Sabah sayfaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Sabah sayfaları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

23 Mayıs 2023 Salı

Sabah Kalkınca...


Benim ilk aklıma gelen bir önceki günün kötü haberi oluyor. Gece unuttuğum ve tatlı rüya alemine dalan bedenime beynim hemen kendine gel diyor, çok ta coşma öyle, unuttun mu olanları.

Bu sabah Mehmet'in gecikebilirim (büyük ihtimal gecikirim) haberi kafamda yankılanarak uyandım. Yine de bedeni kötümser kafanın buyruklarına boyun eğdirmedim , yoga yaptım biraz. Gecikmemi kafaya fazla takmadan çocukları da fazla kırıp dökmeden çıktım yola, hayrola.

Farz ettim ki gecikti ne yapalım yani, biraz Foça'da geçiririz yazı, bu sene canım Datça'yı eylüle bırakırız belki , Ağustosta gideriz komşuya. 

Yazmanın spor kadar iyi geldiğini kendime unutturmamalıyım. 

18 Ocak 2023 Çarşamba

Sabah Sayfaları - Niye Günler Güneşli İnadına

 


Hava 18 derece, lodos ama güneşli. Eylül hasta ben evde hapis. Hem sıkılıyorum hem üzülüyorum. Okulun en eğlenceli zamanlarını kaçırıyoruz ikimizde. Hazırladığı gösterisini sunamayacak. Hastalık iyiye mi kötüye mi gidecek onun endişesi de var.

Dün bayan buluşmam vardı. 5 kişi üstü gruplarda doyurucu sohbetler edebilen kişiler var mıdır? Bizimkiler okul fiyatları, günlük telaşeler,hastalık bir de çocuk övme üzerinden dönüyor en çok. Dişe dokunur bir konu üzerine sohbet olmuyor pek. Ortamda erkekler olunca daha doyurucu konulara girilebiliyor. Kadınlar daha temkinli, suya sabuna dokunmadan sohbet ederken erkekler kendilerini daha açık ortaya koyabiliyor. Kafa dağıtıcı, eğlenceli yine de. Seviyorum bu buluşmaları...

17 Ocak 2023 Salı

Sabah Sayfaları - Miyazaki Sabahları

 Kuvvetli lodos var yine, fırtına sesleriyle ve balkon çiceklerim için hissettiğim endişe ile uyandım sabah. 6 daha olmamıştı. Erken yatmıştım, canımı sıkmadı saat. Lodosun sesi, bulutlara verdiği harikulade şekil Miyazaki animasyonlarında gibi hissettirdi bana. Eylül hasta, bugün evdeyiz, izlerim bir tane. Güneşli havayı mı lacivert gökyüzünü mü daha çok seviyorum bazen karar veremiyorum. Mesela bugün hiç güneş çıkmasa, gökyüzü lacivert olsa, berrak çişil çişil bir yağmur yağsa ben de kahve içip Miyazaki izlesem daha güzeli olamazmış gibi geliyor.

Okuduğum kitap beni aile travmaları üzerine çok düşündürüyor bu ara, iyi gelmiyor zor zamanlar ama düşünsem iyi olacak biliyorum. Aileniz yanında nasıl hissediyorsunuz diyor orada, hislerimi düşündüm. Benim ki huzurlu , kabul edilmiş ve mutlu değil. Kabul edilmemiş hissettiren babam, huzursuz hissettiren ise annem olur genelde. Ailemin anından ayrılırken kırgın,kızgın ve suçlu hissederim çoğunlukla, biraz da ferahlamış. Kendime şaşırırım çoğu zaman, niye bu kadar öfkendim ben şimdi? Aradığını bulmamak, ihtiyaçlarının karşılanmaması kök sebep. Her ne kadar kendinde başlayıp kendinde bitiyorsa da her şey, hepimiz ebeveynlerimize muhtacız. Zamanında karşılanmamış o ihtiyaçlar kişinin hayatı boyunca içinde dolduramadığı o boşluğu yaratıyor. 

Yazmak içe biraz merhem oldu, pembe güneşimiz de doğdu ise gün başlasın.

12 Ocak 2023 Perşembe

Sabah Sayfaları - Doğmayan Güneşim

 


Yine aynı manzaramda kahvemle gün başladı. İlaçlarım bittiği için kahvaltı stresinden kurtulabilirim. 3 gündür vücut saatim 5 bucuğa kurulu halde. Bu sabah kitap okudum, alarm çalmasına 10 dk kala içim geçmiş, gün güzel başlamadı.

Yarın sabah Foça'ya gideceğim. Onun stresi sanırım. Hakkari'de uçağı kaçırdığımı görürdüm rüyamda, yolculuk öncesi hep gergin olurdum. Belki herkes böyle hissediyordur , önemli olan kötü hislerle ne yaptığımız. Çocukları bırakıp gideceğim zaman da aynı suçluluk ve kaygı hisleri. Eşiği atlayınca gerisi ferahlık.

Kendini iyileştirme kitabı biraz sarsıyor beni. Aile travmaları üzerinde duruyor daha çok. Beni huzursuz edenlerin içine bakıyorum. Ailemle ilgili travmalar çözümsüz olduğu için huzursuzlandırıyor beni, Çünkü çocukluğum geçip gitmiş olabilir, ama ilişkim devam ediyor. Kesip atamayacağın köklerin onlar , başını göğe çevirmek iyi, yere bakmazsan fazla için kararmaz. 

Esas beni rahatsız eden kısmı ,aynı hataları kendimin de yapıyor ve yapacak olmam. Nasıl engelleyeceğimi de bilememek beni korkutuyor. Hayatı akışına bırakma , gelen her şeyi sükunetle kabullenmeyi öğrenmek bana daha iyi geliyor. Varsın çözülememiş travmalarımın huzursuzluğu olsun, o huzursuzlukları da kabul edeyim ve yoluma devam edeyim istiyorum. Varsın çocuklarımla ilişkimiz kusurlu olsun, onlara sevgimi , desteğimi hissettireyim ve kendi yollarına gitmelerini izleyeyim istiyorum. Varsın benden uzaklaşsınlar , özlediklerinde geri gelsinler ve ben de huzur bulsunlar yeter. 

10 Ocak 2023 Salı

Sabah Sayfaları - Kendini İyileştirme

5 buçuk gibi üst kattaki çocuğun anne bağrışlarıyla uyandım, o ise benden daha geç uyanmış olmalı ki çocuk ısrarla bağırmaya devam etti. Bir daha uyuyamayacağımı 6 gibi idrak edince duşa girdim, sabah rutinimi yaptım. Kahvaltıyı hazırlayıp Kemal'i uyandırdım. Akşam Neymar forması istiyorum diye yatmıştı, sabah formayı ısmarla diyerek uyandı. Dün akşamda verdiğim cevabı verdim, akşam beraber bakarız. Çabuk olsun diyordu, ben de tamam dedim. Telefonu alıp kendi bakmak istedi, acelemiz var sen bakamazsın dedim. O da sen benim istediğimi bulamazsın, istemediğim bir şey alacaksın biliyorum dedi. Ben sinirlendim, sabah gereksiz gerildik. erken çıkmam gereken günde geç kaldım, tabi nasibini Eylül'de aldı. Onu da acele etmesi için darladım, kolay sinirlendim, gereksiz ortam gerildi. Neyse ki artık durumun saçmalığının erken farkına varıyorum, kapıdan yolcu ederken Kemal'le öpüştük barıştık. Kemal çok zorlayıcı bir çocuk olabiliyor çoğu zaman, sakin kalmak çok zor. Mehmet bu durumlarda geri vites yapmıyor, onu biraz eziyor ama Kemal yola geliyor. Ben ezilmesine razı olamıyorum, benimle kırgınlıkları daha yumuşak ama daha uzun oluyor. Bazen çocukları fazla erteliyorum, bekletiyorum ya da acele ettiriyorum. Gereksiz stres sokuyorum hayatlarına. Törpülemeye çalışsam da olabilecek en iyi halim bu, tek başıma olmayla baş edemediğimde stresimi onlara yansıtıyorum ister istemez.

Dandik bir kişisel gelişim kitabı dinlemeye başladım bugün. 16 saatin çoğu gereksiz , olsun. İleride olmasını istediğin hayatın için küçük te olsa bir adım at diyordu bugün. Çoğu şeyi zamanı gelince yaparız tarzında akışına bıraktığım için , niyetlerim somutlaşmıyor. Bu öneriyi uygulamaya çalışacağım. Fotoğraf Ekim ayında Kille , Dalamanda yaşayan arkadaşım yolladı. Ben de böyle fotoğraflar çekeceğim bir yerde yaşayacağım.

Dün Eylül'ü poposu havada , kafası yastığı gömülü uyurken buldum, nefes alamayacak gibi kafası gömülüydü, telaşlandım onu düzelttim. Bana diyor ki anne ben geceleri popomdan nefes alıyorum:)

8 Ocak 2023 Pazar

Burçlar Ne Diyor...

 

Saçma sapan şeyler beni güldürüyorsa gencim demektir. Gülebildiğim kadar yaşıyorum hayatı , geri kalan ne ki zati başarmak ve başaramamak, yaşamak bu değil.

Bana burçlar diyor ki gibi saçma şeyler yolluyor Mehmet, koç burcuyla ilgili. Çok eğlenceli geliyor bu bana. Bazen de Kemal'in espirileriyle eğleniyorum, ya da evdeki minik aksiliklerle , asiliklerle dalga geçiyorum. Hayat o zaman nasıl kolay , hafif...

Ama kafamda ki sebepler sonuçlar, eski yükler, gelecek kaygılar var. Anı kirleten her şey. Yusuf Atılgan Anayurt Otelinde "sebepsiz olamaz mı sahi?" diyor. 

Dün kuzum geldi gece, gelmesine çok sevindim. Hemen aramıza girip uyudu bütün yol boyunca uyumamış gibi. Gece yatağı 3'ledik, ben uyuyamadım tabi. Olsun çok huzurlu , eşsiz bir duygu. Hızla büyüyorlar ve bu günleri uykusuzlukla değil mutlulukla hatırlayacağım. 

Cumartesi merkeze gittik Kemal'le. İskender yedik, çarşı turladık. kalabalık dışında güzeldi ama o da çok bunaltıcıydı. Gitmek istiyorum buradan çok ama çok eminim. Bu şehrin bütün boşlukları dolmuş ve hava çok kirli. 

5 Ocak 2023 Perşembe

Sabah Sayfaları - Gotham'a Hoşgeldiniz

 


Meteroloji hava kirliliği uyarıları veriyor. Doğa güzel renkleriyle boyamaya çalışsa da gökyüzünü, manzarayı kirli sisin ardından görüyoruz. Bu şehri Batman bile kurtaramaz kanımca.

Bugün Eylül 'ü dayısıyla Güre'ye yolluyorum.  Ben de orasının tertemiz havasında olmayı isterdim. Çok kararsız da kaldım. Gitsem iyi ki diyeceğimi biliyordum, Mehmet'in tedirgin olacağını da. Önce onun yanına gideyim, sonra diğerine diye düşündüm vazgeçtim. O yüzden bu sabah huzursuzum biraz. Hafif pişmanlık.

Çok zaman farkına varıyorum da , bende iyi ve erdemli ne varsa hemen hepsini öğrenmişim. İçimden gelmemiş, düşünerek öyle ...

Kütüphaneye gittim dün, kitap değişimine. Kemal'in okuma iştahını böyle bastırıyorum bu aralar. Kütüphaneye girince ortamın huzuru, elimin altında sanki bütün dünya, sınırsız özgürlüğüm varmış gibi heyecanlanıyorum. Çocukluğumda dönem ödevimizi yapmaya giderdik, o zamanlar böyle hissetmezdim. Altından kalkılamayacak bir yığının içindeymişim gibi sıkıntı hissederdim. Ya kütüphaneler ya ben değiştim. Eski yıllarda öğretmenlerimizin okumayı öğrendikten sonra okumamız için bizi yönlendirdiklerini hatırlamıyorum. Kendim gibi birilerini ya da kimseyle konuşamadığım ergenlik sıkıntılarımı gidermek için okumaya başlamıştım 12 yaşımda sanıyorum. İpek Ongun ve ismini hatırlayamadığım popüler yazarlarla başladım ve hiç bırakmadım. Üniversite yıllarımda ara verdiğimi hatırlıyorum bir tek.

Evde kitap biriktirmiyorum, ev kütüphaneleri tozlu ve külfetli geliyor bana, özenmedim hiç. E-kitap ya da kütüphaneden bulamadığım zaman kitap alıyorum sadece. Zaten rasgele gidip kitap seçtiğim pek olmaz. Gelecekte ne okuyacağım bellidir hep. Listelerim her daim benimle. Okunacaklar,gidilecekler ve izlenecekler listesi. En disiplinli takip ettiğim okunacaklar listem.

Çevremdeki insanlara kütüphanelerden bahsettiğimde çoğu kişinin haberi yok şimdiki güzelliklerinden. Demek ki çocukluk yıllarımızda kütüphaneler herkesçe sıkıcıymış. Gitmemiş olan yoktur eminim. Bu zamanlarda kitapları biriktirmek ve sergilemek bazılarınca d&r 'la gelen bir moda gibi,biraz da pinterest evlerinin dekoru...

Bir de kütüphanecilerin kibarlığı , naifliği var. İstinasız gittiğim hepsinde bu böyleydi. Devlet bünyesindeki bir kurumda medeni insanlar, insanca iletişim az rastlanır ülkemde. Belki bu yüzden de kütüphanede kendimi olmam gereken verde gibi hissediyorum.

