Tereddütsüz yine bonkörce harcardım. Ama bu yazının konusu geçmiş pişmanlıklar değil; o yılları tam olarak nasıl harcadığımız.
Günü nasıl geçiriyorum gerçekten? Neye, ne kadar zaman ayırıyorum? Dönüp dolaşıp kendimi içinde bulduğum ama verdiğim emeğe değmeyen alışkanlıklarım neler? Onları budamak ya da başka bir şeye dönüştürmek mümkün mü?
Kabaca baktığımda zamanımı anlamsızca tüketen üç ana kalem var: Giyim, düzen ve sosyal medya. Aslında hepsinin ortak noktası, kendimce "iyi yaşam" standartlarımı koruma çabası.
İlk kalem giyim. Bir süredir gardırobumu hafifleterek bu süreci yönetmeye çalışıyorum; faydasını da gördüm ama henüz istediğim noktada değilim. Sabah ne giyeceğimi bilirim; çanta, ayakkabı ve aksesuarlarımı seçip hızla hazırlanırım. Akşam da aynı düzenle her şeyi yerine kaldırırım. Kombinlerimin detayları kafamda kategorize olduğu için kararsızlık yaşamam. Fakat bu kadarı bile ciddi bir mesai. Çünkü o çanta boşaltılacak dolaptaki "yerine" kalkacak, ayakkabı keza kutuya ve "yerine" , aksesuarlar yerlerine vs...
Buradan ikinci kalem olan düzene geçiyorum. Evde her şeyin yerli yerinde olmaması beni rahatsız ediyor. Sofradaki bardaktan amerikan servisine kadar her şey birbiriyle uyumlu olmalı. Örneğin, giysi askılarını renklerine göre dizmek için 2 saat harcadığımda bunun fazla olduğunu biliyorum; yine de kendimi durduramıyorum. Uyumu bozukları halde atamadığım için hediye mutfak gereçlerinden de huzursuzluk duyarım(japonların uyumsuzluktaki uyum felsefesini hatırlayınız..) Ve bunun gibi daha pek çok detay ...
Sosyal medyaya bağımlı değilsem de whatsapp ile birleşince günde 3 saat neredeyse,bu da fazla geliyor bana. Substack ve feedly ye kaydırmak isterdim bu zamanı, daha besleyici oralar , instagram beyaz ekmek, diğerleri ekşi maya tam tahıl :)
Ana dürtüm , kafamdaki uyuma göre yaşamadığımda huzursuz hissetmem. Kök sebep, kendi koyduğum kurallara uymayan her şeyin bende hissettirdiği eksiklik ve olmamışlık.
Bugün bir deneye başlıyorun 7 gün boyunca, yaptıklarımı süre ile ölçmeyi ve not etmeyi düşünüyorum. Sonra ikinci adıma sıra gelecek. Yine yazarım umarım...
Sevgiler....

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder