istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
istanbul etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Mayıs 2013 Salı

İstanbul Gezmeleri - Hidiv Kasrı



      Hidiv Kasrı Beykoz ilçesi Çubuklu sırtlarında bulunuyor. Kanlıca'nın  yukarısı diyebiliriz. Hidiv Osmanlı'nın Mısır Valilerine verdiği bir ünvan, Hidiv Kasrı Mısır’ın son hıdivi Abbas Hilmi Paşa tarafından yaptırılmış çok güzel bir yapı. İtalyan bir mimar tarafından yapıldığı için diğer köşklerden farklılığı belli oluyor. Ama Abbas Hilmi Paşa özene bözene yaptırdığı bu köşkte sürgüne yollandğı için fazla yaşayamamış fakat ailesi 30 yıl kadar hayatını burada sürdürmüş.
     İstanbul kalabalığının çekilmez olduğu haftasonları ve tatil günleri bile sakinliğini koruyabilen bu alanda ormanın içinde güzel bir yürüyüş yapabilir , yürüyüş parkuru sonundaki oturma alanında boğazın eşsiz güzelliğini seyredebilirsiniz. 



     Beltur tarafından işletilen bu güzel köşkte açık büfe kahvaltı ve akşam yemeği bulunuyor. Akşam yemeği fiyatı 40 lira , fiyatı makul, mekan muhteşem lezzet ise vasat(Beltur ayarı). Ama bu ayarda ve bu konumdaki özel işletmelerin durumlarını düşününce beltur bu alanları halka açarak önemli bir hizmet yapıyor , kuşkusuz.

     Yürüyüş sonunda çiçek satış alanından uygun fiyata güzel bitkiler alabilirsiniz. Kısaca Hidiv Kasrı ulaşımı kolay, park alanı geniş, fiyatları makul... Güzel bir gün için kesinlikle iyi bir tercih...

19 Ekim 2012 Cuma

İstanbul Gezmeleri - Kınalı ve Burgaz Ada

     Prens adalarından en küçük ikisi Burgaz ve Kınalı ada benim en sevdiklerim oldular. Büyük adanın kalabalıkğı ve at kokusu, Heybeli adanın serkeşliğinden sonra bu adalar daha sevimli sanki.
     Adalara ana ulaşım yolu Bostancı iskelesinden kalkan vapurlar(en çok sefer buradan),başka iskelelerden de seferler mevcut internetten bulabilirsiniz.Kınalı ve Burgaz adaya aynı vapur ile ulaşım sağlanıyor. Siz dilediğinizde iniyorsunuz.
     Adaya ulaştıktan sonra gezmenin en güzel yolu bisikletle turlamak bence, böylece fazla yerleşim olmayan arka tarafları ve manzarayı izlemiş olursunuz. Yokuşlar biraz zorlayıcı olasada inişler çok eğlenceli. Tüm adalarda bisiklet kiralayabileceğiniz pek çok yer var.
     Ben yürümek istiyorum derseniz tüm adalar için geçerli olan en iyi yöntem adanın ortasındaki yoldan en yukarı tırmanmak,manzarayı izleyip gezerek aşağı inmek bence. Adaya gittiyseniz kuşbakışı manzarayı izlemelisiniz.
    
          Kınalı ve Burgaz Adalar birbirlerine benziyor. Ama genel olarak Kınalının daha bakımlı olduğunu söyleyebilirim. Resimler Kınalıdan.


Kınalı adada plajlar bakımlı ve hemen merkezden başlıyor. Burgaz daysa halk plajları ağırlıkta ve biraz bakımsız diyebilirim. Adanın arka tarafındaki bu plaj ise çok güzeldi. Ben bisikletle yanından geçtiğim için resim tellerin ardında ama halka açık bir plaj. Gittimiz gün hava çok rüzgarlı olmasına rağmen bu koyda deniz süper görünüyordu.
Tüm adalarda olduğu gibi burada da balıkçılar ve pastahaneler mevcut. Ayrıca Burgaz Ada'da öğretmen evi bulunuyor. Konaklama nasıl olur bilmiyorum ama yemek menüsü zayıftı.
Adalar yarım saat uzaklıkta tatil kaçamakları bence, işte İstanbul'un en sevdiğim yanı...