3 Ocak 2023 Salı

Sabah Sayfaları - Anayurt Oteli


 Mutfaktan benimkilerin servise kardeş kardeş koşturmalarını izlemeyi çok seviyorum. Sabah kapıdan öperek uğurlarken onları , içim tatlı bir huzurla dolarken kafamın munzır yerleri de sorar bana. Bunların ne kadarı sensin, ne kadarı mutlu aile cefakar kadın sahnesinin tezahürü. Sabah telaşesi içinde ben de varım, hayatın içindeyim, sizlerden biriyim. Hayatı yaşarım , çok ta düşünmem. Güzel evim , mutlu hayatım , gündelik telaşelerim var benim. Çiçek bakarım, etrafımdaki her şeye iyi bakarım yani başarılıyım. Aranır , istenir (sevilmese de önemli değil,eleştirilerinizi arkamdan yapın yeter) biriyim. O yüzden sakın bana acımayın.

Yapılacak işleri kafamdan uzaklaştırınca yazmak istediklerim -esas yapmak istediklerim- onların yerini güzelce dolduruyor. Ama bunu pek az başarabiliyorum. Kendini aşırı yoğunlukla boğma tam da kafamın iyi olmadığının kanıtı. Hani batmamak için aşırı çırpınmak gibi, halbuki sakinken su seni batırmaz.

Dün Anayurt otelini izledim, etkilendim. Niyet eyledim kitabını da en kısa sürede okumaya.  Hastalık sebebiyle bir gece öncesi 3 te , bu sabah ise 5'te uyandım. Hayatın başlamasını beklerken , herkesler mışıl mışıl yataklarında uyurken yatağımda kitap okumayı çok severim. Gel gör ki elektronik kitabımı nasılsa döneceğim diyerek pazartesi okulda bırakmıştım. Döneceğim nasılsa dememeliymiş. Telefon fenerinde kitap okumaktayım 2 gecedir, gözlerimi çok yoruyor. Çünkü belli saatlerde ışığı açmayı hiç sevmem.

Yazımı yazacağım derken patatesleri yaktım. Bu sabah kendini sev, ona iyi bak düsturunu patatesli omlet üzerinle gerçekleştirecektim oysa ki. Bu boğazla bu sert patatesler nasıl yenecek ? Kızıma sabahları enfes patatesli omletler yaparım, o iştahla yedikçe hoşuma gider bir çatal bile almam. Çünkü o da benim gibi patates lover. Multi tasking dedikleri şeyi başaramama üstüne üstlük fazla stres yaratmasına rağmen denemekten de asla vazgeçmememi anlamıyorum


2 Ocak 2023 Pazartesi

Sabah Sayfaları 10 - Yine hastalık , Palmiyeler , Bazı Tespitler


 Yazımı buradan yazıyor olsam ya ...Heyhat aynı sisli ve kirli havaya aynı balkon kapısından bakmaktayım. Palmiye en sevdiğim ağaçlardan , palmiyeler diye bir müzik grubu varmış. Onlar da sevdiğim müziği yapıyormuş. Bu güzel keşif bugünün güzelliği olsun. Demek ki palmiyelerin çağrışımı farklı kişileri bir yerlerde buluşturabiliyor.

Yine boğaz enfeksiyonu geçiriyorum , bu yıl 2. si, covid ile beraber 5 ayda 3. ciddi hastalık . Aşırı evhamlılara döneceğim sonunda , risk almamak için yaşamamayı seçenler gibi.

Hayatımda dönem dönem şiddetli boğaz enfeksiyonları geçirdiğim zamanlar oldu. Bir tanesi İncirlide yaşarken , bir diğeri Hakkari de ve şimdi burada. Bir teorim var, basık havalar bana yaramıyor. Ruhum da bedenim gibi yükseklik ve ferahlık arıyor. Ruhuma ve bedenime ihtiyacı olanları vereceğim bir yıl diliyorum.

Zenginlik tekinsiz bir durum, kendini korumak zorunda hissetmek , muhafaza ve iyi bakma zorunluluğu getiriyor. Bunun yanında getirdiği tatmin daha küçük. Konforlu yaşam , iyi olanaklar hepsi getirdiği külfetin aşağısında kalıyor. Konforlu yaşam dediğin şey aslında yaşadığın ülke ile ilintili. Harcamalarımın büyük kalemi özel okul ve özel sağlık giderleri ki bunların kalitesi ortada. Bizim paramızla aldığımız şey daha çok bunların -mış gibi yapılmış hali. Devletten almam gereken hizmetin bana sunulmamasının bedeli.

