9 Ekim 2026 Cuma

Dil Susmak İçindir

Foto buradan

          Eğer dil olmasaydı, susup içimize nasıl atardık?

Sinip nasıl saklanırdık?

Nasıl gizlenirdik altına...

İnlerimizi nasıl yapardık...

Her şeyin üzeri kapatılabilir birkaç sözcükle...(Gospadinov)

Yazmak aynı zamanda susmaktır. (Marguerite Duras)

"Evet, bir kaç kelimeyle girişi kapatılamayacak hiçbir dehliz yoktur; parola girmek için değil de menetmek içindir. Peki neden gizliyoruz kendimizi, ya da duygularımızı? Kimbilir...Her durumda ayrı gerekçeler ileri sürülebilir. Ama temel sebep, yapısal da olabilir. Belki ifade etmekten bir yarar beklenmiyordur. , belki ifade etmek yarardan çok zarar getiriyordur, belki iletişimin imkansız olduğu kabullenilmiştir,belki konuşmak derinleşmeyi engelliyordur, belki söylemek yoksullaştırıyordur, hem söyleyeni hem söyleneni" (Savaş Kılıç)

.......

metnin tamamı burada. Fazlaca kalabalıklara girdiğim bu günlerde üstüne çokça düşünüyorum söylemek ve susmak meselesinin. Bu metin de tesadüf-i vuku olunca (ne güzel kelime ama) , adlı adınca yazarak düşünceleri toparlamanın vakti gelmiştir.

 "Konuşsam faydasız , sussam gönül razı değil(Fuzuli)"  

Gönlü razı etmenin sözcüklerden başka yolları var mı? Dilin suskun gücüne inananların (ki yazıyoruz)  , suskunluğu yük etmemesinin yollarını arıyorum.

Birinci durak: İçe Dönük Etiketleme. Kişiyi değil, kendi tepkini fark et. “Bu insan aptal” dediğimiz anda zihnimiz kişiye kilitlenir.

Oysa: “Şu anda bu insanın tavrı bende küçümseme duygusu yarattı.” demek, düşünceyle aranıza mesafe koyar. 

İkinci Durak: Zihnin Sınırlarını Çizmek. Olay zihni gereğinden fazla meşgul ettiğinde ;

“Bu gerçekten benim meselem mi?” hayır ise;

“Bunu düzeltmek benim sorumluluğum mu?” hayır ise,

“O zaman neden zihnim bunu çözmeye çalışıyor?” sorularını sormak.

Çoğu zaman burada ilginç bir şey ortaya çıkıyor: zihin olayın kendisini değil, kişisel adalet duygumuzu, üstünlük duygumuzu, rahatsızlığımızı veya kontrol ihtiyacımızı çözmeye çalışıyordur. Bunun farkında olmak , odağı doğru yere kaydırır.

“Bunu söylemezsem içimde kalacak.” inanışı da doğru değil. İfade edilmeyen değil işlenmeyen duygu birikir. Duyguları bastırmamalı belki ama her düşünce bir eylem talebi de değildir.

Söz bazen duyguyu serbest bırakmaz; onu başka bir biçime sokup yeniden üretir. 

Bu nedenle bazen susmak bastırmak değil, duygunun başkasına devredilmesini engellemektir.

İçimizden geçen her şeyi söylemek zorunda hissetmemek ama oldukları halleriyle farkında olmak, korkmamak , yadsımamak gerçek özgürlük.

Sevgiler... 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder