10 Mart 2026 Salı

Hamnet - Ayrılık ta Sevdaya Dahil


Hamnet'i bir daha okur bir daha izlerim, hissi içimde saklı ama nedenini buraya yazmasam olmaz.

Çok sevdiğiniz birisiyle uzak ilişki yürüttüğünüz mü hiç? Ben bu konuda C2 seviyesiyim. Hamnet'i bu hali çok güzel anlattığı için sevdim.

Bazen öyle uzak düşersin ki onunla ,daha önceleri "biz" olduğun kişi ile, şimdi iki ayrı dünyadasındır, tam ayrılık gibi değil,ama ayrısın da. O yokken başına gelen her şeyden onu sorumlu tutarsın. Aslında öfkelendiğin yokluk hissidir, sen onu karşındakinde cisimleştirirsin. Sanırsın ki ben buradayım o orada, benim dertlerim benim , onunkiler onun. 

Sonra bir şeyler olur, bakarsın ki bir çeşit telepati gibi bir şey olmuş, o seni hissetmiş sen de onu. Bir araya gelince anlarsın ki aynı acıları çekmişsiniz, aynı geceler uykusuz gökyüzünü izlemişsiniz. O zaman anlarsın ki sen, ben ve aramızdaki mesafe;birlikte ayrılmaz bir bütünüz. Bu bütünden hiç birini çıkartamazsın , öylece varolmaktan başka çaren yoktur. Ayrılık ta sevdaya dair demiş ya şair biraz öyle, mesafeler çıkartıp atamayacağın bir parçan olmuş. 

William 'la Agnes'ın ilişkisindeki çok tanıdık hisleri , kitap ta film de öyle güzel anlatmış ki, ben kendime böylesini anlatamazdım. İşte bu yüzden kitap yakaladı beni, çok çok sevdim...

9 Mart 2026 Pazartesi

Güzel Bursa'mın Sevdiğim Köşeleri

Bursa'yı , şehrimi seviyorum. Dört mevsimin ayrı güzelliklerle geldiği, hem tarihi hem doğasıyla huzurlu bir şehir burası. Şehrin sokaklarına sinmiş olan o sakin iklim, insanının mizacına da munislik olarak yansıyor. Bursa’yı ziyaret eden arkadaşlarımın dile getirdiği bu dinginlik, şehrimin çok sevdiğim yanı.

Gezmeyi, gezdirmeyi ve misafir ağırlamayı severim. İstanbul'da yaşarken de gezdirirdim , Bursa'ya döndükten sonra da gezdiriyorum. Ah rehber olsaymışım mesut olurmuşum gibi gelir hep,yine de emin olamam. O zaman buyrun yazıya ,Bursa'ya gelenlere bir fikir olur belki...

Mahfel dere boyu


Kış yağışlı geçmişse baharda tadına doyulmaz. İlk gençlik zamanlarımızda üstteki Mahfel'di uğrak noktamız, şimdi oralar dönüştü tabi. Şimdi favorimiz alt kısım dere boyu. Şehrin içinde şehirden uzakta noktası


Bu da derenin karşı tarafında açılan kafe. Güzeldi ama çok yeni. Uzun ömürlü olursa ,buraya da gelirim.

Emir Han - Kardeşler Cantık - Tuz pazarı


Bursa halkı çarşı pazar sever, bir de hamam. Bizim çarşımız derli toplu canlılığıyla, her daim bereketli doluluğuyla önce gözümüzü sonra gönlümüzü doyurur. Minik minik artarken eldeki paketler, bir handa(diğerleri kadar kalabalık olmayan Emirhan en güzeli bence) minik bir kahve molası ile yorgunluk giderilir. Biraz daha alışveriş sonrası cantık . Kardeşler cantık salonu oturduğunuz gibi müthiş hızla önünüze tabağı koyuverir,bir de şişe ayran,nefis. Çarşı günleri yorgun ve doygun biter ama bu avm yorgunluğu gibi değildir hiç. Beden yorulur ama zihnimiz gayet dinç ve mutlu (Tanpınar 'ın ruhu şad olsun:))

İnanç Fırın

Odun ateşinde pişen böreklerin üstüne tanımıyorum, cevizli lokum da güzel , tahinlinin daha güzeli var Abdal'da. Kafesini açık yakalayabilirseniz ( eleman olmayınca kapatıyorlar) , bir de eşsiz Bursa manzarasına karşı yenir börekler. Kafe kapalı ise tabure üstünde fırının önünde, ama servis her daim hızlı lezzet hep güzel. Hazır buralara kadar gelmişken Muradiye Külliyesi ve el yazmaları müzesi gezilebilir. Fırının karşı sokaklarını adımlarsanız güzel Bursa evleri ve yine bir dere boyu ile karşılacaksınız.

1. Murat Hüdavendigar Cami Parkı

Şehri, ulu çınarların altında izlediğimiz, gözde yerlerimizden bir diğeri. Altındaki demirci pastanesinden bir şeyler alırsanız(cevizli lokumu,cevizli kurabiyesi çok güzeldir), sudan biraz pahalı çayı içip , manzaranın keyfini çıkartabilirsiniz.. Bu parkın arka tarafında Şehzade Mustafa türbesi bulunur. Ayrıca burası hamamlar bölgesi olduğu için, hamam öncesi kahvaltı için güzel bir noktadır.

Uludağ yolu kafeleri 

Uludağ'ın iklimi ve insanı , Bursa'dan ayrıdır. Yolundaki kafelerde bile şehirden çıkmış hissettirir beni. Bir çok kafe var , kimisi iyi kimisi özensiz. Benim son zamanlarda en sevdiğim Uluvista(görsel kafenin instası). Hem yakın, hem ateş yakıyorlar hem de balkonu yeşilin içinde. 

Çamlıbel sahil





Yine şehrin içinde , şehirden uzakta noktası. Sandalyeni atmak ,sessiz sakin oturmak için mükemmel bir yer. Mudanya marina ötesinde de böyle bir nokta var. Mudanya'da deniz bir başka kokar...

Trilye Çamlı kahve


Kahve oldukça popüler, bilmeyeni yoktur. Hafta sonları çok kalabalık, hafta içi sakin. Kahvaltıdan sonra kahvenin karşısındaki patikadan bir yürüyüş tutturun, esas güzellik orada. Upuzun patikada, zeytinliklerin içinden gördüğünüz manzaralara inanamazsınız. Sanki Marmaris:)

Uluabat Gölü




Gölyazı en popüleri kabul, haftasonu değilse keyifle göl kenarı yürüyüp, gözleme balık yenir. Ama benim favorim güzel gölyazı manzarasına karşı gün batımı izleyebileceğiniz gölün karşı kıyısı. Akçalar köyünün göl kenarı mesire alanı, sandalyeni atıp piknik yapabileceğin sakin bir alan.

Oylat



Suyu çok şifalıdır, hamam ve otelden fazla bir şey beklememeli baştan belirteyim. Benim favorim daha çok yeşili burasının. Oylat ormanları,şelalesi ve mağarası çok güzeldir. Nehir kenarı yürüyüş alanı ve piknik yeri (nehir kenarı değil) var. Yazın sıcağından güzel bir kaçış...

Suuçtu


Bursa merkeze biraz uzak ama çok güzel bir şelaledir. Bursa'da suyu en bol olan sanırım bu. Hemen yanındaki piknik alanı ve orman oldukça dinlendirici. Kalabalığa denk gelmezseniz tadından yenmez.

Benim gözde mekanlarım daha çok doğadan, gez gez bitmez Bursa'mda yollar hep doğaya çıkar.

Sevgiler...



8 Mart 2026 Pazar

Bu Aralar - Kadınlar, kişisel gelişime baş koymuş biri ve ramazan....

👌

Margaret Atwood'un Adem'den Önceki Yaşam kitabını bitirdim bu sabah, çok sevdim yazarı devamı gelecek kesin. Ama nasıl bir sondan yoksun bitiş o öyle, diğer kitapları da böyle mi acaba?

Virginia Woolf'un  "Bir Yazar'ın Güncesi" nin sonuna geldim. Bitti bitecek. Yazar günlükleri okumayı çok seviyorum, özellikle kadın yazarlarınkini daha çok. Ne güzel tutmuş günlüklerini, yaratım sancılarını ve hayat dertlerini dupduru yazmış. Biz blogdaşlar gibi, onları da bu yüzden seviyorum . Bu okumalar bende çok sevdiğim iki inancı besliyor : hepimiz biriz hepimiz biriciğiz...

👭💪


Mubi'de "Thelma ve Louise" ve "Balkondaki Kadınlar" ı izledim. 8 Mart haftası, hep kadınları okudum izledim farkında olmadan. Hepsi çok güzeldi, erkek dünyasında yaşamanın gerçeklerini ne güzel ele almışlardı. Buradan tek çıkış yolunun ölüm olmadığına inanmak istiyorum. Öteki türlüsü çok karanlık. 

Ebeveynlerim, köy kökenli ,"tahsilsiz" olmalarına rağmen ,yetiştiğim ortamda cinsiyet ayrımcılığına maruz kalmadım. İş bölümü , eşitlik hissini hep yaşadım. Kızlar böyle yapar, şunu yapamaz denmedi. Abim de kız kardeşimle ben de aynı kısıtlamalara/serbestliklere sahiptik. (cinsellik konu dışı belki ama 90'lar Bursa'sında bunu da beklemek hayalcilik sanki) Aileme minnet duyuyorum bu konuda, teşekkürler anne baba.

😆


Nadir kitaptan güzel kitaplar seçmiştim kendime , hemen yolladı sahaf. Dün elime ulaşan paketi sabırsızlıkla açınca gördüm ki benim istediğimden daha çok kitap var kutuda. Sahafın jesti sandım ilk önce, sonra anladım ki yanlış paket. İçinden yirmi tane kişisel gelişim kitabı çıktı kolinin. Aman Allah'ım bu kadar kişisel gelişim😱 birisi kişiliğine body buildiner edasıyla mı girişecek ,ya da yeni bir yaşam koçu mu yetişiyor, ya da bir bekleme salonu için alınmış olabilir mi? Kafam da deli sorular...

💕

Eylül'le geçen akşam böyleydik. Çünkü gelecekte iki meslek hayatta kalacak, yapay zeka ve el sanatları 😆YZ sonraki proje. Benim kasnağımdan belli olduğu üzere , yol daha çok uzun. İpek kızımın el becerileri benden üstün kabul ettim gitti, kafamda feminist düşüncelerle kasnak işliyordum dün gece , böyle domestik koç burcu olur mu? Kafalar karışık.
👐
Ramazan demek, davet etmeler ve davete gitmeler demek Bursa'da. Bu gece son grubu ağırlıyorum inş., sonra bir süre et , pilav görmek istemiyorum. Arkası bayrama kadar sakinlik umarım🙏 
💧
Bu aralar bloglarda bende de olduğu gibi, hüzün ve duygusallık hakim.  Sonrası ferahlık olsun umarım, yağmur mevsimi belli ki. Astroloji ne diyor acep pek bakamadım bu ara.

Sevgiler...




5 Mart 2026 Perşembe

Cesaret 3 - Korkuya Rağmen İlk Adımı Atmak


"Cesaret etmek kontrolü kaybetmektir. Cesaret etmemek ise kendini kaybetmektir." - Kierkegaard

Yaradılış gereği güven ve konfor arayışındayız. Hayatta çoğu zaman güvenli kıyıda kalmak istiyoruz. Aynı şeyleri tekrar etmek kolay çünkü. Durmak yerine girmek, yinelemek yerine yenilemek yorucu ve belirsiz.  

Ama biz ne kadar çabalasak ta hayatta “tamam, artık her şey çözüldü, rahatım” diye bir durak yok. Phil Stutz’un söylediği gibi, sürekli çaba kaçınılmaz.. Yenilikten kaçmak yerine ona gönüllü olmak, durumu olduğu gibi kabullenip "olumsuzu olumluya çevirme" sanatı bana kalırsa.