Gençlik , güzellikte keza ödenmesi gereken bedelleriyle gelen zenginlikler. Hele ki benim gibi dış görünüşünüz diğer insanlardan biraz daha farklı , ailenizden çok farklı ise , üzerine sürekli göndermeler yorumlar yapılıyorsa size getirdiği külfetler çok daha ağır. Hiç fark edilmesem dediğiniz yıllarda etrafınızdaki herkes görünüşünüzle ilgili yorum yapması kötüdür. O zaman kafanda kendine dair allak bullak fikirler oluşur. Ben bu durumları çok ağır yaşadım. Bedenimde yanlış bir şeyler olduğuna o kadar emindim ki. Kendime zarar verecek aptalca bir şey yapmamam sosyal ve aktif bir çocuk olduğum içindir.  40 lı yıllarımın başından gönül rahatlığıyla bildiriyorum ki güzel olma zorunluluğunun baskısı üstümden kalktı, kendimi iç dünyamda da , sosyal ortamlarda da daha rahat hissediyorum. Karşı cins ile ilişkilerimde de yanlış anlaşılma, mesefeni koruma gibi kaygılardan azade daha rahat olduğumu fark ediyorum. 

30 Aralık 2022 Cuma

Sabah Sayfaları 9 - Kızıl Bir Gökyüzü ve Biten İlişkiler

 


Çok eşyanın hayatımdaki yoruculuğunu fark ettim ve bilinçli olarak azaltmaya giriştim. Nesnelerle ilişkim hala sıkı fıkı, bu bir farkındalık ve yolculuk. Olduğum kişiden daha iyi versiyonuma doğru...

Hayatımdaki kişiler için de aynı durum söz konusu. Sosyalleşmeyi , sohbeti sevdiğim için hayatımda fazla kişi var. Bir de hayatı kişi gözlemlerim üzerinden analiz huyum yüzünden. Bu da zaman zaman beni yoruyor. İnsanları kafamda kategorilere ayırıyorum , birlikte zaman geçirilecek eğlenilecek arkadaşlar, iş arkadaşları,komşum ya da gerçekten değer verdiğim dostlarım gibi. İşte genelde canımı sıkan durumlar benim bu etiketlememden kaynaklanıyor. İnsanlar benim çizgidiğim sınırlar içinde kalsın istiyorum, ama söz konusu karşılıklı ilişkilerse kuralları tek başınıza belirleyemezsiniz. 

Bencillik kişinin karşıdakinin davranışlarını kendi isteğine göre yönlendirmesidir diyor Oscar Wilde. Dün 3lü grubumuzdan 2 kişi buluşmuş, beni çağırmadılar. Oyuna alınmayan çocuk psikolojisine girdim bir anda, üzüldüm darıldım yalan yok. Ama bunu onlara belli etmeye hakkım olmadığının bilincindeyim, gizledim kırgınlığımı. Fakat ikisi de çocuk kandırır gibi bana mazeretlerini sıralamaya başlayınca tepem attı ipler koptu. İstenmeyen kişi olmayı sindirebilirim ama samimiyetsizliği hayır. Eğlencelik arkadaşlıklarım da bile ilk şartım dürüstlük. Bu niye bu kadar zor anlayamıyorum bir türlü. Bu sefer de böyle istedik demek, ya da sebep ne ise onu söylemek...

Orhan Pamuk'un Manzaramdan Parçalar kitabını bitmesin diye gıdım gıdım okuyorum. Bir yandan da Engin Geçtan'ın söyleşilerini dinliyorum. Engin Geçtan'nın sözleşilerini kıskanarak , Orhan Pamuk'u anlamaya çalışarak. İyi ki kitaplar var...

Dün annemde toplandık, bizim toplantılarımız hep kaos etrafında şekillenir. Durumu bazen mutlulukla kabullenirim, bazen de kaldıramam gerilirim. Dün biraz gerildim, belki arka fonda arkadaşlarımla olan durumun öfkesini yaşadığımdan, belki de içimde yaratamadığım huzuru başkalarında aramam ve bulamamamdan. Böyle bir şeyi hiç kimseden talep edemezsiniz ve karşılayamazsınız , bunu bilmeme rağmen. 

29 Aralık 2022 Perşembe

Sabah Sayfaları 8- Sisli Sabah

 


Sisli sabaha uyandık , çocukları yollayıp evi toparlamam 1 saatimi aldı. Bugün hafif orta düzey koşturmalı programım var. Kendimi sık boğaz etmemeye söz versem de azaltabildiğim hali bu. 

Orta stres düzeyinde yazılar o kadar rahat çıkmıyor. Olsun güzelliklerden bahsedeyim ben de. Evimin dekorasyonu duvar dışında bitti. Bence bu haliyle estetik ve ergonomik. Duvarlarda sevmediğim boşlukları da doldurduktan sonra tamam olacak , acelesi yok henüz. Bir anda olacak işler değil bunlar.

Sabah hareketlerimi yaptım, dün yoga dersi de güzeldi. Sena'nın getirdiği yeni cicilerimi de düzenledim ve dolaba yerleştirdim. Ev toplu, elimde okumaya kıyamadığım Orhan Pamuk anıları var. Günü kotarmak için bu kadarı yeterli. Sabah ki sıkıntımı büyük ölçüde attım. 