18 Ekim 2012 Perşembe

İstanbul Gezmeleri-Galata Kulesi

En çok fotoğraflanan,yanından geçip gittiğimiz belki çıkmaya üşendiğimiz galata kulesini nihayet ziyaret ettim ve sevdim. Zaten şehir manzarası izleyip beğenmediğim bir yer hatırlamıyorum,şehir manzaralarına bayılıyorum,birgün şehri tepeden gören bir evde oturmayı hayal ediyorum.


Galata kulesine Karaköy vapur iskelesinden yürüyerek gidilebilir. Zaten Galata çevresi zaten çok şirin cafeler,müzik evleri ile dolu,o ara sokakları gezerek Galataya gitmek ayrı güzel.
Kulenin yanına gelince dışarı uzanmış kuyruğa bakıp gözünüz korkmasın çünkü yukarı asansör ile çıkıldığı için o sıra ve fazla beklemiyorsunuz. Yukarı çıkış ücreti 6 tl gayet makul, yukarıdaki manzara ise görülmeye değer.
Cenevizliler zamanında inşa edilmiş bu kulenin bulunduğu yer hafif tepe olduğu için manzarası oldukça görkemli.Hazerfen Çelebinin burada Üsküdar'a çıktığı rivayet edilir, bunu düşünerek manzarayı izledim,tarihe geçmek kolay olmasa gerek.
Galata'ya gitmişken Şişhanedeki avizecilere uğramalısınız mutlaka,dükkan dükkan gezmekten bıkmazsanız harika ve ucuz avizeler bulabilirsiniz. Ben evimdeki tüm avizeleri buradan almıştım.
Bir dahaki sefere siz de yanından geçip gitmeyin ,görün mutlaka derim...

13 Ağustos 2012 Pazartesi

İstanbul Gezmeleri-Eminönü

Eminönü'nün turistik ve ticari iki yüzü var. Bu yazımda ticari yani alışveriş yüzünden bahsedeceğim. Burası her çeşit eşyanın toplancısıyla birlikte bulunabildiği ayrı bir dünya. Her köşesinde ayrı bir han,ayrı bir lezzet karşılar sizi. Keşfettiğim kadarıyla alışveriş duraklarımdan bahsedeceğim...
Öncelikle nasıl gelinir? En iyi yöntem vapur ya da tranway kullanmaktır. Genelde trafik sıkışık olduğu için kara yolunu mecbur kalmadıkça kullanmayın derim.
Önelikle Yeni Cami ve Eminönü meydanından anlatmaya başlıyorum,burası başlangıç noktamız. Yeni caminin sol tarafından alt geçit çıkışı tarafından giderseniz nimet abla gişesi vardır. Bu yoldan yukarı çıktığınızda Vakko Outlet,iç çamaşır ve çorap outleti ve kumaşçılar bulunur.
Sol tarafa devam eden yolda Doğubank Han vardır,burada ise elektronikçi ve gözlükçülere uğranmalı. Nakit alışveriş yapmayı düşünüyorsanız oldukça hesaplı alınabilir. Mesela normalde 60 liraya aldığım lensi Doğubank çaprazı hanın üst katında 25 liraya bulmuştum.
Daha bir kaç handan daha bahsedeceğim ama öncelikle hanların genel kurallarından bahsedelim. Genellikle nakit yada tek çekim ile ucuz alabilirsiniz. Han girişi değilde üst katlarda toptancılar bulunur ve buralar giriş katlara göre çok daha uygundur. Hanlar akşam 5 gibi kapanır,erken gitmekte fayda var.
Şimdi başlangıç noktamıza dönelim,burada meşhur mısır çarşısı vardır. Altın ve baharat uygun tabi birkaç yere sormakta fayda var. Mısır çarşısının yan tarafında peynirciler bulunur ki her gittiğimde alırım,lezzetli ve çeşit peynirler var burada. Mısır çarşısının arka kapısından çıkıp yukarı doğru devam edelim. Burada birçok bijuteri bulunuyor. Ucuzu ya da kalitelisi var. Yine han içlerine bakmakta fayda var çünkü hanların içinde oldukça fazla mağaza var. Ayrıca kendiniz takı tasarımı yapıyorsanız bijutericiler hanından malzeme edinebilirsiniz.
Zaten eminönüne birkaç kere gittiğinizde kendinize hitap eden mağazaları keşfetip sadece oralara uğrayarak işlerinizi halleder duruma gelirsiniz,gezip yorulmazsınız.
Mısır çarşı çıkışından sağ tarafa doğru ilerlerseniz Zaza Han'ı bulmalısınız. Burada kuaför malzemeleri ve saatçilerle karşılacaksınız. Öncelikle hanın 1. katı en sondaki Evren saatten çok alışverişim oldu piyasaya göre oldukça uygun. Her zaman %40'a varan indirim ve taksit yapıyorlar. Ayrıca bir çok marka ve çeşit bulmak mümkün.
Kuaför malzemelerinde ise hemen herşey burada mevcut özellikle üst katlarda. Sadece kuaförlerde satılan Kerastese , Organcis ya da BC ye kadar...