"Hiç kimse kıyıdan uzaklaşmaya cesaret edemeden yeni okyanuslar keşfedemez."

Cesaret dediğimiz şey de aslında korkusuzluk değil. Korku ya da kaygı duymamak mümkün mü? Tam tersine, korkuyla birlikte yürüyebilmek asıl mesele. Korkuyu engel değil ,yanımızda yürüyen bir refakatçi gibi düşünmeli.

Bir de şu gerçek var: Kaçtıkça hayat üzerimize gelmeye devam ediyor. Her geri adımda, kapladığımız alan biraz daha küçülüyor. Dünya küçülüp eve, ev odaya, oda bir köşeye dönüşebiliyor. Biz alanımızı küçülttükçe hayatın akışı o sığındığımız evi de işgal etmeye başlıyor. Daha az risk uğruna hedef küçültmek, aslında köşeye sıkışmak olabiliyor. 

Belki de mesele şu:

Atılan adımları  takip etmek yerine, kendi küçük patikamızı açmaya cesaret etmek. 

Enerjimizi mevcudu korumaya değil yeniyi kucaklamaya harcamak.

Çünkü hayat biz durduğumuzda durmuyor. 

Yürünmeyen yollarda iz bırakmak dileğiyle. Sevgiler...

1 Mart 2026 Pazar

Dr. Stutz ve Gereçler

 


Dr.Phil Stutz belgeselinden bahsedeceğim biraz. Netflix'te 2022'de yayınlanan bu belgeseli siz de benim gibi çoktan izlemişsiniz muhtemelen. İzlerken aldığım notlara çokça geri döndüm, tekrar tekrar okudum, buraya da yazmalı o vakit.

Dr. Stutz'un "gereçler" dediği bazı tavsiyeleri var. Kafa sağaltım için alet çantası diyebiliriz buna. Gereçleri kullanıyorum gerektikçe ve işe yaradığını görüyorum. Bakınız ne diyor;

1-Yaşam Enerjisi : Ne yapman gerektiğini bilmenin tek yolu yaşam enerjisini harekete geçirmektir. Bunun üç aşaması

  • Beden : Egzersiz,beslenme,uyku
  • İlişkiler:İlişkiler seni hayata çeken tutanaklardır,insiyatif al karşıdan bekleme
  • Kendinle ilişkin: Bilinç altını etkinleştir ki içinde ne olduğunu bil,en iyi yolu yazmaktır.
2-X Tarafı :Yargılayıcı,antisosyal,ilkel tarafın.Acı,belirsizlik ve çaba hep var olacak kaçamazsın. Yapman gereken adım adım devam etmek,en iyisini yapmayı önemseme,sadece bir adım daha at.

3-Labirent : Haksızlığa uğradığını düşündüğünde orada takılırsın. Hayat aklamaya devam eder ama sen labirentte kısılırsın. İlacı aktif sevgi . Onu sevmek zorunda değilsin sevgiyi somut olarak hayal et ve ona yolla, bu onun değil senin için,yoluna devam etmek için...

4-Radikal Kabullenme : Başına bir iş gelince olumlu yanını gör. Onu halledilecek bir sorun olarak görme , yargı verme. Olumlu bir şey bul,bunu refleks haline getir. 

5- Minnet Akışı : Düşündüklerin olumlu ya da olumsuz hayatımızı etkiler. minnet akışı olumluları seçmek demektir. Yukarıda hep olumlu bir şeyler vardır, sen onları göremesen de. Gözlerini kapa, minnettar olduğun 3-4 şey say, telaş etme ,sonra da saymayı bırak sadece gücünü hisset.

28 Şubat 2026 Cumartesi

Reset 2 - Yeni Tavır


Geçenlerde yemek masasında sohbet ediyoruz. Kemal,hepimizin kötü taraflarını sayıyor ,kendisinin ki sadece fazla yakışıklı olmasıymış😏 Benim ki fazla pozitif olmammış. İşte tam üstüne bastın çocuk,çünkü benim de bir süredir üstüne düşündüğüm ve resetlemek istediğim tam da bu.

Kemal kendi tabiriyle "ergenleşiyor" ve ebeveyn çatışmaları başladı. Ama tabi ki baba-oğul arasındakiler çok çok daha şiddetli geçiyor. Çünkü ben pozitifliği korumaya çalışırken karşı taraf sürekli vites arttırıyor. Geri vites yok,çünkü bayan pozitif kimse üzülmesin diye hep geri viteste zati.

Aman canım üç günlük dünya, değmez,ne var yani istediği oluversin yeter ki ortam gerilmesin. Ortam iklimini adete bir klima gibi selin tutmaya gayret ediyorsanız, etrafınızdakiler bu konforu keyfini sürüyor. Kimse demiyor ki doğal ortam böyle mi yoksa klimayı mı açtık. Ver gelsin, sizden başka keyifler kaçmasın diyen olmayınca sonuç belli, ya ağlama duvarı ya kum torbasısın.

Ben niye böyleydim,? Çünkü gerginlik mide ve omuz ağrısı yapıyor bende. Bunu sevmiyorum ve hep kaçınıyordum. Ama bir süredir aldığım bu pozisyonu resetliyorum, vitesi geriye takmak yok. Ağrırsa ağrısın, biraz fırtınayla yıkılmaz dünya,ya da yıkılıyorsa da yıkılsın sorumlusu ben miyim yani?Herkes sapkasını önüne alıp düşünsün. Benim iflah olmaz iyimserliğim değişmez , o bir kenarda dursun da gerginlikten kaçmıyorum artık. Kuş gibi hafifledim tutmayın uçuyorum, reste rest resete reset😃


21 Şubat 2026 Cumartesi

Reset


 Mindmills'in yazısı üzerine bu aralar hayatımdaki tesadüflere bir de reset düşüncesiyle bakıyorum. Zaten daha önceki yazımda da olay değil yorum önemli demiştim. O zaman bakış açıma göre, hayatım rutin ve sıkıcı, ya da sıradışı ve süprizlere gebe. 

Her gün hayatımdan bir sürü olay ve düşünce geçerken, manzaraların hızlı tren ile seyahat ediyormuşçasına geçip gitmelerine izin verirsem , hepsini birbirinin aynı sanabilirim. Yavaşlayınca,düşününce,dikkat edince öyle mi? Hayat bazen yeni keşfettiğim bir müzikte,bazen bilmeden girdiğim yollarda,bazen söylenen bir sözde,bazen içimdeki bir köşede beni şaşırtıyor.

Çarşamba günü okuldan dönerken yağışlı bir gündü. Google beni trafikten kaçırmak için hiç bilmediğim sapa yollara soktu. Çok güzel bir yağmur altında, hiç bilmediğim köyler, tarlalar arasından geçtim. Birden karşıma yarısı beyazlamış yemyeşil bir tepe çıktı. Masal diyarı gibi bir manzara. Bursa'nın en güzel yanı , her nerede olursan ol doğaya çıkar yollar bir anda.

Bir süredir şehirden kaçmanın(ama bursayı bırakmadan) yollarını aramaktayız. Önce müstakile taşınma fikri döndü kafamızda,olduramadık. Okullar,kurslar,deprem,emlak fiyatları gibi bir çok etmen var. Böyle zamanlarda betona gömülmüş gibi hissediyorum , doğaya çıkmaya bir anksiyete krizi gibi arzuluyorum. İşte o gün gördüğüm masal manzarayı googladım,orada bir karavan kampı olmasın mı? Kafamda tilkiler dönmeye başladı hemen. Düşüncesi bile, betona gömülmüşlük hissime çok iyi geldi,resetlendim.

2026'nın başlangıçlar senesi olduğuna ,resetlenmenin gücüne canı gönülden inanıyorum . Kafamda hayali belirdi ise bir sebebi olmalı. Hayalimi bırakmaz,onu kafamda iyice kurgularsam somutlaşacak biliyorum,diliyorum. Hadi o zaman...