Sabah sayfaları 7 - Gece tatlı sabah acı

 

Dün doğum günü vardı , Eylül de okula gitmemişti , annemdeydi derken eve gelişimiz ve yatışımız 10'a kaldı. Akşam bir de kahve içince üzerime afiyet , ütü biraz dikiş tadilat derken saat 2'de yatabildim. 4 buçuk saat yetmiyor bünyeye, bir de bu aralar hastalıktan delice korkuyorum , lütfen sevgili kendim böyle şımarıklıklara dayanacak güçte ol.

Ütü yaparken bir şeyler izlemeyi ve bu ikisinin birleşimini çok seviyorum. Biri olmadan diğeri tat vermiyor. Dün bir kaç denemeden sonra  Bizi Hatırla (Çağan Irmak) izledim. Çok sıradandı konu, gişe filmi denilen şeylerdendi sanırım. Çok satan yazarların yayınevi baskısıyla yazdıkları kimi kitaplar gibi Çağan Irmak imzasıyla yapılmış bir film. Yine de henüz taze acılarıma dokundu , duygulandım.

Sahi hani buraya gitmeyim diye listeler yaparsın da hafta sonu ne yapalım deyince bir şey bulamazsın. Şu nu izlemeliyim diye düşündüğüm hiç bir şey şu an ne izlesem dediğimde aklıma gelmiyor. Bu karmaşayı sadece kitaplarda yaşamıyorum sanırım.

Benim ig projem ölü doğdu sanırım. Aklımdaki fikirden daha önce yüzlerce yapılmış, yeterince takipçi toplamış. Benim yapacağımın farklılık yaratacağını sanmıyorum , belki yine de denerim. Edebi bir uğraşı fikri hoşuma gidiyor.


27 Aralık 2022 Salı

Sabah Sayfaları 6 - Bulutlar Dağılmaya başlıyor

Bugün daha iyi hissediyorum kendimi, iyi uyuyamama , iyi para verdiğim kremim yüzümde krater büyüklüğünde sivilce yapmasına , hafta sonu sevgilimi görme hayallerimin ertelenmesine rağmen. Sevgilimi görme yazarken bile için kıpırdanıyor. Bunalımlı 5 günü çevremdeki kimseyi kırmadan geçirdim , bunun için bana aferin. Büyüdüğümü , öğrendiğimi ve değişebildiğimi görmek en büyük motivasyonum. Bebek adımlarıda olsa aferin bana

O zaman kendime not: bir daha ki kriz anında uygulayabilmem dileğiyle. 

Sevgili kendim ; Sabah rutinlerine devam et. Özbakımına ve giyimine özen göster. Sporu aksatma. Sosyal medyaya fazla zaman ayırma. Bolca oku , dinle biraz da izle.

Dün gece Eylül ateşlenmedi , uzun zamandır 5 gecedir ilk kez , muhtemelen bir beta bir de influenza geçti evimizden. Umarım bağışıklık kazanılıyordur , kışı rahat geçiririz. 

Bir ig hesabı açıp , kitap alıntıları  paylaşmak gibi bir fikir oluştu bende. Büyük takipçisi olan hesaplar zincir markalar gibi kendiliğini yitiriyorlar, samimiyetsiz geliyorlar bana. Sevmiyorum onları. İlgi alanına yönelik daha küçük grupların bulunduğu hesaplar butik kahveciler gibi özgün. Benim sevdiğim onlar, belki benimkini de seven olur. Edebiyatla ilgimi bir uğraş haline getirmek istiyorum aslında. Esas motivasyonum bu. Sevdiğim işte başarılı olma motivasyonu. İyi bir yazar olamasam da iyi bir edebi zevkim vardır belki kim bilir? Bu işin çok ayağı var , ilgiyi uyanık tutmak, devamlılık vs. gibi. Bu bir deney , 2023'ün yeniliği olsun bana. 

25 Aralık 2022 Pazar

Sabah Sayfaları 4 - Aslında sabah olmadı

 Akşam 9 bucukta çocuklarla yatınca 5'te uykum bitti. 5'te kalk manyaklığını ucundan denedim diyelim. Hava sisli görüş 1 metre. Kötü uyudum ve kötü kalktım. Çocuklarla yatmayı sevmiyorum, onlar yatınca bişiler izlersem bir de manikürümü yaparsam daha iyi bitiyor gün. Eylül ateşli olduğu için onunla yattım, bütün gece de onun ateşini kontrol ettim uyanık uykuları sevmiyorum. 

