Kemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kemal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Mart 2025 Çarşamba

11 Mart - İyi ki Doğdun Kemal

 

Hafta sonu geniş aile ile yapılan kutlamadan sonra , dün (gerçek gününde) biz bize kutladık oğlumun  doğum gününü. Sevdiği fast food menü üzerine de birlikte yaptığımız sufle. Suflemiz tam kıvamında olmuş, menüm de beğenildi. Her şey ifar saatine yetişti şükür keyfimiz yerindeydi. 2 kutlama daha var arkadaşlarla olan ama en güzeli buydu bence. Günün anlam ve önemine binaen bir mektup yazıp çalışma masasına iliştirdim Kemal'in, çok mutlu oldu içli köftem. Eylül biraz kıskanır buruklaşır böyle zamanlar (ikizler kadını) , o da gayet iyi idare etti. Büyüyorlar , çok şükür bin şükür...

8 Mayıs 2023 Pazartesi

3 Kişilik Mutluluk

      Kol sevmeyi hala çok seviyor Kemal, bu gece yatmadan kızdırdı yine beni (benim suçum halbuki o hep aynı ben bir kızıyor bir kızmıyorum) masal okumuyorum dedim, baktım ki yatağının köşesine büzülmüş ağlayarak uyuyacak. Çocuk olmak ne zor bazen kendi çocukluğum gibi. Kendini çaresiz, küçücük hissetmek. İşte böyle bir anda yanına uzandım, arkasından sarıldım öptüm kokladım. Teni güzel kokar, hem de çok güzel ve her zaman (babasından almış bu yoğun kokuyu) . Kolumu sevdi, nasıl bir şey kolumu sevmek dedim, huzur ve mutluluk kısacası bütün güzel duygular dedi. Biz 3'ümüz yalnızken hissederiz sadece böyle, birbirimize daha bir sarılırız sanki. Mehmet ve çocuklar paylaşamaz çünkü bazen beni. Herkesin bana ihtiyacı olduğu zamanlar özellikle, o zaman biraz sert ve kuralcı olur baba. Onların iyiliği için mi beni kıskandığı için mi karışık sanki biraz. İşte o yüzden Mehmet yokken evde hüzünle karışık, birbirimize daha bir sokulmuş, sakin bir mutluluk hissederim bazen. En çok ta eskiden o gidince nasıl yalnızlıktan canımın yandığını düşünüp daha bir mutlu oluyorum bu hallerimize

11 Mart 2023 Cumartesi

İyi ki doğdun Kemal'im

 


Bugün Kemal'in doğum günü. Anneliğim 9. yılı, hayatımın en güzel 9 yılı. Düğün fotoğrafına bakan Kemal'in yorumu:"Anne babam aynı da senin çizgilerin olmuş." O çizgiler güzelliğin faturası. Başım üstüne:) 

Akşam yemeği için Burger King (tadını bile bilmezdi halbuki), hediye olarak bol tablet istedi (eli alna vurma emojisi) Bugün kursa gitmesem olur mu dedi olmaz dedim. Ananın o yalnız 3 saate çok ihtiyacı var diyemedim, olmaz dedim. Zati dün okula yollamadık, uludağ kayağa gittik. Hava sisli ve soğuktu. 3'ümüz kaydık, Eylül ders aldı. Sonra o da kaydı benimle. Bacaksız hayıcılar ekstra bir tatlı oluyor, her zamanki gözü pekliğiyle işi kotardı. Şu ders işi bitti şükür, seneye 2.bölgeden devam ederiz, 1.bölge kalabalığından kurtuluruz. 

Ev dandini , yapılacaklar listesi uzun, enerji düşük. Hadi bakalım bismillah gün başlasın. Akşama denize karşı burger king keyfi yuppi:)


28 Ocak 2022 Cuma

Anne Oğul Günü

 


Dün Eylül kuzenleriyle pijama partisine gittiği için anne oğul günü yaptık. Dün akşam dürüm ye sinemaya git abur cubur serbest şeklinde kutlama yaptık. Bugün kaymaya gittik. Akşam tontişimiz geldi, mutlu mesut anne oğul gününü tamamladık.

Kaymayı çok seviyor Kemal, bugün mest oldu. Türlü tatlı sözlerle minnetini belirtti. Oğlum diye demiyorum güzel söz ile kalp kazanmayı bilir,  Allah iyilerle karşılaştırsın, sevdiği kadını mutlu eder. Enerjisi yüksek ,yerinde duramıyor ama bizim eğitim sistemimizde yorulmaya çalışıyor. Çok yazık. Neyse bu güne dönersek; Bana diyor ki sen melek annesin, dünyadaki en güzeli sensin. Ya kötü olsaydın. Okula göndermeseydin beni, sağlıklı beslemeseydin (burda bana sıkıca sarılıyor) Düşününce bile içim ürperdi anne:)

Hava güzeldi , fazla kalabalık değildi. Her şey yolunda gitti. Tabi dün gece uyuyamamam, bütün gece bunun labuslarını görmem olağan artık. Kendimi böyle kabullendim.

26 Temmuz 2020 Pazar

Hayat Daha Dingin Bugünlerde...

Dün arabada eşyalarınızın kıymetini bilin kabilinden boş boş öğüt tehdit arası bir konuşma yaparken yaz başında aldığım ve kaybolan mataradan konu açıldı. Kemal o benim değil Eylül'ündü dedi(kriz anlarında çocukları birbirine kırdırıp rahatlıyorum acayip pedagojik yaklaşım) Eylül; anne pembe suluğu zihninden çıkar kavga etmek istemiyorum diye beni kesin bir dille uyardı. Bayılıyorum bu kızın kesinliğine, ne istediğini bilmesine. 4 yaşında kişiliği oturmuş sanki. Umarım onu da kendim gibi kararsız mualla yapmam. Ama yok o kötü geni Kemal yavrum almış, kıyamam. Üzgünüm evladım ben de kim bilir kimden aldım( aslında biliyorum da söylemek bile canımı sıkıyor)
Yeni evde şöyle böyle olacak diye kendimi gaza getirmeye çalışıyorum. Aslında sitenin ıssızlığı korkutuyor beni, bir de yeni hayatın getirecekleri... Yeni evde kendime alacaklarım ; stand mikser ve bisiklet. Yakındaki minik ormanda gezeceğim ,arkamda Eylül yanımda Kemal .Stand mikserde uff ne biçim tarifler yeni aydınlık ferah mutfağımda hayaller hayaller:)
Birde e-kitap okuyucuya baya kafa yordum bu ara. Onu da alacağım sanırım artık bana zaruri. Son zamanlarda kitap taşımak zor geliyor, ekrandan okumayı daha bir sever oldum...
Yine dün farkına vardığım bir tespit ne yaşarsan yaşa anlatmadıkça bir anlamı kalmıyor senin için. Yazarların münzevi ya da sosyal hayatın fazla içinde olmaya kişilerden çıkması. Ya da youtube, vlog ve blog çılgınlığı. Benim de yazarken ki en büyük motivasyonum, rahatlama sebebim bu. Fazla utangaç olduğum için kimse okumasın istiyorum, yine de yazıyorum.

Pinterestte yemek tariflerine sardım bu ara. Ratatuy ve fırında çıtır hindi yaptım dün. Çok güzel oldu , şu pinterest ve feddly bana en uyan uygulamalar sanırım.
Spor ve sağlıklı beslenmeye çalışıyorum bu ara, Mehmet yokken kendime hedefler koymak iyi geliyor. O varken hayat keyfi çıkartılacak bir şey,yokken ise görev ...Aralıklı oruç ve kas güçlendirme çalışmaları benimkisi. Kilo vermeden yağ yakma, tabi böyle telefon appleriyle nereye kadar. Görücez...
Dün Kemal'i çocuk üroloğuna götürdüm ilk kez. Doktorun söyledikleri Kemal ve bana çok iyi geldi. 7 günlük bir tedavi ile sorunun çözüleceğini söyledi, bu konuda o kadar beklentisizim ki ufak bir değişim bile beni memnun edecek. 4 yıldır yaşadığım bu süreçte(aslında son 2 yılı anormalmiş) ilk kez konunun uzmanına gittim. Kendime çok kızıyorum bu konuda niye Mehmet'i dinledim ki...Onun dr fobisi var diye niye ben erteledim?Neyse umarım tedavi sonuç verir ve hepsi geride kalır...

24 Nisan 2020 Cuma

Bu Aralar - 24.04.2020

Karantinanın bilmem kaçıncı günü, sokağa çıkma yasağının 2. günü(2 gün daha var) evden çıkmamamın da 2. günü. Ramazanın ilk günü. Çok seviyorum ramazan huzurunu, bu yıl da yaşamak nasip olsun inşallah.
Evde kalmaya alıştık. Gerçi etrafımdakilere bakınca sanırım biz pek te evde kalmıyoruz. Annem ve kardeşlerimle görüşüyoruz. Kuzenleriyle görüşüyor kuzularım, bende boş alanlara yürüyüşe çıkıyorum. Bizim buralarda evde kalma yaygın, merkez ilçe ve yıldırımda hayat normal devam ediyormuş gerçi bayram sonrası biter yasaklar diye tahmin ediyorum ben.
Bugün Kemal evlenmek istediği kişiyi tarif ederken ben havalanıp uçacaktım mutluluktan şöyle ki; annem gibi zeki, annem gibi iyi yemek yapan, annem gibi uzun boylu ve iyi kalpli birisini istiyorum dedi:) İlerisi için kayıtlara geçsin bu, eşiyle tanışacağımız günlerde gelsin görelim inş.
Eylül'üm evde diye şıklığından hiç vazgeçmiyor. Her gün elbise, mus çorap kombinleriyle gözümüzü şenlendiriyor(Ben iyice saldım eşofman tayt döndür, babasının hayalindeki kişi Eylül şu an) Minnak ayaklarına mus çorap öyle yakışıyor ki tam yemelik. Bu da kayıtlara geçsin:)
Yuvarlanıp gidiyoruz işte, basit mutlu uyuşuk dünyamızda...

7 Kasım 2018 Çarşamba

Bu Aralar Ailevi Travmalar - 7.11.2018


Bu aralar bununla uğraşıyorum yine, Mehmet gidince, sıkı aile ilişkilerine daldığım için olsa gerek. Türlü kaygılar, sıkıntılar ama karşımda bunu anlayabilecek birisi bulunmuyor . Konuşsam faydasız , sussam gönlüm razı değil demiş ya usta işte öyle...
 Artık daha bir kayıtsızım bu duruma derken vücudum kayıtsız kalamadı. Midem çok ağrıyor.
Yine yalnız ve yardımsız bir 15 gün var önümde Allah yardımcım olsun.(ki oluyor)
Kemal dün çilekli kefir içince alerjileri azdı. Sabah belki otuz kere hapşurdu gözler kısıldı.

Okulda öğretmenine söyle annecim durumunu dedim. O da sende öğrencilerine midenin ağrıdığını söyle dedi. Düşünceli oğlum benim ,biz hep birbirimizi anlayalım ve sevelim olur mu?
Eylül de nasıl düşkün bu ara bana. Annecim diye diye öpüyor sarı papatyam.
Babamızı çok özledik...

24 Eylül 2018 Pazartesi

Bu Aralar - 24.09.2018

Bu aralar Mehmet'le ebeveynlik üzerine çok düşünüp,çok konuştuğumuz bir dönem.
Bazı can sıkıcı olaylar yaşadık ki bence çok güzel kararlara sebep oldu. Yine bu aralar anneliği doya doya yaşadığım, ileri de bu anları bu halleri çok özleyeceğimi bilerek her anı yakalamaya çalıştığım günler. Güzel geçen tatilin mutluluğu , yakında yine ayrılacak olmanın hüznü(kaygısı) , okullar düzenler derken yoğun ama keyifli günler geçiyor. Çocuklarımla özleşmenin tadını çıkarıyorum, tatil ve boş zamanlarımızın daha kıymetini bilir olduk.
Dün ilk defa kahvaltı sonrası tv izlerken Kemal'i arkadaşı balkon altından sokağa çağırdı .Kemal'in onunla konuşması, tv den vazgeçip sokağı tercih etmesi, bize ben gidiyorum demesi... Çok şaşırdık ve duygulandık. Mehmet'le dışarıdan çok şapşal görünüyorduk belki ama öyle işte...
Eylül'ün beni özlemesinin çok keyifli dönüşleri oluyor. Mesela annecim diye konuşmaya başladı benimle. Bana sevgisini göstermesine pek alışkın değilim, sonsuz mutlu oluyorum. Onun yarım yamalak konuşmasının her anının çekip saklamak geliyor içimden. Bu anları saklamaya uğraşsam da aslında o anın bana yaşattığı haz esas saklamak istediğim...

Bu aralar çıkardığımız bazı dersler şöyle oldu;

  • Artık çocuklar bizsiz kalabiliyor coşkusunu abartmışız bu ara, etrafımıza fazla yaslanmışız. O an mutlu olsak ta uzun vadede ilişkilerimize zarar verdiğini anladık. Bu konuda kendimize çeki düzen vermeye karar verdik . Olumlu sonuçlarını da hemen fark ettik fakattttt Mehmet gidince uygulaması beni çok zorlayacak farkındayım...
  • Çocuğun benlik duygusunu geliştirme ile sınırlarını bildirme arasındaki fark çok ince, bunu ayarlayabilmek çok zor olabiliyor.
  • Talep etmeden her şeyin sunulması mutluluk değil bıkkınlık ve tatminsizlik getiriyor. 
Kısaca Mehmet'le ilişkimizin son 5 yıllık ebeveynlik ayağını idare ederken fena değiliz sanki. Biz olduğumuzu unutmadan(özellikle ben) ,bizi yok etmeden ebeveynliği devam ettirebilmek zor zanaat. Bu koşuşturma da kendini yok etmemekte önemli. Anneyim ve eşim, peki ne kadar 'Ben'im? Günün ardında elde ne kaldığı önemli.
Yoga diyorum, tasavvuf diyorum,mutluluk içimizde diyorum:))(okumalarıma gönderme...)

31 Temmuz 2018 Salı

Bu Aralar - mükemmel ile bombok arasında gidip gelirken

15 temmuz itibariyle Gökçeada tatilimiz başladı. Bu apayrı bir yazı konusu.Bugün evde Mehmet' le karşılıklı kitap okuyoruz(kendisi pek sevmez ada evimizin kütüphanesi müthiş) Çocuklar masada hamur oynuyor. Dekor bohem,ev müthiş dışarıda tatlı bir rüzgar aman Allah'ım hersey mükemmel,sonra Kemal anne tuvaletim var diye ağlamaya başlıyor,tuvalete git gel yapama(tekrarlayan tutma problemimiz yaz başından beri her tatilimizi itinayla içine s....) Allah'ım dünyanın en beceriksiz annesi benim,Kemal'in psikolojisinde onulmaz yaralar mı açtım yoksa,10 gündür yapamıyor ,ciddi bişi olmasın ,dünya bombok....

2 Temmuz 2018 Pazartesi

İnsan Nasıl Mutlu Olur


  • Kafamda bir tuhaflik kitabi yine cok guzel yine günler aklimda donup duran bir kitapti. Orhan Pamuk hep yazsin hep okuyalım.

Kemal bugun:meteor mu büyük gunes mi buyuk.ben;gunes buyuk.o zaman annanemi hunes babaannemi meteor kadar seviyorum.ben;bunu babaannene soyleme uzulur.ama niye biliyor musun anne cunku o benim oyuncaklarimi buluyor icime mutluluk veriyor .:)
İnsan nasil mutlu olur ,parayla mesela, binlerin olsun bankada olursa olsun farketmez sevgilinin senden sakladığı 1 lira yeter mutsuzluğa.
Herşeyi ....

3 Mayıs 2018 Perşembe

Bu Aralar-3.5.2018


Bu aralar çok zor, Kemal'in 6 günlük tatili, Eylül'ün 2 yaş sendromu ,  yalnızlık , özlem beni çıldırtma noktasına getirdi. Bu aralar ben yapamıyorum ne olacaksa olsun dediğim bi ara , hiçbir şeyi beceremedim başaramadım dediğim bi ara, bu kadar zorlanmak iyi değil ya akıl ya da ruh sağlığımı kaybedersem diye çok düşünüğüm bi ara, kendimi çaresiz hissettiğim bir ara , bana hiç kimse yardım edemez diye düşündüğüm bir ara, herşey gitgide daha da zorlaşacak diye düşündüğüm bir ara.

Kemal sürekli babasına resimler yapıyor, üzerine baba seni özledim yazıyorum. Biliyorum bu hırçınlıklar onun özlem ve üzüntüyle başetme yöntemi. Ama beni çok zorluyor. 
Eylül gerek 2 yaş sendromu gerek se abisinin eğitmenliğinde feci birşey, tutturuyor, vuruyor,ağlıyor,parkta başkasının oyuncaklarını alıp vermiyor, arkasına bakmadan kaçıyor vs.
Kemal'de bir bireyselleşme çabası, başını alıp gitmeler, sen git ben gelirim vs. üstüne tuz biber...

Niye sürekli sümüklü bu çoçuklar diye KBB'ye götürdüm onları, iyicene bakıldı. Sonuç alerji, bu iyi mi kötü mü bilemiyorum, bu durum bende ki kontrol hissini tetikliyor bu bir gerçek.

2 gün sonra 5 günlük hattuşa'ya gidiyoruz tekrar. Bu halde iyi mi ediyorum kötü mü bilemiyorum. 

Ben de normal ve şağlıklı düşünemiyorum farkındayım, bir yerlere gitseler hemen özlüyorum gelsinler istiyorum. Hep benimleyken de bunalıyorum. İşleri zorlaştırdığımın farkındayım ben de...

Bakalım Mehmet bi gelsin de onunda bi 15 gün alışma süreci olur, sonra duruluruz sanırım.

Çok şükür Allah'ım , herşeye çok şükür...

31 Mart 2018 Cumartesi

Bu Aralar-31.03.2018

Eylül ve Kemal'in saçını kestik dün. Eylül'ümün ilk saç kesimi, sarı tatlı bukleleri peçetenin içinde kaldı. Yeni halinde sevimli suratı daha çok ortaya çıktı bayıldım.

Keşke daha çok fotoğraf çekme alışkanlığım olsa, saç kesilirken bile çekmedim.

Bu aralar sevimliliğinin en üst seviyesinde sanki, elinden bırakmadığı şapkası ,ağız yüz mimikleri, yarım yamalak konuşmasıyla dünyanın en tatlı yaratığı...Tv izlerken yüzükoyun yere uzanıp yüzünü elleri arasına alıyor, ayakları da havada sallıyor. Ya da ağlarken elleriyle ağzını kapatıp kendini yere atıyor birde popoyu havaya dikti mi gel de yeme..

Kemal'in 4 yaşıyla bir olgunluk, aklı başındalık göz kırpıyor sanki bundan çok mutlu oluyor, dioglarımızla gayretten gayrete düşünüyorum. Geçenlerde tuvalete giderken onsuz çizgi film izlemiyim diye bana gözüm sende hareketi yapıyor. Ya da bu gece yatarken pijama partisi yapalım dedi. Nasıl olacak? Kızlar gelecek(serra sude teyzem ananem yengem) ee sen, siz beni aranıza alırsınız dior. ee ne yapacağız peki? Saçma şeyler yapacaksınız. Ne gibi? tişört kesmece????

Kemal'de işler yoluna girerken Eylül'de bi 2 yaş sendromu göz kırpmaları, aman evlerden uzak. Henüz hazır değilim zira Kemal'in baya fena olarak hafızalarda yerini koruyor.

Kemal'in 2 yaş sendromuyla uğraşırken Eylül emim uyuma modundaydı, tüm enerjim ona kanalize oluyordu. Gerçi şimdi Kemal'in o fotolarına bakınca nasıl kızıyormuşum ona diye kendime çok kızıyorum. Öyle tatlıymış ki,yavrum babası 1 yıl ardından denize gitmişti, kardeşi olmuştu ve salak ben tuvalet eğitimine başlamıştım. Ah annecim ne olursa ilk çocuklara oluyor. Tek hatalı benken ona kızıyordum.

Sena'nın hazırlıkları son sürat devam ediyor. Bugün mobilya baktık ,moda çok değişmemiş anladım...Yeni ev yeni eşya diordum ama pek lüzum yokmuş anladım.

Çocuklar olmadan önce rutin hayat beni çok sıkardı, sürekli hobi arayışındaydım, hayatım boşa geçiyor bişiler yapmalıyım hissinden hiç kurtulamazdım. Kemal ve Eylül hayatımdan bu kaygıyı uzaklaştırdı. Şu an tek yaptığım günlük rutinlerimiz olmasına rağmen aklıma asla bu düşünceler gelmiyor, birlikte geçirdiğimiz güzel bir gün beni tatmin etmeye yetiyor.

Çok Şükür Rabbim...

12 Mart 2018 Pazartesi

Haftasonu Kabusu


Bu haftasonu tam bir kabustu. Çocukların peşinde koştuğum ama ikisini de memnun edemediğim klasik bir "babasız" haftasonu geçirdim.

Cumartesi Tirilye'ye gidelim dedim(demez olaydım). Orada her türlü çocuk avcısına(pamuk şeker, dandik oyuncakçı vb.) boyun eğerek yeter ki tadımız kaçmasın desemde olmadı. Tadımız her türlü kaçtı, yok bebek arabasına ben binicem , yok salıncaktan o insin ben bineyim vb. oradan bir b.. anlamadan çocukları kaptığım gibi eve dönüş.(Bursa'nın sahil kenarlarında oturacak adam gibi bir yer bulamamak ayrı bir yazı hatta kitap konusu)

Ertesi gün Akçalar'a göl ve nine ziyaretine gittik. Burada da kardeşimi uyandırıcam diye tutturdu, uyanan kardeşi de 1 saat boyunca ağladı. Baba evi mutsuzluğu da (klasik 35 yıldır devam eden senaryolar, diyaloglar vb.,benim de psikolojim toleranssız orası kesin) eklenince , artık okul başlasın diye saatleri saydığım müthiş bir haftasonu geçirmiş oldum. Bir de gece öksürükleri (3.ümüz birden) üstüne tuz biber...

Bu güzel anımda burada dursun, ileri de bu günlere bakıp oh be geçti çok şükür ,zordu çok zordu ama geçti demek için, geçince zaten çok kolaymış gibi gelmemesi için....

Öz eleştiri: Mehmet varken olan yokken niye olmuyor üzerine iyice düşünmem ve çözmeme gereken bir olay.
Mesela bir yere gittiysek Mehmet çocuklara hiç karışmaz, sınırsız telefon ve abur cubur hakkı verir. Bu da işleri kolaylaştırıyor tabi. Ben de yapayım desem de içim el vermiyor.
Mehmet varken moraller yüksek sanırım hepimizin bu da bir etken.
Mehmet yokken benim aileme çok fazla beraber oluyorlar, bu da işin suyunu iyice çıkartıyor.
Belki birşeylere fazla acele ediyorum, Mehmet'siz planlar için 1-2 yıl daha beklemek lazım, zira evde site bahçesinde durumlar bu kadar kötü değil. Benim aceleciliğim bu. Yalnızken daha sakin yaşamalı 1-2 yıl daha. Halbuki benim çılgın planlarım vardı(tatil yapacaktım çocuklarla yada uzak bir yolculuk)
Babaları yokken daha toleranslı olmayı öğrenmeliyim.
Bir de arada onlarında benden uzaklaşmaya ihtiyacı var bu gerçek.Hep dibimde tutmamalıyım onları.

Dün sabah uyanır uyanmaz Kemal okul var mı diye sordu. Yok deyince "Anne okul olmadığı günler ne güzel günler dimi"
Keyfi gıcır okul yok diye, bana bir yardımlar filan sonra da "Anne erkekler kızlara yardım etmeli"
Eylül'e minik patlıcanımız çok tatlı dimi filan sonra ne oldu da gün b..a döndü bunlar hep derin sorular...


11 Mart 2018 Pazar

Bugün 4 Yıllık Anne Oldum

Canım oğlum çok hevesle beklediğim 4 yaşına girdi (ya da doldurdu). Peki ben 4 yıllık annelik serüvenimde (kesinlikle bir serüven bence monotonluk yok) nereden nereye geldim bir özet geçmek istiyorum.

1 - Kaka ve Sümük
4 yıldır en çok muhatap olduğum bu iki madde artık benim için anlam değiştirdi. Bunlar sadece vücut sıvısı değil duygu hali benim için. Mutluluk, suçluluk, endişe, rahatlama her şey ama her şey bunlara bağlı hayatımda

2-Tatil
4 yıldır hiç tatil gibi tatil yapmadım(amsterdam'ı saymazsak). Peki hangisini tercih ederim tabi ki şimdikileri. Daha çok yoruluyorum ama daha mutluyum.

3-Sorumluluk ve Kaygı
İşte beni en çok yoran kısım bu, korkunç bir sorumluluk ve kaygı ağırlığı var üstümde. Boş veremiyorum, bu da beni (Mehmet yokken özellikle)en çok yoran kısmı.

4-Aşk
Hayatımın en unutulmaz 2 anı ikisini de kucağıma aldığım ilk an. İlk görüşte aşk, nasıl bir duygu hali anlatılmaz. İlk kez karşılık beklemeden, sevilmeyi, iyiliği ve daha bir çok şeyi beklemeden koşulsuz sevgiyi onlarda tattım(Rabbim binlerce şükür)

5-Ani duygu geçişleri
Uyumuyorlar, şımarıyorlar vs. diye dünyanın en sinirli insanıyken daldıkları an sevgi kelebeği, en mutlusu filan oluyorum. Hayatımın başka hiç bir anında böyle ani duygu geçişi yaşamamışım dır.

6-Önceden nefret ettiğim şeylerden zevk alma
Çocuk parkları

7-Başkalarında kınadıklarımın aynen başıma gelmesi
Bu olmayan yoktur herhalde, bekara karı boşaması misali önceden eleştirdiğim ebeveynlik hatalarını pek güzel ,seve seve yapıyorum.

8-Mehmet
Anne baba olduktan sonra ilişkimiz,bağımız,onun kalbimdeki yeri değişti.

5 Mart 2018 Pazartesi

Bu Aralar... - 5.3.2018

Kemal bu aralar iyi, babasının gitmesi bunalımını atlatmış görünüyor. Dün 1 defa tuvalete girip benim için oldukça tatmin edici bir kaka yaptı, kendime nazarım değmesin ama deli gibi mutlu oldum, helada mutluluk gözyaşları dökmek nedir, anlayamazsınız!!

Klasik Mehmet sonrası sendromu yaşıyorum. Deli gibi alışveriş yapasım var, Mehmet gidince hiç bir yere gitmeme rağmen en çok kıyafet ihtiyacı(!) hissettiğim dönem oluyor nedense. Tamamen psikolojil evet ama engel olamıyorum. Gerçi o gelince hazır geliyor çünkü onunla hiç alışveriş yapmıyorum, çünkü psikolojim gayet iyi durumda oluyor:)
Usta Ugvey ne demişti "Aldıkça azalırsın"

Kemal Eylül'e bakıp anne küçük patlıcanımız ne kadar tatlı değilmi diyor, tabi benimle iyi geçinmek beni mutlu etmek için böyle söylüyor ve tabi ki işe yarıyor.(içimin yağları eriyor) Bu sabah okula gitmek istemedi ama bunu huysuzlanmadan söyledi. Bende üslemedim fazla babaannesine götürdüm. Anne babaannem beni çok özlemiştir o yüzden gitmek istemiyorum okula, hem orada oyuncaklarımı bile toplarım dedi. Bir de arkadaşlarımı da çok özlüycem aslında filan ayak yapıyor. Arabada giderken sabah oldukça mutluydu tabi bana ne şirinlikler, ne sevimlilikler gırla...Anne seni her gün seviyorum diyor,nasıl tatlı dilli aynı babası.
Dün gece kinetik kum, banyo seansı uzayınca yatışımız 12'yi buldu. Sabahta oldukça uykulu kalktık. Böyle olmasını bekliyordum, ziyan yok.

Mehmet gideli beri evde TV ve telefon izleme saatimiz oldukça azaldı. Bu hoşuma gidiyor, bazı akşamlar hiç tv açmadan hamur,boyama ya da lego ile yatma saatimiz geliyor. Ama Kemal tv izlemesine izin vereceğim bir yere gittiğinde hiç affetmiytor, susuz kalmış misali emiyor çizgi filmleri.


Gelellim Eylül'e, Eylül'de numaralar gırla buaralar, abisini taklit ediyor birebir ama tabiki yarım yamalak yaptıkları aşırı sevimli oluyor. Bu sevme olaylarını abartmayıp Kemal'i gücendirmiyim diyorum ama Eylül buaralar aşırı tatlı yalan yok. Gel gelelim yandaki bakıştan anlaşılacağı gibi bakışlarındaki cadılık, gaddarlık beni korkutuyor.

Eylül hiçbir zaman abisi gibi bana düşkün olmadı. Buna ben de izin vermedim biraz da mizaç belki. İlk günden bu yana onun bakımını başkalarıyla paylaştım. Herşeyi ben yapıcam, kokumu duysun güven alsın diye sarmaş dolaş yaşamadım (Kemal'de böyleydi bu, ilk çocuk sendromu)


Ama Eylül'ün benimle hiç bir bağı yokmuş halleri ,benim isteklerimi kim yaparsa ben onunlayım modu beni afallatıyor.
Belki onsuz tatile gittim ve bu benim işime gayet geliyor. Ama içim de bir garip ne bileyim. Çocukları kanguru gibi cebimde taşımayı seviyorum, yalan yok. Onlar benim , en çok benim modum var bu gerçek...

Eylül güçlü biri olacak gibi hissediyorum, böyle düşünmek beni biraz yatıştırıyor.

Benim haller böyle bu ara...

19 Şubat 2018 Pazartesi

Bir Ayrılık Daha...

18.02.2018 bir kontrat başlangıcı , yine bir ayrılık dönemi. Ayrılığın en iyi tarafı sürekli kısalıyor oluşu. Ama hiç bir sefer diğerinden daha kolay olmuyor, dün hepimizde gözle görülür bir duygusallık vardı. Destek timi sabah yalnız bırakmadı sağolsunlar. Kuzenleri gelince çocuklar baya baya oyalandı. Hava da güzeldi. İşte bu yüzden kardeş şart, iyi ki çocuklarımın kardeşi ve kuzenleri var, Çok Şükür Allah'ım.

