denizcinin karısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
denizcinin karısı etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

11 Haziran 2025 Çarşamba

Kurban Bayramı 2025


Bayramları bayram olarak kutlamaya dikkat ediyorum, hem büyüklerin gözü yaşlı kalmasın hem de çocuklar geleneklerine yabancılaşmasın diye. Tabi ki gelenekler dönüşür , zamanın önünde hiç biri duramaz ama bu benim devrimin gelenekleri ise bunları yapmalıyım gibi geliyor. Üst kuşak ile alt kuşağı bir araya getirmeden alış veriş nasıl olur bilemiyorum. Bu konu da şanslıyım , ailelere yakınız , köklerimizin olduğu topraklara da keza.



İkinci gün,  M. nin yanına "esas" köklerime yolculuğa çıktım. Foça tahmin ettiğim gibi kalabalıktı , tabi ki birlikteyken bu bizim umrumuzda değildi. M. ile o taş evde , Foça rüzgarlarında olmak başka bir his zihnimde, evimde değilim belki ama bana ait bir yerdeyim. 



Denize, merkezde değil beachte girdik bu sefer. Bayram haracımızı vermesek olmazdı, kurban kesmek gibi kazıklanmak ta farz. Kalabalık değildi neyse ki , köpük partisi ve dansöz vardı 😖😁 (başka yerde yaşayamam durumları) Deniz soğuktu , hava serin , keyifler gıcır , cüzdanlar ince....
Yolculuk öncesi kaygılıyımdır hep, uykum kalitesiz olur ve çok erken uyanırım. Yıllardır aşamıyorum bunu. 4. gün dönüş yoluna da vakitlice çıktım, trafik yoktu şükür. 




22 Mayıs 2025 Perşembe

Bu Aralar - 23.05.25


Dün canım kızlarla(eski ev arkadaşlarım) görüşemeyeceğimize kani olup gece konferans yaptık. Halbuki 2 saat uzaktayız ama olmuyor, onların programı fazla yoğun. Olsun o bile iyi geldi. Bayram sonrasındaki bize attık sorumluluğu...

Kemal yeni heyecanlar peşinde, büyüdüm ve sen beni anlamazsın havalarında . Tavsiye vermeye çalıştığımda tabi...Güzel dinlersem anlatmak istiyor. Eylül hırçın bu ara. Kızlar grubunun dinamikleri ona iyi gelmiyor. Evdeyken kendi dünyasında mutlu iken okulda grubun popüleri olmayı çok önemsiyor.  Ama ne yapabileceğimi pek bilmiyorum.Yaşayıp göreceğiz.

Yaza hazırlık kabilinden kuru fırçalama ve 10 dk 14 gün  tarzı egzersizlere başladım. 42 yaş vücudumu ayna önünde fırçalamaktan hiç hoşnut değilim, onun giyinik halini seviyorum. Bu derece gözüme gözüme hoş değil de kaçamıyorum n'apalım. Rabbim akıl ve kabul ver kuluna🙏

Eski pilates hocama geri döndüm, çok konuşuyoruz odaklanamıyorum diye bırakmıştım. Yine çok konuştuk 😃


Yazın gideceğimiz yerlere bakmaya, maps listeleri oluşturmaya başladım. Bahar sen ne güzelsin, dün akşam gökyüzü tam bu haldeydi , tüm enerjim havalardan...


22 Temmuz 2020 Çarşamba

Hatalarımı Sevemiyorum

Kendini olduğu gibi seven , hatalarıyla seven biri var mı?Yoksa bu yaşam koçluğu satmanın bayat bir numarası mı?
Ben hatalarımı sevemiyorum,hep tekrarladigim bana özgü yanlışlar bunlar ve tamda bu yüzden nefret ediyorum. Sabrın sonu selamet bu kesin ama selamete varmadan bitiyor bende sabır. Acele işe hep şeytan karışıyor ama ağırdan alamıyorum. Yavaş karar vermek,kararsızlık, kararından dönme ya da karar verirken tesir altında kalma hepsi var bende. Bir de gereksi korkaklıklarımı ve çizgilerimi iyi çizemememi sevmiyorum
İçimde anlamlandıramadığım huzursuzluğum her ay ki hormonal depresyonum sevmiyorum sizi. Bir yerde okumuştum,"nerede değilsem mutluluk tam da oradaymış gibi" Her ayın 1haftası bende durumlar tam da böyle...
Bedensel acıya dayanıklı ruhsal açıya dayanıksızım, endişelenmekten alamıyorum kemdimi(yine kaka tutma yaşıyoruz,ve benim sağlıkla ilgili kaygılarım tavan yaparken Mehmet uzaktan rahat ol diyerek yardım ediyor(olabilsem niye seni darlayım biraz destek olsan)

19 Temmuz 2020 Pazar

Sanal Aşkın Zorlukları

O gemideyken sanal aşk oluyor aramızdaki,biraz uyduruk bir benzetme bu biliyorum.Anlatmaya çalıştığım şey internet üzerinden evlilik yürütmeye calisiyoruz. Halbuki sadece sözcükler nedir ki? Ben bir yazar değilken tüm derdimi yazarak nasıl anlatırım ona? Ki ikimizde normal ruh halimizde değilken yazisarak anlaşmaya calisiyoruz,ya da sesin geç ulaştığı konuşmalarla..
Sahi bizim normalimiz ne? Beraberken cok mutlu ayriyken çok mu mutsusuz.Hayir bu doğru değil bizim normal ruh halimiz bu,geçmesini beklemek yerine kabullenmek daha gerçek...
Basit beklentiler mutluluk garantili  ,belki de çıtayı fazla yukseltmemeli...
Bugun ev temizlendi, bazı kusurlar çıktı ortaya ,yarin santiye sefine bunları anlaticam o halledicez dicek ama halletmiycek .ben tekrar aramaktan bi de bunları mehmete raporlamaktan fenaliklar geciricem falan filan .. Mehmet in verdiği akıl aynı sert konuş bağır gerekirse,kendisi yapabilirmiş gibi Yahu millet kaypaksa bana ne,ben naifligimi bozamam...
Yürüyen şato bitti,filmini daha çok sevdim Miyazaki hikayelerindeki naiflik çok başka,kitap ise sıradandı.İnsan sevgiyi kendi hissettiği gibi tanımlıyor ancak.Çocuklar kelimelerin anlamlarını sorduklarında farkediyorum bunu...

24 Aralık 2019 Salı

Denizcilik Zor İş

Bu aralar bunu sorguluyorum yine, çünkü yine bir kontratın sonlarındayız...Niye insan eşini bulmuşsa bile isteye senenin yarısını niye ayrı geçirir? Bu mesleğin zorlukları getirilerini karşılıyor mu? Yalnız ebeveynlik beni benden alıyor mu? Harcanıyor muyum ben, çok mu fazla erteliyorum ben, yazık bana...
Bu yazısı tamamen kendi açımdan yazıyorum, bu birlikte seçtiğimiz bir hayat tarzı o da zoru başarıyor vs. vs değil benim açımdan sadece kendime acıma yazısı....
Öncelikle hayatımda sürekli dur bi gelsin dur bi gitsinler arasında geçiyor, bir rutin oluşturamıyorum. Birbirine zıt iki düzen arasında sürekli gidip gelmek yoruyor beni. Şöyle bir durum;
Durum 1 o burada:Tatildeysek herşey mükemmel(yılın 2 ayı) Diğer zamanlar(ben çalışıyor çocuklar okula gidiyor durumu) Mehmet'te genel bir mutsuzluk bende genel bir yorgunluk hakim. Çünkü ben hem okul hem ev hem o arasında herşeyi tam tekmil yapmaya çalışırken, nedense o yaptığı herşeyde benim görevimi yapmışcasına adını koyamadığım bir tavır takınıyor. Ben okula gidince onu terketmişim gibi bir hisle doluyor(kendisi de itiraf etti sen okuldayken çok mutsuz oluyorum diye) Ben okuldan gelince hemen çocukları bana satıp tv karşısına geçme, ya da sen geldin ben kendime bir plan yapayım durumu. Okuldan geldim ve evde diye her şeyi ondan bekliyor değilim de yorgun geldim ya bi sarılma, özledim seni bi kahve vs. gibi birşey bekliyorum sanırım. Ama karşılaştığım tavır bütün gün çocuklarla çok yoruldum, benden bu kadar durumu. Ona göre Eylül okula başlayınca bu durum bitecek, ben katılmıyorum, bakalım göreceğiz...

Durum 2 o gemide:Overdoze ebeveynlik, kendi yalnızlığına üzülememe çocukların özlemlerini süspanse etme , yapılacakları o gelinceye sürekli biriktirme. Sürekli aile büyüklerinden yardım alma, afakanlar basma.

Şimdi durup düşünüyorum 2 ay sefa (maddi rahatlık ta var) için 6 ay cefa değer mi? Onun yerine 12 ay rutin hayat daha iyi değil mi?Hayat ertelemeler için kısa değil mi?Gelip giden o iken kıymetli olan o , bense harcanan yüz göz olunan taraf oluyorum ebeveynlik kısmında bu da bana dokunuyor. Onun yaşadığı orada apayrı bir stres gerek var mı bu zorluklara, daha kolay bir seçenek yok mu gerçekten?
Evet şuan cevabım belli bunun üzerine o gelince tekrar düşünmek istiyorum.

13 Kasım 2019 Çarşamba

Bu Aralar - 13.11.2019



Günlerim çocuk oyalamakla geçiyor , eğer doktorda değilsek. Bu aralar sağlık problemleri üst üste geldi. Test rapor ilaç görmezsem bir süre çok iyi olur. Çocuklarımla zaman geçirmekten sıkılıyor muyum? Yooo ,Mehmetin yokluğunda bir tek onlar iyi geliyor bana. Başka türlü oyalayamıyorum kendimi. Onsuz olmuyor ,tat vermiyor. Bu durum eskiden romantik gelirken bana, şimdilerde korkutuyor. Sanırım hayatın kendime ayırdığım bölümü git gide daralmış, içinde duramıyorum uzun süre.

Yaklaşık 20 gündür sigara içmiyorum. Ama bırakmadığımı, Mehmet gelince tekrar içeceğimi de hissediyorum. O zaman şu an paket almaktan beni alıkoyan şey ne bilmiyorum.
Yeni ben, belki orta yaş belki annelik belki... bir sürü sebep ama yeni ben bu , böyle hissediyorum. 

Bu yeni benimle bakış acım durulaştı sanki. Soruları daha kolay cevaplar ,sorunları daha kolay kabullenir oldum. Bu aralar yine bir türlü ilerleyemeyen ingilizcemle uğraşmaya başladım ve fark ettim ki birisine şak diye cevabı yapıştıramayışımla ingilizcemi ilerletemeyeşim aynı sebebe dayanıyor. Pratik zeka eksik bende...Cevabı yapıştıramama özelliğimin çok faydasını gördüm sanırım bu da zararı , olsun napalım...

Puzzle yapamaz sıkılırdım ben. Çocuklarla da yaptığım bir şey değildi. Bu yıl yapmamız gerekti, Kemal'e güzel (çizgi film kahramanlı olmayan iyi çizimli) bir puzzle aldım. Onu yapmak öyle hoşumuza gitti ki diğer saçma ve zorlara geçebildik. Netice de kartondan yapılmış bir şeye o kadar para vermeli miydim? Kesinlikle...

Dua'yı hayatımdan fark etmeden uzaklaştırmışım , halbuki beni çok rahatlatır. Allah'la bile konuşmadan rahatlayamıyorum, ah bu sözcüklerle iç huzurum arasındaki bağı bir kırabilsem... Şimdi sabah evden çıkınca ve gece yatınca çocuklarla beraber dua etmeye başladık.
Eylül:Allah'ım evimizde karpuz yiyelim sağ salim oturalım babam gelsin hediyelerim gelsin
Kemal:Babam gemideki işlerini bitirip yanımıza dönsün

Bugün Kemal savaş yaparken kafama vurdu canım acıdı, kafasını yastığa gömüp ağlamaya başladı. Üzerinde durmayıp onunla savaşmaya devam ettim. Bu akşam yatakta dedi ki(kötü anlardan bahsederken) ben ağlarken bana ne olduğunu sormak yerine niye savaşmaya devam ettin?
Demek ki geçiştirilmek değil anlaşılmak istiyor. Şaşkınım...

Pazar günü birlikte kurabiye yaptık, annecim teşekkür ederim dedim bir şey değil anne şanslısın dedi:)

Bu günlerde ikisi de çok özlediler babalarını, halbuki daha yarılamadık bile. Zaman geçince kolaylaşır mı zorlaşır mı göreceğiz.



28 Mart 2019 Perşembe

Durumu Kabullenme - 28.03.19

Bugün Mehmet'i bir kez daha yolcu ettim. Bu kaçıncı sayamıyorum. Öncekilerden daha kolay değil ama bir farkı var. Artık onun gidişine yükselen isyan duyum yok, onun yerine daha sakin, hüzünlü bir kabullenme var. Önceleri niye herkes için sıradan olan benim için lüks sanki, beni bu noktaya ne getirdi, niye çıkamıyorum bu döngüden.... gibi sorular kafamda döner dururdu. Bu da öfke , isyan karışımı bir hisle doldururdu beni. Şimdi olacakları kabullenmiş, herkesin sıradanlığından farklı olmanın hafif böbürlenmesi içinde hüznümü kabul ediyorum. Bu benim yolum...

Şuan onunla doluyum, sözlerim daha sonra çok romantik görünecek gözüme biliyorum, ama şu an başka türlüsü mümkün mü? Fırtınalı ve tutkuluydu bu dönem. Bu ne onun ne benim, bizim gerçeğimiz. İlişkimizin bu zamana kadar olan kısmı hep böyleydi, artık sonrasının da böyle olacağını kabul ediyor, kendimize has coğrafyamızı seviyorum. İnsan bir kişiyle uzun yıllar birlikteyse ilişkisini böyle canlı tutuyordur belki de kim bilir. Aynı kişide hep başka yönler, başka aşklar yaşayarak...Bu küçük fırtınalar büyükleri olsa nasıl sarsılacağımı öğretti bana, kaybetme duygusunu ,boşluk hissini. Onu ne çok sevdiğimi. O'nda vazgeçemeyeceklerimi ,bana karşı zaafı , beni hesapsız ve kalıpsız sevmesi...

Bu sefer ki tatil(evet her burada olduğu dönem hayatımın tatil dönemi) tatsız başlayıp mükemmel bitti. Kırılmış bir ayak beklenmedik kavuşma, biraz sıkıntı dalgalanmalar derken ailece gittiğimiz Sapanca ve baş başa gittiğimiz Kapadokya tatilleriyle muhteşem bir final oldu. Hafta sonu kaçamaklarımız, aramız nasıl olursa olsun aksatmadığımız ritüellere dönüştü bu tatil.

Yine geçsin zaman, biraz aheste beklerken ben yine aksın hayat. Kış ve yaz birbirini kovaladığı sürece her şey yolunda, yeter ki hepsi zamanında olsun...



3 Mayıs 2018 Perşembe

Bu Aralar-3.5.2018


Bu aralar çok zor, Kemal'in 6 günlük tatili, Eylül'ün 2 yaş sendromu ,  yalnızlık , özlem beni çıldırtma noktasına getirdi. Bu aralar ben yapamıyorum ne olacaksa olsun dediğim bi ara , hiçbir şeyi beceremedim başaramadım dediğim bi ara, bu kadar zorlanmak iyi değil ya akıl ya da ruh sağlığımı kaybedersem diye çok düşünüğüm bi ara, kendimi çaresiz hissettiğim bir ara , bana hiç kimse yardım edemez diye düşündüğüm bir ara, herşey gitgide daha da zorlaşacak diye düşündüğüm bir ara.

Kemal sürekli babasına resimler yapıyor, üzerine baba seni özledim yazıyorum. Biliyorum bu hırçınlıklar onun özlem ve üzüntüyle başetme yöntemi. Ama beni çok zorluyor. 
Eylül gerek 2 yaş sendromu gerek se abisinin eğitmenliğinde feci birşey, tutturuyor, vuruyor,ağlıyor,parkta başkasının oyuncaklarını alıp vermiyor, arkasına bakmadan kaçıyor vs.
Kemal'de bir bireyselleşme çabası, başını alıp gitmeler, sen git ben gelirim vs. üstüne tuz biber...

Niye sürekli sümüklü bu çoçuklar diye KBB'ye götürdüm onları, iyicene bakıldı. Sonuç alerji, bu iyi mi kötü mü bilemiyorum, bu durum bende ki kontrol hissini tetikliyor bu bir gerçek.

2 gün sonra 5 günlük hattuşa'ya gidiyoruz tekrar. Bu halde iyi mi ediyorum kötü mü bilemiyorum. 

Ben de normal ve şağlıklı düşünemiyorum farkındayım, bir yerlere gitseler hemen özlüyorum gelsinler istiyorum. Hep benimleyken de bunalıyorum. İşleri zorlaştırdığımın farkındayım ben de...

Bakalım Mehmet bi gelsin de onunda bi 15 gün alışma süreci olur, sonra duruluruz sanırım.

Çok şükür Allah'ım , herşeye çok şükür...

19 Şubat 2018 Pazartesi

Bir Ayrılık Daha...

18.02.2018 bir kontrat başlangıcı , yine bir ayrılık dönemi. Ayrılığın en iyi tarafı sürekli kısalıyor oluşu. Ama hiç bir sefer diğerinden daha kolay olmuyor, dün hepimizde gözle görülür bir duygusallık vardı. Destek timi sabah yalnız bırakmadı sağolsunlar. Kuzenleri gelince çocuklar baya baya oyalandı. Hava da güzeldi. İşte bu yüzden kardeş şart, iyi ki çocuklarımın kardeşi ve kuzenleri var, Çok Şükür Allah'ım.

Sabah Eylül Mehmet'i aradı evde, Kemal'de kardeşim bize oyuncak almaya gitti diye onu teselli etti. Allah'ım bir ömür birbirlerinin destekçisi,dostu olmalarını nasip etsin.

Survivor moduna girdim hemen, bu 3 aylık süreçte kendime başarılar, çocuklarıma akıl fikir diliyorum.

Bazı konularda kolaycılık yapmam Mehmet yokken yüzüme tokat gibi vuruyor, yeme, uyuma konularında hala bana bağımlı olmaları tamamen benim suçum. Onlar bunu yapmaya hazırdı fakat benim yeterli sabrım yoktu. Bu yaz yedirme ve uyutmaya paydos demeye niyetliyim, bakalım kısmet...


8 Ağustos 2017 Salı

Bodrum'dan Sevgilerle


Mehmet gelebilecek mi? Yetişir miyiz ,eğlenir miyiz, kiminle gidelim gibi türlü soruların sonunda 1 Ağustos itibariyle Bodrum 'a yerleştik. 1 ay buradayız. İlk hafta sonunda izlenimlerim iyi yönde. Çocuklarla merdivenli bir ev fazla sorun olmuyor. Temizlik desen o da iyi gidiyor şimdilik Mehmet in yardımlarıyla. İlk hafta bizimkilerle geldik , bu hafta nöbet değişimi Mehmet'in ailesi geldi. Son 2 haftayı da yalnız planladık. Belki yardımcının çokluğundan şimdilik iyi gidiyor.
Akyarlar daha önce kaldığım bir yer, bu yüzden tercih sebebim. Deniz çoçuklar için çok uygun, nem yok esinti kıvamında. Evimiz villa formatında olsada kapalı alanı 2+1 , dış alan geniş ama sabah hortumla hallediyoruz temizlik işini. Sabahlarımız tabi ki 7 de başlıyor. 9 civarı kahvaltı sonra Kemal'e havuz Eylül'e uyku saati. 2 civarı denize iniyoruz. Harcama sınırı olmayan hem denizi hem gölgesi keyifli bir beach bulduk. Genelde oradayız öğle yemeğini orada hallediyoruz(benimkiler pek sevmiyor dışarıda yemeyi pek randımanlı yemeselerde akşam yemeğinde hallediyoruz farkı) Akşam yemeğinden sonra teras keyfi ya da çocukları bırakıp biraz eğlenceye gidebiliyoruz. Sürekli olan depremler dışında herşey yolunda şimdilik. Beşik gibi sallanıyoruz günde 2 kez en az. Terasta ve çocuklarlaysak pek takmıyorum da alt katta uyuyorlarsa biraz kaygı verici.

Yine de tatil moduna geçtim kafa ve bünye olarak. Tatil öncesi oldukça stresli bir dönemden geçtik. Mehmet'in aslında her gemide yaşanan olağan sıkıntıları bu sefer daha sıkıcı oldu. Planlara yetişememe kaygısından olabilir, ya da gitgide herşeyin zorlaşmasından olabilir. Yıllar geçtikçe alışılan bir durum değil daha çekilmez hale gelen bir durum.Tatil dönüşü Mehmet için 1 aylık bir seyahat daha görünüyor. Tam okullar başlarken yine benim için zor olacak. Eylül'ün babaanneye Kemal'in okula alışma döneminde Mehmet yanımda olur diye planlıyorduk. Hayat siz birşeyler planlarken başınıza gelenlerdir ama dimi. Şimdi moral depolamam lazım o zamanlar için.
Yine de çok şükür şanslı olduğumu biliyorum çok çok şükrediyorum. Tatilim de destekçilerim de çok. Bir şekilde hallederim biliyorum.

Aslında rahatlama Mehmet'in gelişiyle değil benim karar vermemle oldu. Hep böyle olur zaten sıkılır sıkılır en sonunda bir karara varır rahatlarım. Ayın 27 de Mehmet gecikeceği için oldukça gerilmişti. Ben se onun kadar gergin olmama rağmen (çünkü bu arada uğraştığım Kemal'in kaka sorunu ve evde yalnız olmam) onu rahatlatmaya çalışıyordum. O ise sinirini bana yöneltti, onu rahatlatmamın bir işe yaramadığını aksine bana sinirlendiğini söyledi!!!(sonradan özür diledi neyse ki) İşte bu bende şalterlerin atmasına ve karar vermeme sebep oldu. Ben 1 Ağustosta Bodrum a gidiyorum dedim seninle ya da sensiz. Mehmet sonradan da gelebilirdi bunu niye bu kadar sorun haline getirmişim ki. Neticede herkes için önce kendi sorunları geliyor öyle değil mi?Sorunlarımızın yükünü başkasına atmaktansa çözmek daha akılcı . Bu karara varmam bence müthiş bir rahatlama yarattı Mehmet'e kızgınlığım bile geçti. Ertesi gün görüşmemizde triplerimden kurtulmuş kararımı ona söylemeyi bekliyordum ki Mehmet müthiş bir sevinçle 29 da geliyorummmm dedi. Ve kaybolan eşeğimizi bularak yine hudutsuzca mutlu ve iyimserdik.
 Bakınız 27 Temmuz: Böyle hayat olmaz olsun
              28 Temmuz: Allahım ne kadarda şanslıyız yuppi hayatımı seviyorum
İşte denizci hayatı ya da insan psikolojisi mi desek adına böyle birşey.
Kendime not : Bodrum gezi rehberi gibi birşey yazıcam amaçlarımı unutmuş değilim:)

24 Mayıs 2017 Çarşamba

Bugünlerde...


Eylül tatilde 2 diş daha çıkardı oldu 8... Döndüğümüzden beri (3 gündür) geceleri çok kalkıyor. Uyku saatlerimiz de değişti. Sanırım 1 yaşına girerken günde tek uykuya düşmeye başlıyoruz. Zaten yaz ayında böyle bir düzenin daha iyi olacağını düşünüyorum. Aynı anda uyumalılar ki yüzme - banyo - yemek seansları sorun olmasın. Sallanarak uyumayı da reddediyor. Dejavu yaşıyorum sanki ben niye çocuklarımı emzik ve sallayarak uyumaya alıştıramıyorum acaba? Geniş bir yatakta döne döne uyumak istiyor. Evde tamam da dışarıda büyük sorun. Yine pusette , hamakta uyuyan bir çocuğum olamadı...
Kemal yaramaz ve hırçın bu günlerde. Birde ölümü duymuş onu soruyor habire. Benimde dedem ölecek mi, bende ölecek miyim gibi... Ne desem bilemiyorum okul uzmanına danışsam iyi olur ama onunda işi başından aşkınmış gibi , beni geçiştirir gibi geliyor. Mehmet ile evde çok çaldığımız şarkıları bile duymaya tahammülü yok, özlem o derece. İşte çok çaresiz zamanlar bunlar. Hayatımızın en zor dönemleri böyle zamanlar, Kemal de yaşamaya başladı bizimle birlikte, yapacak bir şey yok geçince geçiyor....
Peki ben, pek iyi sayılmam Kemal ile aynı dertten mustaribim ben de...2 ay 2 yıl gibi geliyor şu ara halbuki günler çok hızlı geçmesine rağmen. Yapmak istediklerim ve yetiştiremediklerim ayrıca bir mutsuzluk kaynağı oluyor. Okunacaklar listesi , daha çok yazmalı, dikiş projelerim , çocuklarla verimli zaman( zihin gelişimi için bişiler yapıyor muyum?), hava güzel dışarı çıkmalı , evde yenilik için küçük alışverişler yapacaktım hani , ramazan geliyor , okula başlıyorum, sporu unutma , 2 ev arasında git gel vs........ Hiç birşey yapma Aslı diyorum çocuklara bak yeter olmuyor ki öyle de hayatım boşa akıyor gibi. Yapacak işler uzadıkça yetememe hissi , yapacak işler olmayınca yararsızlık hissi.
Bu tamamen benim ruh halimle alakalı biliyorum ama bedenimdeki her şey benim kontrolümde değil. Bir an mükemmel kadın ,bir an çaresiz hissetmelerim hep bundan biliyorum. Zamanla geçecek yoluna girecek bunu bilmek de bir şey dimi? Listelerim uzasa da yapılacakların olmasını tercih ediyorum her zaman.

28 Nisan 2017 Cuma

Aniden Gelir Bahar


Dün aniden geldi bahar. Mutluluk demek bahar, kilotlu çoraptan kurtul tişörte geçebilirsin , az kaldı okul bitiyor demek bahar. Hayatımın çağrışımları da zaman dilimleri de hep okulla ilgili. Öğretmen olduğum için değil bence farklı bir sebebi var ama adlandıramadım. Örneğim ben 15 yaşımdayken demiyor da lise 1'i bitirdiğim zaman diyorum. Aziz Nesin 'nin anılarında bunu farkettim, herkese göre hayat okulla akmaz fakat. Belkide okulda mutlu olmak, başarılı olmak ya da istediğin yerde olmakla alakalı bir durum bu. Kendimde düzelmeyi çok istediğim bir eksiklik aferin delisi olmamdır. Okulda da aferin alan bir öğrenciydim. Günün birinde birisi çoçukluğuma inerse bunu çözümler umarım. Yoksa psikoloji kitaplarından okuduğum kadar kendimi çözümlemeye devam edeceğim sanırım.

Hiç gelmeyecek gibi gelen günler ,aynı bahar gibi hızla gelebiliyor aslında. Zaman herşeyin ilacı bunu hep biliyoruz da yinede geçerken sıkıntımızı başkalarından çıkartabiliyoruz bazen. Çok üzüyor beni , çok canımı sıkıyor ve her seferinde geçtiğinde bir daha ki sefere daha sabırlı olmaya söz veriyorum kendime. Ama o zaman gelip çattığında yine elimin altında en kolay kırabildiğimi kırıyorum yine. Evet Aslı daha kütüphaneler dolusu okumalısın kendini eğitmek için ama yine de olmayacak bazen. Çünkü sen Aslı olarak doğdun ve ölünceye dek mücadelen bu. ama bazen de başarıyorum ya işte o zaman da tatmini çok tatlı. Mesela çoçuklarım büyüdüğünde başardığımı mı hissedeceğim acaba. Beni çok korkutan sorulardan biri bu. İçten içe başaracağımı düşünüyorum ama herşey masallardaki gibi mutlu sonla bitmez diyor içimdeki ses korkuyorum. Birde kendimi sanal aleme böylece açmaktan hiç hoşlanmıyorum ama başka türlü yazma işini rayına oturtamayacağım biliyorum.

Bir de yaşlanmakla birlikte olgunlaşamamaktan korkuyorum ben. Çevremde en sevimsiz bulduğum tipler bunlar işte. Çınar gibi olmak istiyorum ben, yaşlandıkça büyümek , benimle olanları gölgemde ferahlatmak. İşte bu yüzden okuyorum , okuyorum , okuyorum...

Kendime Not : Mylast üzerinde dur, benimle aynı okuma zevkine sahip birilerini bulmalı diyorum çünkü her şeyi okuyamayacağım ,bu kesin bari zaman kaybetmeyelim değil mi?

Kemal bu aralar babasını çok özlüyor, herkesin babası geliyor benimki niye gelmiyor dedi geçen gün. Parkta babasıyla gelmiş çocuklara babasından bahsediyor, benim de babam var diye. Onlara özeniyor. Bu duruma üzülüyorum ama ifade edip içine atmadığı için seviniyorum da. Mehmet uzakta onu hepimiz özlüyoruz, bunu değiştiremem, ayrıca çocuklarımın baba mahrumiyeti yaşadığını da düşünmüyorum . Tıpkı benim eş mahrumiyeti yaşamadığım gibi. Mehmet buradayken bunları fazlasıyla telafi ediyoruz, Kemal 'in ki özlem sadece. Umarım her zaman duygularını ifade eder böyle. Anlattığından daha fazlası içinde saklı mı? Sanmam , yoksa gece sayıklamaları bu yönde olurdu. Onun ki daha çok istemediği bir şeyi yapmaya direnen cinste. Eylül ise Mehmet i unuttu. İki yıl sonra özleyenler kervanına o da katılacak kesin.

Kendime Not: Akıllı telefonum bozulunca bir süre onsuz yapmaya çalışacağım. Ona verdiğim saatleri daha güzel değerlendirebilirim tabi ki ama onsuz yapabilirmiyim deneyeceğim.

18 Nisan 2017 Salı

İyi ki Doğdum...

Bugün doğum günüm. İyi ki varım, bu hayattayım, sahip olduğum her şeye binlerce şükür. Bu doğum günüm 2 pasta ve bir demet gül ile çok güzeldi. Doğum günlerimi pek önemsemezdim hani varlığım dünyaya armağanmış gibi abartmak komik gelir. Önemsemeliymişim çünkü pasta ve çiçekler yoğun günler yaşadığım bu aralar iyi geldi. Kendime not : sevdiklerinin doğum günlerini es geçme...Mehmet'cim iyi ki varsın, romantik biri olduğun için şanslıyım , unuttuklarımı çoğu zaman sen hatırlatıyorsun bana.
Pazartesi günü birisi ile anlaştım, evde çocuklar konusunda bana yardımcı olacaktı. Büyük umutlarla eşyalarımı toparlayıp evime döndüm. İlk günümüz gayet iyi geçti , fakat oturduğumuz yerler çok uzak ve bu işin yürümeyeceği anlaşıldı. Anne yuvasına dönüş.
Evde yalnızken Kemal'in bana düşgünlüğü artıyor, yalnız kalmak istemiyor. Babasını özlediğinin daha çok farkında ve kalabalık bunu ona unutturuyor sanırım. Kemal büyüdükçe Mehmet'in yokluğunun farklı yönleriyle tanışıyorum. Bu bir seçim mi? Evet , seçeneğimiz vardı ve bunu seçtik. Bu hayatın bizim için daha iyi ve uygun olduğunu düşünüyoruz. Kemal ve Eylül 'de bunların sonuçlarını yaşıyor kuşkusuz. Zaten hayat seçimlerimiz , diğerini seçseydim nasıl olurdu bilemiyorum, seçeneklerim olduğu için binlerce şükür, kendi kararlarımı alabildiğim için de... Bunun kimileri için lüks olduğunu biliyorum. Bunun için cesur olmak gerektiğini de...Cesaret , mücadele ve ödül . Hayatımın özeti.
Sadece cesareti olmadığı için memnun olmadıklarını yaşayan, bunun için başkalarını suçlayan sonra da daha çok mutsuz olan bir sürü kişi var etrafımda. Korkma mücadele et demek geliyor içimden ama mücadelenin de bir mizaç olduğunu biliyorum. Kimi güvende hissetmek ister kimi özgür...
Dün oyuncaklarını toplarken;
Ben : Kemal oyuncakları toplamaya hiç niyetin yok sanırım.
Kemal : Evet annecim benim niyetim bitmiş o yüzden toplayamıyorum , toplanmıyor oyuncaklar.

10 Şubat 2013 Pazar

Denizci'nin Dertli Karısı

Denizcilik dertli bir iş,maaşı ne kadar iyi gibi görünse de çekilen dertlerin yanında devede kulak kalıyor.
Eşim bugün limandaydı ve sadece 10 dk. görebildim onu,hemde ayrı geçen 1 haftanın üzerine 10 dk.  sadece.Böylesi çin işkencesi olarak yapılabilir ancak insana.Hele bir de yağ kir içindeki o halini görmek nasıl üzücü bilemezsiniz.
Hayatta sevdiği işi yapmalı insan, bünyesini fazla zorlamamalı bir de, çünkü bitiverecek bir hayatta günlerin sayısı belli değilken bu çaba ne için?
Fight Clup'ta dediği gibi "nefret ettiğimiz işlerde çalışıp ihtiyacımız olmayan şeyler alıyoruz."

3 Kasım 2012 Cumartesi

Çıktım Açıklara Döndüm Karaya

1 haftalık deniz seferimden döndüm, bundan biraz bahsetmesem olmaz. Genel olarak izlenimlerim olumlu. Herşeyden önce ayrı geçirdiğimiz onca bayramdan sonra birlikte olmak en güzeli,sadece bunun için bile güzeldi. Gemi hayatı ise bir odanın içinde günler geçirmek kapalı alan korkumu zaman zaman yoklasa da bol kitap okuyup diziler bitirdim,bu düşünceye odaklanmamaya çalıştım.1 gün İtalya gezisi de bonus olarak yanıma kar kaldı.
Gemi hayatı farklı bir ortam, her şeyin bir prosedürü,herkesin bir ünvanı var. Askeri hiyerarsiye benzer bir düzen ,yemekte bile herkesin yeri belli istediğin yere oturamazsın.
Gemi roro gemisi olduğu için ,yolcu kontenjanı var,diğer tip gemilerdeyse gemi ile seahat için gemicilik belgeleriniz olması gerekiyor. Burada ise yolculuk için bana schngen vizesi ve pasaport yeterliydi.

Manzara çok güzel, Akdenizden çıkmadığımız ve havalar güzel gittiği için deniz genelde durgundu.

Bazı günler hariç. Yarım günlük bozuk hava beni yatağa sermeye yetti.Ben yatarken sevgilimin çalışmak zorunda olması beni üzdü,moralimi bozdu,gerçi artık sallantıyı hissetmiyor bile yinede denizcilik zor iş...
Neticede herkese göre olmadığı kesin ama benim için farklı ve güzel bir deneyimdi,bir daha gider miyim?Evet, daha uzun bir sefere gider miyim?Hayır

24 Ekim 2012 Çarşamba

Denize Açılıyorum Sanıyorum

Resmi burada gördüm,bayıldım.Temel Reis ile Safinaz ya da orjinal adı Popeye ile Olive 'i bize çok benzetiyorum, zaten ergen hallerimi safinaza benzetirdi arkadaşlarım,bana bir Temel Reis gerekti ve buldum:)
Mehmet'in yine bir bayramda gelemeyecek olması sebebiyle bu sefer ben onunla gidiyorum. 2,5 gün gidiş,2,5 gün dönüşlük bir deniz yolculuğu beni bekliyor. Deniz otobüsünden bile nefret eden biri olarak ne yapacağım merak konusu.
Dönüşte bol resim ile tecrübelerimi paylaşacağım.
Hepimize mutlu bayramlar,size ihtiyacı olanların yanında olmayı unutmayın lütfen...

31 Temmuz 2012 Salı

Yine Geçmez Günler

Eşimle bir kontratın daha sonuna geldik ve yine ne zaman ineceği belli değil. En ömrümden ömür götüren,beni hay böyle işin dedirten bir sorun bu,belirsizlik! Çıkmadan kontrat imzalarlar ama asla ne zaman gelecekleri belli olmaz. Kontratı bitmediyse indirmez şirket ama bitse bile yok liman uygun değil,yok eleman bulamadım bahaneleriyle size 1 ay kadar takabilirler.
Kontratın bitimine 13 gün var fakat hala yanaşmış değiller(ki önlerinde 12 günlük yol var) Bu demek oluyor ki yine geçikecek. Bu artık bir klasik oldu diyebilirim, zaten bana ne zaman geleceğini soranlara uçağa binmeden bende bilmiyorum diyorum.
Kontratın sonları en geçmez günlerdir,ama az kaldı ya yine de içimde bir sevinç dalgası yayılıyor.
İşte denizcinin karısından bir acı gerçek daha:)

24 Temmuz 2012 Salı

Denizcilik Nasıl Birşey,Birliktelik Zor mu?


Öncelikle denizcilik çok geniş bir alan,genellemek biraz zor. Uzak çalışanı yakın çalışanı,karada olanı arada bir gideni var bunun çeşit çeşit:)
Eğer eşiniz bende olduğu gibi uzakyol çalışıyorsa durum biraz zor evet. Peki niye insan uzakyol çalışır? Para ve kariyer için. Uzakyol çalışanların maaşları iyi, sektördeki forsları yüksek oluyor(bendeki intiba budur). Birde askerlik mevzuu vardı ilk zamanlar,yabancı bayraklı gemilerde çalışanlar yurtdışında çalışıyor sayıldığı için dövizli askerlikten yararlanabiliyorsunuz. Biraz da bu yüzden 4 aylık kontratlara dayandık,tercih ettik.
Şimdiye böyle bir zorunluluk olmadığı halde katlanmaya devam ediyoruz. Niye? Para... Yani yakın yol çalışıp az kazanacağıma uzakyol çalışıyım çok kazanıyım uzun tatil yapayım mantığı ile.
Bunlar eşiniz denizdeyken gördüğünüz zor kısımlar,olumsuzluklar.
Gelelim kontrat bitti eşin döndü,yuppi senden mutlusu yok çünkü önünde gönlünce gezip zaman geçirebileceğin 2-3 ay var demektir. Yeni evli gibi olur cicim ayları yaşarsınız.Denizciler izinlerini kendisi ayarlar. Genelde 2-3 ay tatil yapmadan yeni kontrata çıkmaz(benim kocişkom).İşte bu vakit öyle tatlı geçer ki sizi yeni kontrata hazırlar. Aman burda 2 kuruşa 12 ay çalışacağına yılın yarısı çalışsın der yollarsınız gemiye.
Sonuç:kocişkom 3 aydır yok çok özledim bu yüzden şuan ki kafam bana 2 kuruş kazansın dizimin dibinden ayrılmasın ,parası batsın samanlık seyran olur falan diyor...

19 Temmuz 2012 Perşembe

Denizci'nin Karısı Olmak



Hayatımın merkezinde olan olgulardan biri,aşkımın denizci olması. Denizci ile evli olmak üzere yazmaya karar verdim. Yukarıdaki görseller bunun hayatımdaki anlamlarıyla ilgili,şuan özetliyorum daha sonra uzun uzadıya anlatmalıyım.
Aşkınız denizciyse gider ve öyle kalalırsınız bir süre, herkes onun sizi aldattığını düşünür ama buna asla inanmazsınız(ki denizci aldatma ortalaması erkek ortalamasının altındadır aslında) , geldiğinde büyük kavuşmalar mutluluklar vardır, ama süreç hiçte kolay değildir. Duygular dalgalanır denizle birlikte özledikçe hırçınlaşır yaralar yaralanırsınız. Ama kavuşma anında sıradan mutluluklardan çok farklı bir duygu yaşarsınız, herkesin öyle hergün yaşayamıyacağı türden. Ama hepsini özetlersek tablo yalnızlık ve özlemdir,iki taraf içinde...

5 Eylül 2011 Pazartesi

Mevsim Değişimi...

Mevsim değişiyor,akşamlar üşütmeye başladı. Sonra düşündüm bu durum bana ne hissediyor. Hiççç...
Çünkü benim mevsim kavramım O'nun(denizcidir kendisi) geliş gidişleriyle değişiyor. O yanımdayken mevsim yaz ya da kış değil sadece güzel. Mutluluk veriyor güneşin yakması ya da karın dondurması. Ama o yokken güneş gereksiz,soğuklar sa evden çıkmayıp içime kapanmak için güzel bahane...
Bu hayat bir sınavsa(ki ben buna inanıyorum) ben hep ayrılık ve özlemle sınanıyorum. Bir süre benim herkesi bırakıp gitmem gerekti,şimdiyse genelde geri de kalan ben oluyorum. Gitmek mi zor kalmak mı dersen her zaman kalmak derim. O giderken hayatından arta kalanla yaşamak daha zor benim için, oysa gitmek ne de olsa yeni bir başlangıçtır. Biraz daha oyalayıcıdır işte.
Neticede kimse hayatındaki zorluğu seçemez belki, ama kendince onunla baş etme yolunu bulur bir şekilde. Zaten hayatta bir mücadele sonuçta, mutluluk mücadelesi.