Ana içeriğe atla

Kayıtlar

Ağustos, 2011 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bursa'da Ramazan

Yanlış anlaşılmasın "nerde o eski bayramlar" cılardan değilim,aslında bayramları da pek sevmem çok kişiye aynı lafları,bir gün içinde tekrar zorunluluğu yüzünden ama Ramazan'ı ,Ramazan ruhunu severim.Ve ramazan Bursa'da bir başka güzeldir. İstanbul'u çok seviyorum ama maalsef ramazan ruhu kaybolmuş(en azından benim oturduğum bölgede)



Bugün arifeydi ve arifeleri çarşıya çıkmak alış veriş yapmak bi gelenektir.Annem ve kardeşimle geleneği bu yıl da bozmadık ve Bursa'da Ramazanı bir kez daha sevdim...


Ben her şehirde o şehre ait olan yerleri severim, starbucks zara görmediğim yerleri...İstanbul'un Çemberlitaş,Çengelköy ya da Eminönü nü mesela(aslında canım İstanbul'da say say bitmez).Bursa'da bizim çarşıya çıkmak diye tabir ettiğimiz şu oluyor;


Ulu cami'de öğle namazı(Ulu cami'nin manevi atmosferi çok etkileyicidir,hele ki ramazanda,dua eder rahatlarsınız) ,

Havlucular ya da kapalı çarşıdan alınacak ufak tefek(bayramda çocukları …

Az Çoktur

Bu lafı daha çok mimari alanlarda duyasınız. Aslında bende o yolla duydum ama hayatımın her alanına kendime hatırlatmaktayım.
Eflatun'un kendime felsefe edinmeye çalıştığım bir sözü var :"mutluluk, hayatta en çok şeye sahip olmak değil, en az şeye ihtiyaç duymaktır" yani az çoktur aslında her daim gerisi yorgunluktur,kalabalıktır...
Bu felsefeyle bu resim örtüştü aklımda nedense, rahatlamak dediğimde aklıma banyo geldiği için sanırım.Bu resim niye mi rahatlama hissi uyandırıyor çünkü fazlalık yok. Banyo yapmak için gerekli olan şey sade ve basit gerisi teferrüattır göz yorar...Şık olmak istediğinizde sade ve klasik olmak en basit yoldur. Bu yüzden düğün,kutlama farketmez erkekler hep şıktır ama biz kadınlar çoğu zaman onca emeğe rağmen günlük yaşamdaki şıklığımızı bile yakalayamayız. Sanki gün ne kadar önemliyse  o kadar çok süslenmeli...


Bugün "Kiralık Sevgili"  filmini izlerken bunu tekrar tekrar düşündürdü bana. Gelinliğin , giysilerin ve mekanl…

Bir Dost Sohbeti Yeter

Hiçbir şeyin yolunda gitmediğini düşündüğüm, moralsiz bi dönemimdeydim bir süredir. Böyle zamanları hepimiz yaşarız herşey olduğundan daha siyah bir karamsarlık örtüsüyle örtülüdür,en kötüsü de bu örtüden kurtulmak için hiç istek duymazsınız.
Böyle zamanlarda kendimle kalayım isterim,çünkü önemsiz şeylere takar, çevremdeki herkeste eleştirilecek yanlış bir taraf bulurum. En değerlilerimiz en kolay harcadıklarımız oluyor bazen,maalesef...
Bu sefer bu durumdan kurtulmamı sarıldığım hobim (dikiş) ve bir dostumla akşam yemeğinde sıcacık bir sohbet sağladı. Karşımızdaki insanla aynı frekanstaysak sıradan bir sohbet bile terapi yerine geçebiliyor. Bir şeyleri başarabilmenin de tatmini gerçekten iyi geliyor.
Bu bunalımlı dönemimi böyle atlattım artık önümüzdeki maçlara bakıcaz:)
İlk elbisemi bitirdim resmini paylaşırdım ama bu konuda o kadar iyi bloglar var ki bir de benim paylaşmam gereksiz...

Orası Uzun Burası Kısa Derken Alevlenen Dikiş Hevesi

Benim gibi aldığı herşeyi tadilat ettirmek isteyenlerden misiniz sizde?Boyum uzun, popom büyük, belim ince olunca belden bol geldi,boyu açılsın ya da kısalsın die bişiler düşünürüm hep aldığım kıyafetlerde. İndirimden aldığım 10 tl ye aldığım parçaya 10 tl de tadilat vermek te bayağı bi can sıkıcıdır. Ayrıca insanın hayatta mutlaka hobileri olmalı diye düşünenelerdenim,kafa dağıtmak,üretmek,başarmak için. Bu yüzden dikiş öğrenmeye karar verdim. İnternette araştırınca lacintenel.com , www.burdastyle.com , www.hamaratdiva.com gibi birkaç site beni daha çok şevklendirdi. Laçin 'in önerdiği kitap ve dergileri de alıp başlıyorum dikişe.
Tabiki palto kaban dikmeye çalışmıycam ama bir sürü para verirken içimin acıdığı basit parçaları da dikebilirim diye düşünüyorum. Mesela runner,kırlent,pareo(plaj giysileri),şalvar,maxiler ve tunik .... Bunlar dikimi kolay parçalar sadece kumaş seçiminde zevkimizi konuşturmak lazım ki bende kendi zevkime güvenirim. Aslında herkes zevkine güve…