Mısır çarşısının arka kapısından sağa değil yukarıya doğru çıktığımızı düşünelim. Tırmandığınız bir yokuştan sonra Şark Han'ı bulmalısınız.

Şark Han'da pareo'dan valize,laptop altlığından saklama kavonozuna kadar envai çeşit ürün bulmak mümkün. Alt katlar genellik mutfak eşyası,süs eşyası,nikah şekeri gibi ürünler bulunur. Hanın üst katında ise 2 mağaza ihraç fazlası ürünler getiriyor. Fakat bunları taksim pasajlarından ayırmak lazım çünkü buradakiler daha derli toplu ve hırpalanmamış ürünler. Güzel bir trençkot ya da ceketi taksimde değil burada bulabilirsiniz.
Şark Han'dan çıktınız ve yokuşu tırmanmaya devam ediyorsunuz. Burasının adı Mercan yokuşu ve 4 tarafa devam eden yolda çeşitli mutfak eşyaları bulunur. Hisar,Karaca,Paşabahçe gibi pek çok markanın toptancıları buradadı ve mağaza fiyatının neredeyse yarısına almak mümkün.
Eğer yürümeyi seviyorsanız beyazıt meydana doğru yürümeye devam edin. Sevmiyorsanız bir başka gezide tranvaya binip(mercan yokuşundan değil başlangıç noktasından) Beyazıt durağında iniyoruz. Burada sağ çaprazda Aslı Böreğin köşesinden devam edip Centilmen Han'ı bulmalısınız. Burada deri çanta,cüzdan ve valiz mağazaları bulunuyor. Oldukça kaliteli ürünler var.
Handan çıktığınızda kapalı çarşıda da gezebilirsiniz fakat kapalı çarşı ürünlerini tek tip ve pahalı buluyorum. Beyazıtta birçok ta gümüşçü var. İsmini veremiyeceğim,aralarda yürürken keşfettiğim hanlardaki gümüşler çok güzel ve çeşitli. Hem takı hem dekoratif eşyalar bulunuyor.
Tavsiyelerim Eminönüne erken gitmeli,burada hayat 5 gibi bitiyor çünkü. Nakit para bulundurmak ve alacaklarınızı gitmeden liste yapmak lazım. Çünkü o kadar ürün arasında kafa karışabiliyor.
Karnınız mı açıktı?Turşu suyu,balık ekmek daha neler neler ben buraya bayılıyorum...

14 Temmuz 2012 Cumartesi

İstanbul Gezmeleri - Emirgan Korusu ve Sabancı Müzesi

Bir süredir keyifsizliğim nedeniyle yazılmayı bekleyenler yeni yazılıyor,affedin. Maymun iştahlılık sevmediğim bir şey,bunu yaptığım zamanlar kendime hiç huzur vermiyorum.
Emirgan deyince aklıma 3 şey gelir, Emirgan Sütiş, Emirgan Korusu ve Sabancı Müzesi


Sabancı ailesinin bir dönem yaşadığı Atlı Köşk müzeye dönüştürüldü. Köşkte Sabancı ailesinin koleksiyonları ve yaşam alanları ayrıca dönemlere göre değişen sergiler gezilebiliyor. Bu müze İstanbul'un en iyilerinden bence. Gelen eserler ve yerleşim, kullanıcılara "ücretsiz" sunulan sesli rehber ve ipad kaliteleri üst düzey. Sadece bu köşk ve eşsiz manzarası bile görülmeye değer. Son gittiğim sergi ise Rembrandt'tı ve hayran kaldım. (Sanatçı bir yönüm yok ama o tabloları kesinlikle fotoğraftan ayırmak imkansız,zaten SSM genelde herkese hitap edecek sergiler seçiyor). Müze girişi öğretmen(o benim) ve öğrenciler için sadece 4 lira,devlet müzelerinden daha ucuz. Kafesi biraz pahalı belki ama manzarası muhteşem.


Korular İstanbul'un nefes alanları,Emirgan korusu'da bunlardan biri. Özellikler nisan mayıs ayları çiçeklerin güzelliği harika. Gerçi senenin her ayı ayrı bir güzel burası, temiz bakımlı,manzara müthiş. Koruları o kadar seviyorum ki,İstanbul harikalar diyarında cennet köşeler bence. Ayrıca buraların rant için birilerine pazarlanmamış olması, belediye tarafından herkesin gelip yararlanabileceği fiyatlarla işletilmesi çok doğru. Otoparkı bol, arabayla gelinmeli malum yokuşlar dik oluyor koru yollarında.
Emirgana geldiğimde rota şöyledir genelde Sütiş'te çay,kahve vb.,araba hazır otoparktayken Sabancı müzesini gezme(hemen yanında) ve Emirgan korusu.
İşte böyle sıradan bir gün bile beni çok mutlu ediyor,iyi ki bu şehirdeyim diyorum her seferinde.

27 Haziran 2012 Çarşamba

İstanbul Gezmeleri - Ağva

Bir süredir gitmek istiyor, yol uzun gelince Şile'de bitiriyorduk yolculuğu. Bu sefer gittim, gördüm şimdi de izlenimler. Öncelikle İstanbul-Şile arası otoban olduğu için yol geniş güzel,yol çalışması vardı fakat trafik yoktu,haftaiçi olması nedeniyle olabilir. Şile'den sonra dağ yolunu takip ederek Ağva'ya yaklaşık 1 saat süren bir yolculuk yaptık. Yol dar ve kısmen virajlıydı fakat yine trafik olmadığı için sorun olmadı. Bol yeşillikli köylerin,ormanların arasından keyifli bir yolculuk oldu.

Yukarıda gördüğünüz gibi manzara fotoğrafları beni Ağva'ya çeken. Ama umduğum gibi olmadı
Nehir güzel evet,ama etrafı çok bakımsız. İnsanımızın klasik anlayışı burada da değişmiyor. Gelen turistten sonuna kadar faydalan ama kazandığın parayı beldene harcama. Nehrin etrafı bakımsız,otları çalıları temizlemek çöpleri toplamak kimsenin aklına gelmemiş, 50 liraya çıktığınız turda gördüğünüz manzara bu resim yalnızca,farklılık yok.
2-Şile kumsalı gibi kum,büyük bir kumsalı var. Güzel fakat aynı bakımsızlık burada da sürüyor, deniz kıyısına ulaşmak için uzun bir kum yoldan ayaklarınınz yana yana,bata çıka ilerliyorsunuz. Kumsalı temizleyelim,tahta ya da çakıl bir yol yapalım diyen yok. Otlar çöpler herşey var. Ama fiyatlara gelince bodrumu aratmaz hatta geçer, piknik için koyulmuş masaların kirası 25lira, arabanızı kumsala yakın yere park etmek 10 lira,yol boyunca park ta 10 lira. Şenzolg şemsiye kiraları tabi ki ayrıca ben kiralamadım bilmiyorum. El insaf bu hizmete bu fiyat.
Ağva'nın doğu kısmındaki ağın arkasındaki kilimli koyu deniz ve doğa olarak beni tatmin eden tek yer oldu. Arabayla gidilebilen tozlu bir yol ile Kilimli köyü aşağısındaki koya giriyorsunuz. Tüzel kişilik koyu yazan yere giriş arabalar için 10 lira, yol kötü sahildeki çöpler daha kötü ama burası yine de deniz ve doğa olarak hoşuma gitti. Sakin, huzurlu bir koy. Deniz ve sahil taşlık, dalgalı,yüzmeyle aranız hoş değilse denizden zevk alamayabilirsiniz ama ben sevdim.
Genel olarak bir daha o kadar yolu burası için gelmem, ama geldiğime de pişman olmadım,güzel bir gündü. Bana ne kadar güzel bir ülkede yaşadığımı bir kez daha hatırlattı, bir de tatil beldelerimizin anlayışları değilse, şu doğa harikası sahillerimize hakettiği özeni göstersek. Maalesef şehircilik ve imar ülkemizin en zayıf olduğu konu.

3 Mayıs 2012 Perşembe

İstanbul Gezmeleri - Çamlıca ve Arkeoloji Müzesi








İstanbul eşsiz bir şehir,her köşesi görülmeye değer. Ben de İstanbul'da yeni olduğum için her fırsatta ayrı bir köşesini keşfetmeye çalışıyorum.
Öncelikle haftasonu Çamlıca tepesine çıktık. Üsküdar'da olan bu tepe boğaziçine hakim çok güzel bir konumda. Buradaki hava ve manzara muhteşemdi. Kardeşimle battaniyemizi çimenlerin üzerine atıp uzun uzun tadını çıkardık. Otopark ise tüm gün sadece 2 tl.
Buradan köprü bağlantısı sorunsuz ve kolay. Bizde Sapphirre'e geçtik. Burası bir alışveriş merkezi olarak çok sıkıcı, yerin altında sütunlarla bölünmüş kötü bir his veriyor,H&M'de hep kötü ürünler var, iyilerinse zaten bedenleri tükenmiş. Cosmetica adında bir kozmetikçi vardı ki buradaki ürünler cidden ucuzdu. Seyir terası ise görmek için verilen paraya değmez bence. Çamlıcada ki manzara çok daha güzeldi.
Dün ise uzun zamandır görmek istediğim arkeoloji müzesini gezdik. Arkeloji müzesi Topkapı Sarayına çıkan yokuşta bulunuyor. Sarayın bahçesinde denebilir. Bahçesi, binaları ve içerisindeki eserler çok güzeldi. Müze eserlerindeki takıları görünce zevklerin yüzyıllar boyu pek değişmediğini düşündüm. Burayı gezmek için yarım günden fazlasını ayırmak gerekiyor.
Sultanahmet'in her zaman ki güzelliği ise havanın güzelliği ile birleşmişti. Müze çıkışında Sultanahmet meydanı , Yere Batan Sarnıcı ve Ayasofya gezilebilir ama Topkapı Sarayı ile birlikte gezerseniz ikisine de az zaman ayırmış olursunuz.

2 Nisan 2012 Pazartesi

İstanbul Gezmeleri-Nişantaşı ve Heybeli Ada







C.tesi günü havayı fırsat bilip vurdum kendimi İstanbul sokaklarına. Otobüs ile Osmanbey durağında indik(c.tesi günü araba kullanmamanız yararınıza). Nişantaşı kaldırımlarının darlığı buranın en büyük sorunu bence,vitrinlere  doya doya bakamıyorsunuz çünkü yanınızdan geçenlere yol vermek zorundasınız. Reasürans çarşısı ve kafeleri yine doluydu,ama yorucu bir kalabalık değil sakin bir karmaşa vardı.
Demokrasi parkından yürüyerek Beşiktaşa indik. Burada bir yemek molası...Bilen bilir bense ilk kez Dürümce'ye gittim.İlk kez böyle bir mekanda türk sanat müziği çaldığını duydum,garsonlar,servis ve mezelere iyi. Adana mantığını buraya taşımışlar bol kepçe uygun fiyat...
Buradan Bebek'e geçti(yaya olarak yine) Bebek'te ise yorucu bir kalabalık vardı. Birçok ünlü ismi görmek mümkündü. Burada olma sebepleri insanların biraz da popülerlik. Bir kahve molası kadar dayanabldik ve Ortaköy'e dönüş.
Ortaköy'e açılan yeni mekanlarla daha da güzelleşmiş. Sahildeki mafya bozuntusu çay bahçeleri giderse daha da güzelleşecek. Hala kapının önünüde müşteri toplama Ortaköy'e yakışmıyor. Oralardan uzak durun, fahiş fiyat,kötü hizmet, mafyavari ye defol tarzı garsonlar var orada. Onun dışında kitapçılar,kumpirciler,barlar,kafeler,incik boncuk,tablolar her köşesi ayrı güzel Ortaköy'ün.
Yaklaşık 15 km. yoldan sonra,gece ayaklarımız biraz ağrıdı:)
Pazar günü Heybeli Ada'nın huzuruna bıraktık kendimizi. Adanın ortasından en tepesine kadar giden merdivenleri tırmandık ve gözlerimize ziyafet çektik. İstanbul'da yaşıyorsanız böyle kaçamakları es geçmeyin derim. Bu gözler kaç gün daha görür bilinmezliği varsa hayatta,her manzaranın tadı çıkarılmalı bence. Ada çayları,tavla ve martılar, 1 günlük tatil böyle olur...

19 Mart 2012 Pazartesi

İstanbul Gezmeleri-Cihangir ve Çukurcuma Gezmeleri









Cuma günü havanın güzelliğini fırsat bilip Cihangir,Çukurcuma taraflarını gezdim. İlk durak Cihangir'de Kaktüs Kafede bir çay içtik. Bu cafe kedi dostu diye bilinir. Sıcak kanlı kedicikler yanınıza kuruluveriyorlar. Zaten Cihargir deyince akla cafeler gelir.  Oradan Çukurcuma'ya ara sokaklara gire çıka ulaştık. Antika ve 2.ci elcileri meşhurdur Çukurcuma'nın. Bu civarın ara sokakları,evler ve renklerine bayılıyorum. Şurası güzel yok bu ev daha güzel derken hem boyun zedelenmesi,hem ezilme tehlikesi geçirebilirim birgün.
Bu sokaklara bakarken burası ilk sahipleri otururken nasıl bir yerdi acaba diye düşünmeden edemiyorum. İstanbulu 80-100 yıl öncesi görmeyi nasıl isterdim bir bilseniz Kimisi restore ediliyor,kimisi virane ama hepsi ayrı güzel...
Oradan İstiklal'a doğru çıkarken Haydar Usta ocakbaşı'nı bulduk. Dürümü ve anbiyansını beğendim,zaten kalabalık popüler olduğunu kanıtlıyor. Cadde üstü M&N kafe'de(ismi kötü kendi güzel kafe) kızarmış dondurma ve çay oradan eve dönüş.

11 Mart 2012 Pazar

İstanbul Gezmeleri - Mihrabat Korusu

Pazar kahvaltısı için arkadaşlarımızla mihrabat korusundaydık. İlk gidişimdi ve henüz gitmeyenler için izlenimlerini paylaşmak istedim.
Konum olarak kanlıca tepesinde,kanlıca sahilden yukarı çıkarak yada çevre yolundan kavacık içinden gidilebilir.
Manzara çok güzel,rezervasyon yaptırmamamıza rağmen güzel bir masa bulabildik sanırım şanstı çünkü oldukça kalabalıktı.
Aslında sadece kahvaltı değil brunchta bunu dahil denebilir. Tatlı ve soğuk mezede var.Çeşit oldukça bol, soğuk mezelerini çok lezzetli bulmadım ama diğer kahvaltılıklar oldukça lezzetliydi.Tatlıları ise deneyemedim(yer kalmadı:))
Kişi başı 40 lira,ucuz sayılmaz ama böyle bir manzara ve menü için fazla da sayılmaz.
Hava güzelken dışarıdaki kahvaltı daha güzel oluyormuş,bir kez de öyle denemeyi düşünüyorum. Lavobalarında sıcak su ve ekstra ısıtıcı da çok hoşuma gitti. Tavsiye ederim.

7 Eylül 2011 Çarşamba

İstanbul Gezmeleri-Anadolu Kavağı

Sadece 3 yıldır İstanbul'da yaşıyorum,buraya yerleşmeyi de pek düşünmüyorum. İstediğim bir kaç yıl buranın tadını çıkarıp sonra yaşamın daha kolay olduğu bir yere yerleşmek. Bu yüzden mümkün olduğunca karış karış İstanbul'u gezmeye çalışıyorum. En sevdiğimse ara sokaklarda nereye çıkacağını bilmeden dolaşmak.Neyse kısa keselim
Bugünkü plan Üsküdardan başlayıp boğaz boyunca gezmekti. Esas hedef Anadolu Kavağı...İlk durak Göksu deresindeki Sabancı Öğretmenevi oldu,burada fiyatların uygun,menülerin lezzetli ve manzaranın mükemmel olduğunu belirteyim öncelikle. Daha sonra Beykoz ve Anadolu Kavağı,çok uzak deil suadiyeden 26 km ama siz vapura yakın bi yerdesiniz deniz yolunu kullanabilirsiniz. Kadıköy ve eminönünden vapur seferleri var ve sizi götüren vapur akşam 5 e kadar bekleyip sizi almadan dönmüyor:) Ama arabayla da rahat ulaşımı var ayrıca birazdan anlatacağım ekstralar var.
Boğazı karadan dolaşmak ayrı bir zevk,geçtiğiniz her bir yer ayrı güzel çünkü. 
Anadolu kavağı yolunda ufak bir yol ayrımıyla Yuşa Hazretlerinin türbesine uğradık.(arabayla gitmek için sebep1) Türbe Boğazın en yüksek tepesinde kurulmuş. Manzarası ve havası mükemmel. Hz. Yuşa Hz. Musa zamanında yaşamış,Rabbimin peygamberlik makamı verdiği bir zat olduğu için buranın manevi havası hemen hissediliyor. Rivayete göre Hz. Yuşa hazretlerinin türbesini ziyaret eden denizde boğulmazmış.

4 km. sonra Anadolu Kavağına varıyorsunuz. Burası küçük bir balıkçı kasabasıymış,şimdiyse balık lokantaları kasabası demek daha doğru,her biri dışarı çıkıp benim pek samimi bulmadığım bir şekilde sizi davet ediyor.Biz palamut yedik oldukça lezzetliydi.







Hoş ve insanlarının mutlu göründüğü bir yer(tüm sahil kasabaları gibi galiba) ama binalar biraz bakımsız göründü bana, gördüğüm güzel evler oldukça azdı. Zaten sahilin büyük bir kısmını askeriye kapattığı için kalanla yetinmek zorunda kalmış herkes.

Oradan Yoros(Ceneviz) kalesine çıktık.Vapurla gittiyseniz yürümek biraz yorucu olabilir. Oldukça dik bir yokuş yaklaşık yarın saat(arabayla gitmek için sebep2) sürer. İçeri giremedik kazı çalışmaları nedeniyle falan dışından bile manzara mükemmel. Yanda gördüğünüz resim benim basit makinemle hiç fotoğraf çekme yeteneği olmayan ben tarafından çekildi. Gerisini siz düşünün.Ben manzara karşısında mest oldum ve yürüseydim bile buna değerdi mutlaka.

İşte İstanbul'un bayıldığım tarafı bu,her köşesi farklı bir dünyadır,çok gitmeden çok uzaklaşabilirsin ...İmkanınız varsa mutlaka bu geziyi yapın,Karadeniz havası eminim ki iyi gelecektir size de...