Bu aralar en çok ihtiyacım olan şey , yataktan çıkmak için bir neden... Sabah erken saat uyanıyor, uzunca bir süre yatakta oyalanıyorum. Sonunda kalkabildiğimde fazlaca yorgun hissediyorum. Her sonbahar benzer durum, boşluk ve anlamsızlık hissi. Tek istediğim kabuğuma çekilmek. Ama gümbür gümbür şehir ,bunu imkansız kılıyor. Her gün yapılacaklar listesi önümde uzayıp giderken istediğim sakinliği bulamıyorum.
İnsan yaşamak için anlama ihtiyaç duyan tek canlı sanırım. Anlam arayışının kendisi anlamsız zaten. Çünkü bilinmezlikler evreninde yaşıyoruz. "Şeyleri" anlamlandıran zaten bildiklerimiz değil inandıklarımız.
Voltaire akıldan yoksun inançların tüm felaketlerin temelidir demiş. Onu analiz edecek felsefi bilgim olmasa da benim anladığım bu diyelim:) Çok sevdiğim Candide(İyimserlik) romanında "anlam arama , bahçeni ek" der .
Anlamsızlık hissi insanı felç eder; hiçbir şey yapmamaya, zihnin içinde dönüp durmaya iter. Zihin anlamı düşünerek bulamaz; anlam, eylemin kendisiyle temas ettikçe yavaş yavaş gelir. Küçük eylemin iyileştirici gücüne güven.
Toprağa tohum ektiğinde meyveleri almak için zaman gerekir. "Bahçe" metaforu sabrı ve sürece olan güveni , teslimiyet ve tavazuyu da söyler . Çaba sonucu garanti etmez belki ama , her gün atılan küçük, mütevazı adımların sonucunda anlam yeşerir.
Dışarıdaki koca dünyayı değiştiremem ama kendi küçük "bahçemi" düzenleyebilirim. Çaresizlik hissinin ilacı, kendi kontrol alanına geri çekilmektir.
Hayat çaba ile kabul arasındaki hassas denge kurulabildiğinde güzel.
Sevgiler....

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder