22 Haziran 2021 Salı
Beni Ödülle Cezalandırma
13 Mart 2021 Cumartesi
Japonların Beslenme Sanatı
Çocuklar yattı, Mehmet kendi dünyasına çekildi ben de biraz yazmaya kendi dünyama. Bu zamanlarda işte her şey tam da olması gerektiği gibi, büyük bir şey başarmışım, sağlam bir düzen kurmuşum gibi....
Kemal'in doğum gününü arkadaşlarla kutlamaktan geliyoruz. M. hazırladı her şeyi Kemal ve Demir'in doğum gününü birlikte kutladık. Küçükler evcilik büyükler bilgisayar oynadı. Biz bahçede bolca yedik içtik. Güzel bir gün ve güzel bir akşam üstüne yazmaya oturdum buraya, kahvem yanı başımda (çocuklar uyumadı hala fısır fısır bir şeyler. Ama görünmez sınırı aşamıyorlar. 9 dan sonra odaları dışı bize ait yetişkin dünyası. Dalmaya korkarlar, hiç olmazsa bunu iyi oturttuk. Ebeveynlik böyle bir şey en sıradan işi becersen (aslında akışına bıraksan zaten hallolacak şeyi bile) bin tane yolunda gitmeyen iş olsa bile korkunç bir tatmin veriyor. Analiz ettiğimde bu annelik işlerini, biraz içime indiğimde yani neler neler çıkar da üşeniyorum, belki işime gelmiyor zaten hızla büyüyorlar ve sen sürekli yeni şeylere alışırken zaman öylece akıyor işte...
Yarın aile kutlaması, henüz bir hazırlığım yok zati öğleden sonra hazırlarım gibi rahatım. Bu rahatlığımı çok seviyorum. Bu konuda kendimden memnunum yani. Tam kararına bence. Hani demişler ya herkes kendi aklını beğenirmiş en çok diye. Böyle değil bence, ben her konuda kendimi beğenmiyorum bu konu da beğeniyorum ama. "Şu evrende bir tozsun"un idrakindeyim.
Bir iyi yaşam telaşına düştüm ki sormayın. Wellness sisteminin pençesinde ne bulsam tüketiyorum. Aslında bu konu üstüne düşünmem yeni sayılmaz. Strese sokan, kötü hissettiren her şey üzerine düşünüyorum bir süredir. Seçimlerim , hayatım , zamanım... Olay sevdiklerinin, iyi hissettirenlerin idrakinde olmak , yapmak zorunda olduklarının ise kabulünde...Mesela kitabı çok seviyorken ig de zaman harcamak, sporu seviyorken alışverişte, dünyayı gezmek isterken arabayı değiştirmek gibi benim örneklerim. Niye? Olay seçimlerden ibaret tek engel bu ama niye? İşte çıkış noktam burası, motivasyonum da öyle. Bunu bilmek ,hissetmek üzerine düşünmek bile güzel. İçime gençlik tohumları serpiyor...
Yolda git gel, beslenme kitapları dinliyorum. Japonların beslenme sanatı kitabı en beğendiğim oldu. Ayşegül Çoruhlu kitapları da bilgilendirici fakat fazla bilgilendirici. Amacım bu konuda farklı yaklaşımları inceleyip kendi yolumu bulmak. Bu neticede hayata bakışımızla yakından ilgili.
Bugün bu kadar yetsin, her gün böyle güzel geçsin...
24 Aralık 2019 Salı
Bu Aralar ve Yeni Yıl Kararları-24.12.19
Geçen gece yine Eylül'le bir kitap daha okuyacak mıyız konulu saçma bir tartışmaya girdik.(oku işte nolacak ki?ama uyku saati geçince sabah uyanamıyorlar bana sıkıntı, ayrıca kuralları bilsin istiyorum ne kuralıysa...)
Sen kötü bir annesin, kötü kalplisin filan diyor bana ben de 5 yaşındaymışcasına o zaman beni sevme tamam dedim. Hayır anne sen kızsan da seviyorum diyorsun ya bende öyle yapıyorum dedi...
Kemal cephesinde ise yine bir hoşluk düşünüp yüzüme gözüme bulaştırdım. Uzun zamandır istediği dandik bir oyuncak vardı. Slime ve aptal figürlerden oluşan bir şey. Israrla emin misin diye sordum, youtube'dan oyuncağın videosunu izledik ve bence fazla oynacak bir oyuncak değil emin misin die teyit aldım. Kesinlikle eminim cevabına karşılık oyuncak sipariş edildi. Kargo hemen geldi,çoşkuyla karşılandı,1 saat oynandı ve sonrasında sen haklıydın bu oyuncak güzel değil diye ağlamaya başladı. Değiştirmek istiyorum da istiyorum vs..Ben de biraz yalnız olmadığımı hissetmek için Mehmeti ortama canlı bağladım. Tabi ki babasıyla yüzleşmek istemedi daha çok üzüldü, Mehmet'te tabi. Ama ne yapalım uzak olmanın zorluklarını kiminle paylaşabilirim ki başka türlü...
Şimdi bu kul ne yapsın, yine kendine faturayı çıkarttı. Şöyle ki belki de oyuncağı alırken onu fazla etkilemem gerekiyor, beğendiği şeye yorum yapmamalıyım. Ayrıca Kemal başka bir sebeple gerginse mutlaka çıkartacak bir şey bulur bunu anlamakta daha duyarlı olmalıyım. Gerçi bu sefer ki krizi güzel yönettim bence. Ona sarıldım, sakinleşmesini bekledim, bir figür daha alırız ikisini savaştırırsın dedim. Kendimi tebrik ederim...
Annelik, cocuklarla ilişkilerim konusunu masaya yatırıyorum bu ara. Hemen rüyalarıma yansıdı bu durum. Dün gece küçük bir kız cocuğunu sokağa atıp çok pişman oldum, hemen geri alıp yüzünü yıkıyordum. Ah bi terapistim olsa, ona güvensem, beni ilmek ilmek çözse...
Bu hafta onlarla güzel etkinlikler planlamak var kafamda, lütfen yine yüzüme gözüme bulaştırmıyım Alaaam lütfen...Benim yakıtım bu, iyi anne olduğuma, tüm zorluklara rağmen başardığıma inanmak, öteki türlü sevemiyorum kendimi.
Yeni yılda basit mutluluk reçetesi(ödevi) yazıyorum kendime...
1-Sporu düzenli yap
2-Kişisel bakımları ihmal etme
3-Düzenli ingilizce çalış(Busuu kursu bitince konuşma sınıfına yazılacağım)
4-Her ay yeni bir yer gör(yurt içi/dışı fark etmez)
2019 sağlık yönünden iyi geçmedi, 2020 iyi geçecek bunu hissediyorum...
11 Kasım 2019 Pazartesi
Tahammülsüzlük
Bende ise süreç şöyle gelişiyor bana tersse durum hayatımdan çıkarabileceğim mesafedeyse kişi hemen çıkartıyorum. Yakınımsa bu kişi sohbeti kesip kendimi kapatıyorum ya da mekan değiştiriyorum. Oysa onu anlamaya çalışmıyorum ki hiç. Bu yanlış deyip dioloğu sonlandırıyorum, hatta inceden ti'ye bile alıyorum. Oysa yanlış bu biliyorum, değişmeliyim çabalıyorum.
Bazen en yakınlarımızla öyle uzağız ki o beni anla, beni gör derken belki sırf bu yüzden hırçınlaşırken biz sadece hırçınlıklara takılıp gerisine bakmıyoruz bile. Tabi en kolayı öfkeye kırılmak, inadına anlamaya çalışmak zor...Bazı kelimeleri kafamda daha çok döndürmeliyim, içimde kalsın işte en güzeli...
Bugün ilk kez yavru kuşlarım ayrı ben yalnız. Bazen kendini birilerine emanet edebilmek ne güzel.
Dün yavru kuşlarımla kurabiye yaptık, ben onları pohpohlayıp teşekkür ederken Kemal'in cevabı bir şey değil anne şanslın oldu:)
Saat 2 oldu,artık yatmalı. İlk kez yatıya giden ergenler gibi yatmak gelmiyor hiç içimden. Bir de burger king gömdüm akşam yemeğinde halbuki yemeğim vardı, çocuklar yok yalnızım çılgınlıklarım bunlar işte benim de(ama menü buz gibi geldi aldığım kaloriye yazık) Bir de film (Big Fish çok güzeldi) , üstüne bil başında avarelik, self manikür bir de 2 satır yazı. Daha ne olsun ki...
28 Nisan 2017 Cuma
Aniden Gelir Bahar
Dün aniden geldi bahar. Mutluluk demek bahar, kilotlu çoraptan kurtul tişörte geçebilirsin , az kaldı okul bitiyor demek bahar. Hayatımın çağrışımları da zaman dilimleri de hep okulla ilgili. Öğretmen olduğum için değil bence farklı bir sebebi var ama adlandıramadım. Örneğim ben 15 yaşımdayken demiyor da lise 1'i bitirdiğim zaman diyorum. Aziz Nesin 'nin anılarında bunu farkettim, herkese göre hayat okulla akmaz fakat. Belkide okulda mutlu olmak, başarılı olmak ya da istediğin yerde olmakla alakalı bir durum bu. Kendimde düzelmeyi çok istediğim bir eksiklik aferin delisi olmamdır. Okulda da aferin alan bir öğrenciydim. Günün birinde birisi çoçukluğuma inerse bunu çözümler umarım. Yoksa psikoloji kitaplarından okuduğum kadar kendimi çözümlemeye devam edeceğim sanırım.
Hiç gelmeyecek gibi gelen günler ,aynı bahar gibi hızla gelebiliyor aslında. Zaman herşeyin ilacı bunu hep biliyoruz da yinede geçerken sıkıntımızı başkalarından çıkartabiliyoruz bazen. Çok üzüyor beni , çok canımı sıkıyor ve her seferinde geçtiğinde bir daha ki sefere daha sabırlı olmaya söz veriyorum kendime. Ama o zaman gelip çattığında yine elimin altında en kolay kırabildiğimi kırıyorum yine. Evet Aslı daha kütüphaneler dolusu okumalısın kendini eğitmek için ama yine de olmayacak bazen. Çünkü sen Aslı olarak doğdun ve ölünceye dek mücadelen bu. ama bazen de başarıyorum ya işte o zaman da tatmini çok tatlı. Mesela çoçuklarım büyüdüğünde başardığımı mı hissedeceğim acaba. Beni çok korkutan sorulardan biri bu. İçten içe başaracağımı düşünüyorum ama herşey masallardaki gibi mutlu sonla bitmez diyor içimdeki ses korkuyorum. Birde kendimi sanal aleme böylece açmaktan hiç hoşlanmıyorum ama başka türlü yazma işini rayına oturtamayacağım biliyorum.
Bir de yaşlanmakla birlikte olgunlaşamamaktan korkuyorum ben. Çevremde en sevimsiz bulduğum tipler bunlar işte. Çınar gibi olmak istiyorum ben, yaşlandıkça büyümek , benimle olanları gölgemde ferahlatmak. İşte bu yüzden okuyorum , okuyorum , okuyorum...
Kendime Not : Mylast üzerinde dur, benimle aynı okuma zevkine sahip birilerini bulmalı diyorum çünkü her şeyi okuyamayacağım ,bu kesin bari zaman kaybetmeyelim değil mi?
Kemal bu aralar babasını çok özlüyor, herkesin babası geliyor benimki niye gelmiyor dedi geçen gün. Parkta babasıyla gelmiş çocuklara babasından bahsediyor, benim de babam var diye. Onlara özeniyor. Bu duruma üzülüyorum ama ifade edip içine atmadığı için seviniyorum da. Mehmet uzakta onu hepimiz özlüyoruz, bunu değiştiremem, ayrıca çocuklarımın baba mahrumiyeti yaşadığını da düşünmüyorum . Tıpkı benim eş mahrumiyeti yaşamadığım gibi. Mehmet buradayken bunları fazlasıyla telafi ediyoruz, Kemal 'in ki özlem sadece. Umarım her zaman duygularını ifade eder böyle. Anlattığından daha fazlası içinde saklı mı? Sanmam , yoksa gece sayıklamaları bu yönde olurdu. Onun ki daha çok istemediği bir şeyi yapmaya direnen cinste. Eylül ise Mehmet i unuttu. İki yıl sonra özleyenler kervanına o da katılacak kesin.
Kendime Not: Akıllı telefonum bozulunca bir süre onsuz yapmaya çalışacağım. Ona verdiğim saatleri daha güzel değerlendirebilirim tabi ki ama onsuz yapabilirmiyim deneyeceğim.
18 Nisan 2017 Salı
İyi ki Doğdum...
Pazartesi günü birisi ile anlaştım, evde çocuklar konusunda bana yardımcı olacaktı. Büyük umutlarla eşyalarımı toparlayıp evime döndüm. İlk günümüz gayet iyi geçti , fakat oturduğumuz yerler çok uzak ve bu işin yürümeyeceği anlaşıldı. Anne yuvasına dönüş.
Evde yalnızken Kemal'in bana düşgünlüğü artıyor, yalnız kalmak istemiyor. Babasını özlediğinin daha çok farkında ve kalabalık bunu ona unutturuyor sanırım. Kemal büyüdükçe Mehmet'in yokluğunun farklı yönleriyle tanışıyorum. Bu bir seçim mi? Evet , seçeneğimiz vardı ve bunu seçtik. Bu hayatın bizim için daha iyi ve uygun olduğunu düşünüyoruz. Kemal ve Eylül 'de bunların sonuçlarını yaşıyor kuşkusuz. Zaten hayat seçimlerimiz , diğerini seçseydim nasıl olurdu bilemiyorum, seçeneklerim olduğu için binlerce şükür, kendi kararlarımı alabildiğim için de... Bunun kimileri için lüks olduğunu biliyorum. Bunun için cesur olmak gerektiğini de...Cesaret , mücadele ve ödül . Hayatımın özeti.
Sadece cesareti olmadığı için memnun olmadıklarını yaşayan, bunun için başkalarını suçlayan sonra da daha çok mutsuz olan bir sürü kişi var etrafımda. Korkma mücadele et demek geliyor içimden ama mücadelenin de bir mizaç olduğunu biliyorum. Kimi güvende hissetmek ister kimi özgür...
Dün oyuncaklarını toplarken;
Ben : Kemal oyuncakları toplamaya hiç niyetin yok sanırım.
Kemal : Evet annecim benim niyetim bitmiş o yüzden toplayamıyorum , toplanmıyor oyuncaklar.
26 Mart 2017 Pazar
Kendime Not...
Gezi blog yazarı olmaksa hayalim , bunu kaybetmezsem illa ki bir adım atarım. Hayaller enerji kaynağı ,kaybetmemeli. Öyle gerçek hayal bulmak ta kolay değildir, çoğu zaman hayalim dediğimiz şeyleri gerçekten mi istiyoruz başkasından mı özeniyoruz anlamak için çok düşünmek lazım.
Aslında seyahat etmiyor değilim fakat yazmıyorum. Umarım eski gezilerimi de yavaş yavaş yazarım.
Şu an ki durum , Kemal 24 ,Eylül 9 aylık. Çalışmıyorum. Mehmet 2 gün önce kontratına başladı. Annemin evindeyim yine umarım evimde bir düzen kurmayı başarırım ve 3 ayı tamamen burada geçirmem bu sefer. Kemal haftada 3 gün okula gidiyor, yarım gün fakat gitmemek için direniyor hala. Eylül emeklemeye başladı. 3 ümüz de hastaydık feci , Kemal bugün eskiye döndü gibi , Eylül sümüklü , ben se keyifsiz.
24.3.17 -
Ben - Annecim bize nazar değdi, ondan böyle olduk.
Kemal - Evet anne akşamlar olunca nazarlar burdan geçiyordu(yatağımın yanını gösteriyor) bize değdi hastalandık.