Eylül benim özgün kızımdan inciler;

Anne şimdi seni övmiyim ama tacı güzel almışşın, yani övüp nazar değdirmek istemem ama gerçekten güzel seçmişsin (21.10.22)

İpek yüzme takımına seçildim çok gerginim (1.10.22)

Eylül eteği niye giymiyorsun beğendiğini söylemiştin.(siyah deri etekten bahsediyoruz) Ben onu cenazede giyerim diye almıştım (28.11.22)

Bir de gözlem , baskın olmayan kişilikler (bunu nasıl adlandıracağımı bilemedim) etrafında özgün kişiliklerin oluşumuna izin veriyor , ondan birebir etkilenen kişilerden sağlam ve özgün kişiler çıkıyor. Egosu yüksek kişilerin etrafında ise onun yüzünden ya da ona rağmen kişilikler gelişiyor. Bunlar ya tepkisel ya taklitçi , bazen her ikisi de ...

Sabah Sayfaları 3 - Aslında Öğlen

Hava puslu, 3,5 gündür hasta çocuklarla evde hapisim. Ev dağınık (biraz önceden biraz daha fazla sadece) , lavaboda bulaşıklar, bulaşık makinesi boşaltılmalı. Kuru pasta ve kek yapsam iyi olacak hafta içi hazırlığı için. Ama ben yüzümde naneli maskem , yanımda filtre kahvem , entel müzikler radyomda (datça on air) yazımı yazıyorum. Azim budur , kararlılık budur , tebrikler canım.

Şu öz şefkat , kendini sev olaylarına asla inanamıyorum. Herkes kendini sever zaten, aslında bazen biraz fazla kayırır. Narsizm ile kendini sev durumları biraz karışık bence. 

Bugünün güzellikleri sabah 6 da kalkmamıza rağmen 9 gibi spor salonuna inebilmem. Bir de 2023 koçların yılı olacakmış , hafiften umutlanmadım değil. İlk aklıma gelen İzmir'e taşınacak olmamdı, ya da başka bir şehre ama lütfen Ege , İstanbul da kabulüm. Lisede yaşadığım Bursa buhranlarım geri geldi, ben bu şehirden koşarak çıkmıştım, hiç te özlememiştim ki niye döndüm anlamadım, analık hormonları salgılanırken insan kendi gibi düşünemiyor , en mantıklı açıklama bu. 

Dün tatil fotoğraflarını gözden geçirdim, tekrarları sildim. Karavanımı, doğayı özledim. Belki haftaya minik bir Foça kaçamağı olur(özlem ve gerilim giderme). O da bir süre moral olur. 15 tatilde İstanbul yaparız belki çocuklarla, arkadaş ziyareti. Bugün eh işte ise gelecek daha bir ışıldıyor hayallerde, benimki de o hesap. 



      Koskoca yazı geçirdik ve doymadın diyor bana , buna asla katılmıyorum ama izah etmeye de üşeniyorum. Sevdiğin şeylerin hep içinde olmak istersin, yaşamak ve bitirmek değil. Koskoca yaz değil ömrümü öyle geçirmek istiyorum ben. Yürüme mesafesi güzelliklerim olsun, uzun yolculukları başka memleketleri görmek için yapayım. Çünkü ona doyabilirim, biraz yapıp biraz dinlenmek isteyebilirim. Ama diğerine asla...

Çok özledim onu, ama bu üzerine düşünmek istemediğim bir konu. Sıkıntılı anlarda değil de keyifli anlarda özlüyorum en çok. Çünkü onsuz keyif sönük, onsuz mutluluk çoşkusuz.

23 Aralık 2022 Cuma

Sabah Sayfaları 2 - 2032 de oku bunu...

 


Canım Kemal'im,duygusal,merhametli ve ince düşünceli. Hayat hep güzellikler ve iyi insanlar getirsin sana.

Beta pozitifiz , boğaz ağrısı ve ateş. 2 günde geçiyormuş, dert değil hafta sonu dinleniriz. Kemal'in 2. günü zati oldukça iyi kalktı bugün. Fakat Eylül'ün çok katılmak istediği balosu var bugün. O biraz endişelendiriyor beni. Kısmetten ötesi yalan, bekleyip görelim. İyi hissederse gider hiç olmazsa 1 saatliğine.

Bu sabah bulutlar sarılı pembeli. Yine olağanüstü. Allah'tan dileğim uçsuz bucaksız gökyüzü bir de deniz olan manzaralı evim olsun, sabahları kahvemi oraya bakarak içeyim, kitabımı bu manzarada okuyayım. Bahçede çam ve palmiyem de olursa değmeyin keyfime.

Kırk oluyorum 2023 ile , eğer daha zamanım varsa ki herkes son ana kadar olduğunu düşünür. Önümdeki 10 yılı görmek istediğim yerleri mümkün olduğunca bitirmeye harcayacağım,  sonra bir durak bulup orada sakinleşmeyi hayal ediyorum. 10 yıl sonra bu yazıyı okurum ve şükrederim umarım.