Sabah Eylül Mehmet'i aradı evde, Kemal'de kardeşim bize oyuncak almaya gitti diye onu teselli etti. Allah'ım bir ömür birbirlerinin destekçisi,dostu olmalarını nasip etsin.

Survivor moduna girdim hemen, bu 3 aylık süreçte kendime başarılar, çocuklarıma akıl fikir diliyorum.

Bazı konularda kolaycılık yapmam Mehmet yokken yüzüme tokat gibi vuruyor, yeme, uyuma konularında hala bana bağımlı olmaları tamamen benim suçum. Onlar bunu yapmaya hazırdı fakat benim yeterli sabrım yoktu. Bu yaz yedirme ve uyutmaya paydos demeye niyetliyim, bakalım kısmet...


16 Şubat 2018 Cuma

Çocuk Kitapları (Kitaplığımız)

Okumayı çok severim , öyle böyle değil yani çook.
hobileriniz:okumak,seyahat,alışveriş:)

Kemal ve Eylül'le en zevk aldığım şey okumak. Ya en nefret ettiğim ;uyutmak,hela önünde beklemek,ikisine aynı anda yedirmeye çalışmak ........Oyun oynamayı da sevmiyorum ya ne yalan söyliyim belki evcilik oynamaktan hoşlanırım yada marketçilik pöffff
Kitap okumak,yapboz yapmak gibi şeyleri seven sıkıcı bir anneyim maalesef

Kötü kitabın yaşı olmazmış, internetten aldığım ve nefret ettiğim onca çocuk kitabından sonra bunu çok net söyleyebilirim. Kitapçıdan içini karıştırarak alıyorum kitaplarımızı artık. İnternet alışverişi 2 çocukla zamansızlıktan çok başvurduğum bir yöntem ama paramı çok zaman boşa harcadığım da bir gerçek. Denemeden alınan çoğu şey tam olmuyor işte.

Alıp çok sevdiğim kitapları buraya not düşeyim istiyorum.
Öncelikle ben kitapları 2 türlü kullanıyorum.
1. aşamadığım bir sorun varsa (okula gitmek istememe, paylaşmama vb.) bu temada bir kitap alıyorum. Fakat bu konuda dikkatli olmak lazım. Kaka eğitim için aldığım kitapta (Ati'nin Kaka Kitabı) Ati kakayı koltuk arkasında yapıyordu ve Kemal'de tuvalete yapma kısmı yerine o kısmı aldı:)
Bu tip kitaplarda 2.tehlike aşırı bayık olması, hikaye son derece sıkıcı, mesaj anlaşılmaz vs..
Bu katagoride Alper serisi favorimiz (okula gitmeme, babayla aşık atma, markette tutturma,yemek seçme gibi tam da bizim sorunlarımıza parmak basıyor)

2. Kitaplar zaman doldurmada,yemek yedirirken oyalamada,uykudan önce olmazsa olmaz.
Öyküsü çizimi öyle güzel öyle güzel beni bile eğlendiriyor. Bu katagoride favoriler zaman zaman değişse de The Best Of  2-4 yaş Yayazula , Büyük Ayı Küçük Ayı Serisi , Dünya klasiklerinin yeniden yorumlanması (bazıları ama) ,Çok Özel Bir şey , Anne Tavuk Anlatıyor , Happy I'm Hippo
2 Yaş Öncesi Bebek Koala Serisi, Hareketli kitaplar, Dokun Hisset kitaplar, Neşeli Çiftlik

15 Şubat 2018 Perşembe

Bu Aralar....-11.02.2018

Kemal benden hamur(badi bacağı dediğimiz türden) istedi. Yapamam dedim ama yaptım, kahvaltıda görünce çok mutlu oldu.
K:Anne sana güzel bir haberim var, hamurun çok güzel olmuş. Eline sağlık annecim
Hemen arkasından babasına dönüp kızlarla böyle konuşulur değil mi baba?

Airbnb,sahibinden.com ve hürriyet emlak araştırmalarıyla beynimi akıttığım, uykularmı kaçırdığım bir haftanın ardından istediğim gibi bir yazlık buldum. Gökçeada'da taş bir rum evini kiraladık,şimdi yaza kadar deli hayaller..İlk Gökçeada tecrübemiz umarım güzel geçer.

Bugün parka gittik. Binip çocuk döndürülen şeyde Mehmet yine b.... çıkardı,Kemal'i öyle hızlı döndürdü ki midesini bulandırdı, kendi yüzüğünü kopardı filan.Çocuk kireç gibi oldu. Mehmet bu ...Herşeyin aşırısından hoşlanır. Her ailenin farkına varmadığı ama dışarıdan garip görünen bazı durumları vardır. Sanırım bizim ki de bu.

