Kadınsal zorluklara benim açımdan baktığım bir yazı bu. Çünkü bambaşka bir şey yazmak üzere,hayalimdeki yazı masasını hazırlamışken, elimde meyve soyacağı ile kendimi tezgahın önünde bulduğumda aklımdan geçenler bunlar.
Öncelikle şunu belirteyim ki , kadın erkek ayırmadan hayatın herkes için ayrı zorlukları olduğunu düşünen biriyim ben. Herkes yaşadığını bilir ve hayat hepimizi ayrı ayrı tokatlar . Herkes ayrı cephede kendi savaşını verir, bu blog da benim mücadele araçlarımdan biri zati.
Bu girizgahtan sonra olayın kendisine geleyim, sabah erken ev halkı kurslar için evden çıktı. Hadi sende keyfine bak ehehe. Ev tabi ki savaş alanı, toparlama, işleri halletme faslından sonra kahvemi demledim, suyumu aldım, kafamda yazacaklarımın taslağı bilgisayarın başına geçtim. Ve henüz yeni yazmaya başlamıştım ki bizimkiler geldi. Ev yine kaos, sorun yok ben gürültüde yazmaya alışkınım. Ama sürekli "anne" ya da "aşkım" diye seslenen uyaranlarla yazmak çok zor. Kafamda yeni yapılacaklar listesi sıralanmaya başladı bile.
Binlerce uyaran arasından ben ne yapacaktım, ne istiyordum sorularının peşine takılıp gidebilmek çok zor . "Kendine ait oda " ya (Woolf'a saygılar) kapanabilmek için, dirseklerinle yara yara kalabalığı aşman gerekiyor,çoğu zaman odaya ulaşabildiğinde yorgunluktan bitap düşmüş oluyorsun.
Çocuklara meyve hazırlamalıyım mesela yoksa meyve yemezler. Atıştırmalık bir şeyler de yoksa açlıklarını abur cuburla bastırırlar vs.. Kimsenin talep ettiği yok ama ben yapmazsam yapan da yok. Olay tam da burada işte. O meyveyi hazırlamak benim "anneliğim" . Çünkü anne, şefkat ve bakım vermiyor/veremiyorsa hiç kimse bunu tamamlamıyor. Daha küçücükken; etrafımda annem,başka anneler, bir dolu çocuk varken,bunu anlamıştım. O zaman ki sezgilerim ile şimdiki düşüncelerim pek değişmedi.
Neyi yapacağıma karar verme gücüne sahibim , doğru. Ancak asıl mesele, benim yapmayı tercih etmediğim işlerin bir başkası tarafından üstlenilmemesi. Benim elimi çektiğim her alanın bir boşluğa dönüşmesi. Ben durduğumda hayatın da duruyor olması.
Çocuklarımın suratları vitaminden ışıl ışıl,birazdan misafirliğe gidip çay eşliğinde survivor izleyeceğim,hayat güzel,maruzatım bu kadardı, Ah Belinda...

ailecek huzurunuz daim olsun. amin.
YanıtlaSil