 İnsanın birinci huzursuzluk sebebi kendine yabancılaşma. Benliğine aykırı davrandığı, rolünü oynadığı anlar. Rollerimizi ise ilk olarak bilinçle değil çevremizin yakıştırmalarıyla seçiyoruz.  Bize yapıştırılan etiketler (şüphesiz ilki aileler tarafından) ,varoluşumuz ve yaşadıklarımız arasındaki tezatlığın birincil sebebi bana kalırsa. Kendime ve çevreme yabancılaştığım anları tahlil edince bu sonuca varıyorum. Karşıdan yapılan gözlemlerin hiç mi doğruluk payı yok? Kısmen o anki durumu tanımlama da başarılı, ancak insan bir durum değil süreç der ünlü düşünürler. Etiketler durumu tanımlar, sürecin gelişimine ket vurur. Etiketlememe ile ilişkisizliğin ayrımını yapmak biraz zor bizim kültürel kodlarımızda. İlgilenme ile müdahale ayrımı yapmak zor. 

Düşünerek , tahlil ederek hata yapmak bile farkına varamamaktan iyidir diyerek güzel günler diliyorum...


Sabah Sayfaları 1

  


Sanatçının yolu kitabında yaratıcılığın 1. yolu sabahları 3 sayfa yazmaktı. Benim sanat ve yaratıcılıkla ilgili kaygılarım yok, benim ki bir nevi terapi niyetine. Az konuş çok yaz ,o zaman her şey daha anlaşılır, daha büyülü...

Sabahın tazeliğini ve sessiz telaşesini çok seviyorum. 5'te kalkan piskopotlara katılsam mı diyorum bazen ,o zaman gece hayatımı sonlandırmalıyım, 1 yatıp 5'te nasıl olacak? Ama 6 makul, bunu deneyebilirim en azından Mehmet yokken...

Önümde laptop , yanımda kahvem , gökyüzüne karşı yazıyorum , Allah'ım çok havalı...

Bugünlerde gökyüzü çok güzel, Güneş pembe ışıklarla doğuyor. Hava çelik gibi soğuk fakat kurak ve rüzgarlı. Sanırım sebebi bu. Yaz-kış saati uygulamasından vazgeçilmesini sevdim ben. Güneşin doğuşunu 8'de izlemek çok güzel, 4'te gece olmaması da.

 Oysa Kemal boğaz enfeksiyonu geçiriyor , adet sonrası düşüklüğümü yaşıyorum. Hayat pek toz pembe değil. Ama iyi gelenleri (spor , edebiyat , az sosyal medya) dirayetle uygularsam ortalama moral seviyesini yakalıyorum. İçimin çoştuğu üst seviye (müthiş manzaralara karşı hafif çakır) , belki de esra erol izleyenler doğru yapıyordur diye düşünüp hayatın anlamını sorguladığım dip seviye (müthiş bir kavga sonrası , hastalık zamanları) her zaman yaşanmıyor. Neyse ki üst seviye dipten daha çok. Totalin pozitif olduğunu düşündüren şey tam da bu zaten.


16 Mayıs 2022 Pazartesi

Sabah Sayfaları


Dün gece ay tam da böyleydi. Mest olduk balkonda oturuken. Balkonları seviyorum....

 Her sabah sadece kendine kalacak 3 sayfa yazmanı söylüyor sanatçının yolu, başarmak istediğinizi başarmak için yapılacaklar listesi vermiş kitap. Her hafta hayatımıza yeni bir şey katıyoruz ve tıkanıklığımız açılıyor. Çünkü herkes yaratıcıdır diyor yazar ve ancak böyle (aslında rutinlerin yaratıcılığı getirdiğini yani düzenin kaos yarattığını çok kez okudum) mutlu olabiliriz diyor. Mutluluktan ziyade doyum demek daha doğru. Doyum arıyoruz daha çok hayatta. Aradığımızı bulduğumuzda sıkılsak ta , şikayet etsek te yapmadan duramaz insan gibi. ama niye sabah diyor bunu da çok net anlıyorum şuan çünkü günün yarısını geçtik ve bir sürü stres yüklendim, hatta hafta sonu yaşadıklarımı tekrar yüklendim (anlatırken gaza gelme)

 Bukowski insan 50 den önce yazamaz diyor

Sait Faik yazmak alışkanlıktır , insan hikaye anlatmadan duramaz diyor

Aziz Nesin bir gün yazmasam kalemim tutuklaşır diyor

 Alışkanlıklar süreklilikle , rutinlerle oturur. Benim yapıma düzen daha uygun her zaman. Sabah sayfalarına başladım böylece. Burada birini evde diğer ikisini yazmaya niyet eyledim haydin bakalım.