22 Ocak 2018 Pazartesi

Amsterdam ve İlk Karne Dumuru


İlk çocuksuz tatil tecrübemin beklentimin çok üstünde geçti. Öncelikle Kemalin ilk karne gününde yanında olamayacak olmanın ezikliği,bensiz ne yapacaklar endişeleriyle sabah İstanbul keyfi ve uçak bölümünü kendime zehir ettim. Tatille ilgili son derece düşük beklentilerle Amsterdam'a vardıktan sonra tr'den gelen "çok iyiler seni sormuyor bile!!" haberleriyle kafam rahatladı ve "tatil" başladı.
Sanırım onların da benim de biraz uzaklaşmaya ihtiyacımız varmış, birbirimizi pek aramadık(pazar akşam hüznü ile artık daral bastı ama neyseki dönüş yolunda olmamız beni oyaladı).
Amsterdam Notları:
1-Dünyanın en uzun boy ortalamasına sahip ırkının yanında kendimi çok rahat hissettim(tr de hele bide topuklu giymişsem gözler beni ucubemsi bakışlarla süzer mutlaka)
2-Gözümü o kadar korkuttular ki soğuk soğuk diye hiç üşümedim(termal çorap ve kayak poları gayet yetti)
3-İstanbul günlerimdeki gibi saat sınırlaması olmadan eğlenmek genç hissettirdi.
4-Turistik olmayan mekan ziyaretlerimde sürekli onları izledim(elimde değil, gittiğim yerlerin yaşam şeklini inceleyip çeşitli çıkarımlarda bulunmaya bayılıyorum).Çıkarımlarım şu yöndeki, yaşadıkları hava koşullarına karşın oldukça güneşliler bence. Kesinlikle sevdim.
5-3€=3TL ise onlara hayat gerçekten güzel ve ucuz.

Ya döndükten sonra Kemal'in karnesini okuyunca yaşadığım dumura ne demeli.3 yaş karnesinde tabiki 2 durum var Gelişmiş ve Gelişiyor. Bu bence Pekiyi ve Zayıf, hiç olmadı Orta gibi birşey. Ve bizim kanemizde 11 tane Zayıf var. Bunu okuyunca nasıl dumur oldum anlatamam. Sanki çoçuğum looser olacak,onun kapasitesi bu benim elimden birşey gelmez gibi bir psikolojiye bürünüp Kemal için baya baya üzüldüm. Yahu ilk karnede nedir bu gerçekçilik.Halbuki telefon görüşmelerinde hiç te böyle bir profil çizilmiyor bana.Öğetmenimiz oldukça açık sözlü hatır gönül yapmamış karnede. Karne gününde orada olup diğer karneleri göremedğim için nasıl hayıflandım. Daha ilk karnede çoçuklarını sürekli başkalarıyla karşılaştıran tatminsiz vizyonsuz boş kafa bir veli profili olduğum belli oldu. Neyse silkinip kendime geldim ilk şoktan sonra. Dur bakalım yolumuz uzun ,bunlar hep Kemal'in yola getirilemez dediğim dedik huyundan oluyor ama beni zorlasa da onun işine yarıyacak bu ,bunu hissediyorum.

29 Aralık 2017 Cuma

Eğleniyorsan Bir Hata Olmalı...





Bu aralar her gece mutlaka bunlardan birini izliyoruz. Geçen hafta Charli'nin Çikolata Fabrikası , ondan önce Lego Movie'ye takmıştık. Sağdaki bir fransız animasyon filmi, çok güzel fakat çoçuklar için uygun mu bilemedim, fazla hüzünlü. Zaten bu aralar ölüm fikrine takmış olan Kemal'in korkuları bu film ile tavan yaptı. Sürekli ölümden bahsediyor, anne çoçuğun annesi ölmüş sen ölme, dedem ne zaman ölecek , eğer burdan düşsem ölürdüm anne gibi. Gece yanımıza gelmelerinin bununla bir ilgisi var sanırım. 
Nasıl cevap vereceğimi şaşırıyorum. Kimse ölmeyecek insan yaşlanınca ölür hiçbirimiz yaşlı değiliz gibi saçma sapan cevaplar veriyorum.
Ben de her gece aynı hikaye kitabını dinlemekten hoşlanırdım fakat şimdi yanlışmış gibi geliyor,içim pek rahat değil . 
Çoçuklarla şöyle bir his edindim, rahat batıyor bana. Eğer kendi kendilerine eğleniyorlarsa ya da aynı filmi tekrar izlerken sessiz sakin oturuyor bana da kahve keyfi yapmaya zaman kalıyorsa birşeyleri yanlış yapıyorum, ya da eksik yapıyorum hissi oluyor. Rahat ama mutsuz oluyorum.
Aslında şöyle bir tezim var, çoçuklara tv izletmeyin diyen uzmanların hiç biri çoçuğu ile 3 saatten fazla zaman geçirmiyor bence çünkü uzman olmak çalışmayı gerektirir, çalışan insan da çoçuğuyla az ve "kaliteli zaman" geçirir, böylece aman izletmeyin demesi çok kolay gelir de uygulamanın imkansızlığından haberi olmaz. 
Tezimin doğruluğundan emin olsamda bilimsel verilere kulak tıkayabilen özgün bir anne değilim maalesef. 
Eylülcüm ise alabildiğine bir çetin ceviz olma yolunda ilerliyor, sinirlenirse elinin tersini geçiriyor valla. Süslü ama sert, işte benim kızım. Eylülcüm seninle takılmak için sabırsızlanıyorum:)