimi kararttı.

5.Touch

Mekanlar ve oyuncular çok hoştu. Konusu çok klişe. İzlenir bence...

6. Doğu 3. sezon

Tekrar tekrar izlerim


3 Nisan 2012 Salı

Açlık Oyunları - Hunter Games

Öğrencilerimin elinde uzun süredir gördüğüm kitabı okumaya fırsat bulamadan filmi çıktı,iyi bari dedim gittim. Kitapla ne kadar uyumlu bilmiyorum ama hikayeyi çok beğendim. Gerçek dünya ile paralel bir senaryo, bugünlerde yaşadıklarımızın biraz fantastikleştirilmiş hali. Günümüz dünyasında da üstün ırklar ve onlara hizmet eden,sömürülen işçi halklar yok mu?
Filmde insanlar birgün sıranın onlara gelmesinden korkarak tatsız bir hayat sürüyorlar. Bu tatsızlığın sebebi şüphesiz ölüm korkusu, fakat gerçek hayatta da birgün sıra bize gelecek. Buna rağmen ne kadar bilinçsizce yaşayabiliyoruz. Bu ayrım beni oldukça düşündürdü...

14 Mart 2012 Çarşamba

Bugünler ve Okumayı Sevenlere...

Sabah uyandığımda ilk yaptığım hava durumuna bakmak oluyor bugünlerde. Avrupai gotik tarz havalar bize göre değil herkeste bir mutsuzluk, büyük bir hevesle hava ne zaman düzelecek diye bekleniyor. Haftasonu bol güneşli ve sıcak hava haberini hava tahminlerinde görünce mutlu olarak uyandım bu sabah. Haftasonu planlarınızı yapın şimdiden ve içinde kesinlikle kapalı mekanlar olmasın. Benim planım cihangir,taksim,nişantası gezmeleri...
Benim gibi okumayı seviyorsanız ve duymadıysanız hala bir de ben hatırlatmak istedim. Yukarıdaki bloglarda çok güzel okumalıklar var,şiddetle tavsiye edilir. Bir de benim cahilliğim ,çoktan okumuşsunuzdur ama cahilliğimden utanmıyorum, yinede paylaşıyorum Vadideki Zambak'ı bitirdim. Çok beğendim, aşkı kitaplardan tanımak çok güzel...Dünya klasiklerine son hız devam...


Bu aralar Coco Chanel'den Önce ve İron Lady filmlerini izledim, ikisi de muhteşemdi. İnsanların -özellikle kadınların- başarı öyküleri beni çok etkiliyor.

22 Kasım 2011 Salı

Breaking Down(Şafak Vakti) - Part1

    
 Dün gece Şafak vakti filmine gittim. Nasıl bu kadar sabrettim bilemiyorum (serinin kitaplarını yutarcasına okuyan biri olarak) sanırım 2 ve 3 . filmler çok kötü olduğundan pek gidesim gelmediği içindir. Öncelikle bu film 2 ve 3 ten daha iyi buldum. Edwart'ı  memur gibi giydirmekten vazgeçmişler. Bella ise çok güzelleşmiş. Daha çok gülümsüyorlardı ki bu hoşuma gitti.(2 ve 3 te alık alık ve acıyla bakıyorlardı yalnızca).

Bella'nın kıyafetleri çok güzeldi,incecik fiziğine çok yakışmıştı. Gelinliği de mükemmeldi sadece biraz daha kalıplı durmalıydı bence...Genelde seçilen tüm kıyafetler başarılıydı.


Peki o adadaki eve ne demeli. Muhteşem bir ev ve ada...Görüntüsü bile beni heyecanlandırmaya yetti.Tatile çok daha var:(
        Edward yakışıklı,zengin,ona tapıyor bu şartlarda kim kalbinin atmasından vazgeçmez ki:)
         Ama Harry Potter ve Twilight gibi tüm fantastik serilerin sonuçta evlenip çocukları oldulara bağlanması çok sıkıcı değil mi sizce de.Zaten normal hayatta da böyleyken niye fantastik dünyada başka türlüsü olamıyor. Bundan yana çok dertliyim, ne kadar fantastik bir dünya kursalarda farklı bir son yaratamıyor yazarlar,bi kooperatife girmedikleri kalıyor Edward'la Harry'nin...

28 Ağustos 2011 Pazar

Az Çoktur

Bu lafı daha çok mimari alanlarda duyasınız. Aslında bende o yolla duydum ama hayatımın her alanına kendime hatırlatmaktayım.
Eflatun'un kendime felsefe edinmeye çalıştığım bir sözü var :"mutluluk, hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır" yani az çoktur aslında her daim gerisi yorgunluktur,kalabalıktır...
Bu felsefeyle bu resim örtüştü aklımda nedense, rahatlamak dediğimde aklıma banyo geldiği için sanırım.Bu resim niye mi rahatlama hissi uyandırıyor çünkü fazlalık yok. Banyo yapmak için gerekli olan şey sade ve basit gerisi teferrüattır göz yorar...Şık olmak istediğinizde sade ve klasik olmak en basit yoldur. Bu yüzden düğün,kutlama farketmez erkekler hep şıktır ama biz kadınlar çoğu zaman onca emeğe rağmen günlük yaşamdaki şıklığımızı bile yakalayamayız. Sanki gün ne kadar önemliyse  o kadar çok süslenmeli...


Bugün "Kiralık Sevgili"  filmini izlerken bunu tekrar tekrar düşündürdü bana. Gelinliğin , giysilerin ve mekanların sade güzelliği beni benden aldı.Bir de bu gözle izleyin bence..


















Mesela paran ucuz bi arabaya yetiyordur ve o senin işini görebilecekken,daha iyisini isteriz,almak için daha çok çalışırız,aldıktan sonra korumak için de daha çok çaba gerekir,olur ki vurulur çizilirse de daha çok üzülürüz. Denklem basit sonuçta kendini daha çok üzmek için çalışmış oluyorsun...
Bu hikayeyi bilirsiniz ünlü düşünür Diyojen bi çuval parçasıyla fıçıda yaşarmış,bir tek su içme tası varmış.Bi gün bakıyor ki çocuk çeşmede eliyle su içiyor,o tasıda atıyor o zaman...
Ben anlatamadım ama siz anladınız onu,az çoktur işte...